Sen doğacaksın diye oldu her şey, senin için cana mayalandı sular…
Nefesinle serinlendi dağların rüzgârı, şiirinden kanatlandı Anka kuşları…
Ve doğdun işte yolcu! Aşkla yoğrulmuş aklın taneleri filizlendi bedeninde,
Var oldun güneşle birlikte gün sehere dönerken…
Bil ki, ömrün aşkın kadardır, bitmesin sevdaların,
Geçsin diye günler acele ederken…
.
Dur ve bak, gör o yolların koynunda geçmişte yürüyenleri,
Tarihin eski penceresinden geleceği görenleri!
Onlar ki bilgeliğin yolunda koltuğunda aklı ve o yâr, o yâren kitaplar.
Bil ki hiç sönmeyecek bir alevle yanar umurunda sevgi olan kalpler.
Hangi denizin suyu yeter bu ateşi söndürmeye?
Aşkla yürüyen ayakları geriye döndürmeye?
.
Lâkin gözakı yana sapmış kadını zindanına hapsetmiş Liliit ;
Ağzı kan içinde duruyor, bir erkeği sahiplenmiş Lilîtu.
Kimsesiz canların işkencecileri hasta karyolasında, sahte arzularıyla…
Gökyüzünü kirletiyorlar kimsenin duymadığı sofistike kahkahalarıyla.
Günahlarından nasıl arınsın kendini kaybetmiş erkek ya da kadın?
Nasıl küsmesin geleceğine çocuk, karanlık ruhların ağırlığında…
.
Ey, şifacı sen söyle! Kendileri kurbanıyken iblisin
Nasıl kurban kesecek insanlar, tanrıları nasıl memnun edecekler?
Acınızı sonsuz kılacak utancınız, siz görevini unutmuş zavallı kadınlar
Koruyamadınız canınızdan doğan bebelerinizi ve kendinizi.
Bak! Ejderin pençelerinde alev ateşi soluyan adam
Acılarından ilaç yapıp içti, kurbanlar kesti kurtulduğuna…
.
Zamanın ruhudur
Gökkuşağı kuşanmış efsaneler.
Bilemezsin onların kaç samanyolu gördüğünü…
Bir halkın gizemli ışığı parlar o öykülerde.
Gözlerin dalar, düğünlerini yaşarsın geçmişin
Geceleri eriten sıla türkülerinde…
.
O öykülerde:
Mezopotamya’dan Yunanistan’a miras
Gökyüzü haritalarının burçlar kuşağında
Yolların koynunda koca ayılar, isimsiz devler koşturur,
Toprağı eşeler azgın boğalar, yılanlar sürünür,
Kuzgunlar, kartallar uçar, balıklar yüzer…
.
O öykülerde yaşamın bitmezliği büyür evren tarlalarında…
Nasıl söz etmezsin bülbülü mahrum eden dalından
Bir gül ki dikenini narin bir şaire batırır, o gülden…
Yazacaksın şiirini…
Bütün hücrelerinin suyu gözyaşı olup aksa da
O şairin ardından…
.
Bir bakarsın
Babil kâğıtları kapılır çöl rüzgârına silinir insanın hafızası,
Tanıyamazsın zamanın doğurduğu çocukları…
Bir bakarsın bir şafak vakti
Göklerden yedi kızı çıkar Atlas’ın
Avuç avuç yıldız toplar eteklerine…
…
Osman Aktaş/ Kendini Arayışın Tohumları/ 2026/ Erzurum














