VEDA PEŞREVİ
( Ahmet Telli’nin döğüşken anısına…)
_ 1_
Upuzun bir Samanyolu dökülürken
Çocukların
gözyaşlarından
kentin varoşlarına doğru,
” Anısı biz olmalıyız bu sokakların “
diye ayaklandı Şaman.
.
Alnı yıldız perçemli kızlar ve ateş bakışlı delikanlılar yollara düştüler
.
_ ki , dönmeyeceklerdi!
.
Çünkü böyle söylüyordu Şaman’ın bilge annesi ,
Kendi hayatından alıntılarla.
.
Sırtını çınarlara ve taflanlara verip , Karadeniz’in
öte kıyılarına doğru çaresiz ağıtlar yakıyordu Anne Şaman…
.
Kuşlar çığlıklarla, ağaçlar derin iç çekişlerle Ah ederdi, AH!
.
Suyun, ormanın, kurdun-kuşun diliyle konuşabilen bu anne,
bir tek aç gözlü insana söz geçiremiyordu, AH!
.
O ağıtlarla Dem tuttu
Annesinin dizi dibinde bilge Şaman …
.
Kanun peşrevinde
ince bir sızıydı
annesinin sesi,
Hüzzam makamında sonsuz bir keder
.
” Karadeniz, bunu bilsin derinliklerin… “
.
Gidenler dönmeyecekler!
.
Güz yanığı bir sessizlikle örttü sonra Şaman, çocukluğunun üstünü.
.
Ama biliyordu yine de,
Hayra alâmet değildi böyle selamsız ve gölgesiz terk etmek kentleri…
.
Ateşten pınarlar doğurmalı dağ dediğin,
Nehir dediğin çölde çocuk gülüşlerinden yemyeşil vahalar yaratmalı!
Cephanesiz ve yalnız kaldıysa eğer,
Sözü silah eyleyebilmeli insan dediğin…
.
Hayra alâmet değil
bu sessizlik!
.
_ 2 _
Mamak’ın kaplan kafeslerinden
geçtiler böylece,
Ankara’nın ayazından
Açlık grevlerinden …
Zafer çarşısında şiirin mürekkebi kurumasın diye susuzluğa direnen
o karanfilin
önünden de geçtiler!
Polis kayıtlarından
Ve , varoşlar boyunca jurnal gölgelerinden geçtiler.
.
Ateşle döğüşüp,
Külle yaşamayı öğrendiler teslimiyet uykusundayken
tüm şehir …
.
Uzun bir uğunmaydı
Hepsi de…
.
_ 3 _
Bir sabah
başını hücre mazgalına dayayıp bağırdı Şaman;
” Hücrelerinize sığmıyorsanız eğer , kalbinizin pencerelerini açın yoldaşlar !
.
Sözü şiirin namlusuna sürme vaktidir,
Ayaklanın!
.
Birbirinize söz etmeyin lakin,
Söz ağırdır çünkü bombalardan bile ,
Yarası geçmez sözün,
Menzili uzundur kurşunlardan!
.
Ama küllerinden yeni fırtınalar çıkarmayı da öğrenmeli insan!
Yenilgilerden ateşböcekleri
yaratmayı da! “
.
Sonra eğilip, hücresinde
‘ çürüyen su’ya şiir üfledi Şaman!
.
Dağ yamaçlarından,
ormanın derinliklerinden,
uçurum boylarından ve kentlerin suskun varoşlarından
pınar gözeleri gibi
Şiirler akmaya başladı.
.
Şehrin göğünde
sevinçle döneniyordu
sığırcık sürüleri;
Sanki şehir eski sevdasıyla yeniden buluştu!
.
Anne Şaman başını kaldırıp gülümsedi çimenlerin arasından;
.
Su yatağını ,
Söz vatanını bulmuştu !
.
TEMMUZ. 2026 .
ANTALYA.














