Önce Sedat Peker güzellemesi yaptı…
” Varlığından büyük onur duyuyorum” dedi…
En son olarak da Akın Gürlek’e…
Tapular üzerinden Özgür Özel’i eleştirerek dolaylı destek çıktı…
Yılmaz Özdil hep yapar bunu…
Necip milletimiz…
Hep Atatürkçü sandı adamımızı…
Asistanlarının yalan- yanlış yaptıkları derlemelere…
Dev bir “ATATÜRK KİTAPLIĞI” muamelesi çekip, yıllarca tonla para akıttı…
Oysa…
Gerçek eserler…
Kitapçılarda tozlanmaya bırakılmıştı…
Hep böyledir bu işler…
Kim illüzyon yapıyorsa…
Ağzı açık bir şekilde peşinden gider dururuz!
“Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” diye çok sevdiğim bir söz var…
Yani…
Kötünün arkadaşı kötü…
İyinin arkadaşı, dostu iyidir…
Sadece üçkağıtçı kötülerin iyi arkadaşı…
Saftirik iyilerin kötü dostu olur…
Özdil…
Bir Ufuk Güldemir & Uğur Dündar yetiştirmesidir…
Tıpkı Nedim Şener gibi…
Nedim’in bugün SARAY GAZETECİSİ olduğuna bakmayın…
Silivri’den önce de güçten yanaydı hep…
Bunların gazetecilik serüvenini incelerseniz…
Bugünkü hal ve tavırlarına asla şaşırmazsınız…
Genç gazeteciler bir iki Tweet attı diye…
Silivri’ye atıldığı bu karanlık dönemde… Uğur Dündar’ların…
Yılmaz Özdil’lerin burunlarının bile kanamaması size hiç garip gelmiyor mu?
Özdil yaptığı yüzlerce yayında söyledikleri…
Yazdığı…
Binlerce makalede ifade ettikleri…
Hiç mi İsmail Arı’nın Tweetleri kadar sakıncalı bulunmadı…
Yılmaz, Gürlek’e niye koltuk çıktı sizce?
Yüzeysel bir Özgür Özel düşmanlığı mı?
Yoksa…
Patronu Burak Akbay’ın yurtdışı yasağını ve tutuklanma kararını mı kaldırmaktır hesabı?
Veya…
Daha derinde yatan “külliye” halleri?
Belki hepsi…
Belki de hiçbiri?
Kim bilir?
İçeriden…
Tehditle, şantajla ya da ..
Para, makam, mevki ile satın almalar başladığında…
Bilin ki o toplum çürümüştür…
Sabah- akşam ” milli birlik, bütünlük” sözleri…
Siyasetçinin ağzında sakız olmuş ise eğer…
Bilin ki o ÜLKE YIKILMAYA yüz tutmuştur!
Bakın işte…
Cumhuriyet kavgasının en zorlu döneminde…
Bir Cumhuriyetçi(!) Belediye Başkanı…
Bir otel odasında…
Kızı yaşındaki bir personeli ile basılıyor…
Üstelik bunların olacağını görüp, çok önceden beri yaza durduğum onca yazının mürekkebi bile kurumamışken…
Bizler yazıp uyardıkça…
“Şimdi sırası mı?” diye bize gönül koyan dostlar…
Bu işler öyle…
Pisliği halının altında gizlemekle görünmez olmuyor…
Yani GÜNEŞİ BALÇIKLA SIVAYAMAZSIN!
Önceden yenilen hurmalar…
Sonradan gelir tırmalar…
Sorun…
Mürit olmamak…
Sorun…
Okumamak …
Sorun…
Sorgudan, kuşkudan, analiz yapmaktan uzak durmak…
Düşünen insan olmanın değerini ve önemini anladığımızda ancak…
Daha yaşanası bir ÜLKENİN HAYALİNİ kurabiliriz…
Yoksa…
Sapı bizden baltalarla uğraşır dururuz!…














