ABD başkanı Biden havaya el uzatıyordu sıkmak için.
Trump’ın ne dediği belli değil. Toplantılardaki şekerlemeleri ekranlarda.
Ecevit hakkında hastalıktan kaynaklı söylentiler vardı, o hala parti başkanlığını bırakmıyordu.
Erdoğan, Bahçeli ayaklarını sürükleyerek yürüyor, hiçbir şeyi bırakmıyor.
Haydi altmışı anladık, çok yaşlı sayılmıyor çağımızda. Yetmişi geçince unutkanlıklar artıyor, beyin işlerliği azalıyor, oturup kalkarken baş, bel ağrısı çekilmez oluyor artık.
Hele seksene ayak basınca ya da birkaç merdiven kalınca, işitme, görme zorluğundan algılama zorluğuna dek normal yaşam zorlanan yaşama evriliyor. Fiziksel değişimler duygusallaştırıyor, çocuklaştırıyor adeta.
Ama bu seksenliklerden çoğu ne yerinden kıpırdayabiliyor ne de kimseyi kıpırdatıyor.
İşte KILIÇDAROĞLU; seksene ayak basma aşamasında saray düzenine alternatif olununca piyasaya sürülüyor tekrar. Artık nasıl bir hırs, nasıl bir projenin parçasıysa, en derin yerlerden alınan görevi yerine getirebilmek için zaten bitmiş olan saygınlığını yerle bir ediyor, kendisiyle çevresini daha da dibe gömüyor. Yine seçimler yaklaşırken sistemi, tek adamlığı korumak için “solcu” söylemlerle öne sürülüp bölme çarpma işlemleriyle gelişimin önüne diktiriliyor.
İşte böyle… Burjuva demokrasisine bile katlanamayan emperyalist güçlerin maşaları bu halde. Sonuç belli değil mi?
Sosyalist kurtuluş su gibi gerekli, tek çare değil mi?
Memleket-ler- ne çektiyse, çekiyorsa bu ihtiyarlığını bilmeyen seksenliklerden çekiyor, onları bir biçimde yöneten, parmağında oynatan derinliklerden çekiyor desem…
A. Sefa














