KÜÇÜK DOKUNUŞLAR
Öğretmen birinci sınıf öğrencilerine ressamları anlatıyormuş; “Çocuklar, ressamlar o kadar beceriklilerdirler ki” demiş “bir fırça darbesiyle gülen yüzü ağlayan yüze çevirebilirler.”
Bunu duyunca, “Uyy yokisa penum babam ressam mu?” diye bağırmış küçük Temel “Ne zaman piraz gülsem önce, kari gibu gülme, diye fırça atayi sonra da suratuma vurduğu bir darbe ile penu ağlatayi…”
Şu anda bizim de küçük Temel’den pek farkımız yok. Çünkü, bir fırça darbesi ile değil ama, bir Yargı Darbesiyle, demokrasimizin anasını ağlattılar.
Neyse, bu güzel Pazar gününde biz Yargı Darbesini bir yana bırakıp fırça darbelerine dönelim.
Bizim yaştakiler rahmetli ressam Bob Ross’u iyi hatırlar. Televizyonda yaptığı resimlerde, küçük dokunuşlarla; “Şuraya da neşeli bir ağaç koyalım” falan diyerek bir tuval üzerinde ne güzel dünyalar yaratırdı.
Aslında küçük dokunuşlarla daha güzel bir dünya yaratmak için Bob Ross ya da ressam olmaya da gerek yok.
En yakın çevrenizden başlayabilirsiniz küçük dokunuşlara.
Bir tebessüm ile “günaydın!” deyin örneğin…
Rahmetli Zeki Müren’in dediği gibi ;
Bir tatlı tebessümün, bin vuslata bedel, olduğunu hemen göreceksiniz.
Bir markettin kasasında acelesi olduğunu gördüğünüz bir kadına sıranızı verin.
Boyundan büyük bir el arabasındaki yükü, kan ter içinde kaldırıma çıkarmaya çalışan bir çırak görürseniz, arabasının ucundan tutup yardım edip geçiverin, teşekkür falan beklemeden.
Gördüğünüz bir bebeğe örneğin; işaret diliyle, onu ne kadar sevdiğinizi anlatın.
Bir ambulans görürseniz, yapacağınız şey arabanızla peşine takılmak değil, yol verip içindeki hasta için dua etmek olsun.
Bir itfaiye aracı görürseniz sizin de canınız yansın biraz.
Elinize geçirdiğiniz fırçayla, önünüzdeki tuvale fırça atamıyorsanız, hiç değilse elinize geçirdiğiniz her fırsatta etrafınızdakilere fırça atmayın mesela…
Ama küçük dokunuşları muhteşem yapın.
En sevdiğim düşünür Fa-Lanca;
“ Eğer hiç bir şeyden korkmayan biri olsaydım; kendimden çok korkardım!” demiş.
Korkularınız olsun ama asla korkak olmayın.
Daha güzel bir dünya için, biraz cesaretle yapabileceğiniz sayısız küçük dokunuşlar olduğunu hiç unutmayın.
Lev Tolstoy, İtirafım isimli eserinde:
“Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür ama hiç kimse kendini değiştirmeyi düşünmez!” demiş.
Siz işe kendinizden başlayın.
Bunun için ille ressam olmak da gerekmez.
İnsan olalım yeter!
Unutmayın; daha güzel bir dünya yaratmak, bizim küçük dokunuşlarımıza bağlı.
İçinizden ümit, yüreğinizden sevgi, yüzünüzden tebessüm eksik olmasın.
Herkese iyi pazarlar!
Ulvi Puğ














