ZAMANIN VE DEĞİŞİMİN
OLMADIĞI DÜNYA !
.
Geçen ay, Heraklietos’u konuşmuştuk :
” Her şey akar,
Her şey değişim halinde,
Aynı nehirde iki kere yıkanılmaz !… “
Bu düşünceler bize oldukça mantıklı gelmişti , değil mi ?
Peki , şimdi size bu değişimin, doğumun, yaşamın, zamanın ve ölümün… Aslında bir illüzyondan ibaret olduğunu söylesem !?
Parmenides,
Tam da bunu söylüyor!
Bugün, Heraklietos’un felsefi ” can düşmanı ” ve rasyonalizmin gerçek babası
Elea’lı Parmenides’i anlatmak istiyorum…
Heraklietos , nehirlerin ( yaşamın) akışkan ve hareket halinde olduğunu söylerken; Parmenides , bu ‘nehirlerin ‘ donmuş buz kütlesi olduğunu ve duyularımızın yanılsamasının sonucunda böyle algıladığımızı iddia ediyordu !
Parmenides ,
” Kulaklarınıza ve gözlerinize inanmayı bırakıp, sadece
“saf mantıkla “düşündüğünüzde ; Evrenin aslında donmuş, hareketsiz ve kusursuz olduğunu göreceksiniz !”
Diyor…
İtalya’nın güneyindeki
Elea kentinde , çok zengin ve soylu bir ailede doğdu Parmenides…
M.Ö. 515..
M.Ö. 450 civarlarında da öldüğü kabul ediliyor.
Elea, o dönem bir Yunan kolonisiydi.
Parmenides, zengin bir aileden gelmiş olmasına rağmen , asıl ününü ve saygınlığını felsefi düşüncelerinden alıyordu..
Elea’da o kadar saygı duyulan bir şahsiyetti ki, O’nun Elea Kolonisi için yazmış olduğu kanunlar , yüzlerce yıl geçerliliğini korudu..
İlk eğitimini Pyhtagorasçı ( pisagor) filozof Ameinias’tan aldı…
Fakat, ilerleyen yıllarda kendi özgün felsefesini oluşturdu ve bu ekole
” Elea Okulu ” adı verildi..
Tek eseri olan
DOĞA ÜSTÜNE
( Peri Physeos ) yi düz yazı olarak değil, Homeros tarzında Epik şiir olarak kaleme almıştır…
Bu eser 3 bölümden oluşuyor:
1:
GİRİŞ …
Parmenides , atların çektiği bir arabayla gökyüzüne yükselir.
Gece ile Gündüz’ün kapılarına doğru mistik bir yolculuğa çıkar…
Bu arabayı Güneş Tanrısı Helios’un bakire kızları Heliades sürmektedir.
Onları Gece ve Gündüz’ün kapısında devasa sarayın anahtarlarıyla Adalet Tanrıçası DİKE beklemektedir..
Güneşin kızları Tanrıça Dike’yi ikna ederek Parmenides’in Hakikat Kapısından geçmesini sağlarlar…
2. BÖLÜM :
HAKİKAT YOLU
VE BÜYÜK FORMÜL
Parmenides , bu mitsel yolculuktan sonra şu ünlü
Teoremini kurgular:
” Varlık vardır ve var olmaması imkansızdır!
Yokluk yoktur ve var olması imkansızdır!
Düşünmek ile, var olmak, aynı şeydir; düşünemediğimiz bir şey ( yokluk ) var olamaz !”
” Diyelim ki, bir kağıdı yaktınız ve kül oldu ..
Biz buna değişim diyoruz.
Ama mantığınızı çalıştırın; kağıt nereye gitti !?
Yokluğa mı!?
Ama, yokluk diye bir şey yoktur!
Peki, kül nereden geldi !?
Hiçlikten mi?
Ama hiç’ten hiçbir şey çıkmaz!
( ex nihilo , nihil fit !)
O halde,
Hiç bir şey yok olamaz ve hiç bir şey sıfırdan var olamaz !
Doğum ve ölüm birer yanılsamadır!”
3. Bölüm :
DUYULARIN İHANETİ VE KUSURSUZ KÜRE!
Parmenides bize şu çarpıcı uyarıyı yapar :
” Gözlerini ve uğuldayan kulaklarını o alışılagelmiş yola körü körüne yönlendirme !
Sorunu sadece mantıkla( logos ) çöz!
Gözümüz bir şeyin değiştiğini görüyorsa, yalan söylüyordur ve yanılsama içindedir ! Çünkü mantık, değişimin imkânsız olduğunu kanıtlamıştır!”
Parmenides’ e göre, gerçek varlık (yani Evrenin aslı)
Doğmamıştır, ölmeyecektir, bölünemez ve tek parçadır;
kusursuz- eşit bir küredir ve sadece şimdiki zamandadır!
Parmenides , bu söylemleriyle Felsefeye o kadar büyük bir kilit vurdu ki, O’ ndan sonra gelen Filozofların büyük çoğunluğu bu
“Hiçlik duvarı”nı aşmaya çalıştı…
Hatta, ilerleyen yaşlarında , çok sevdiği öğrencisi Zenon’la Atina’ya bir yolculuk yapacak ve orada kendisinin teorilerine karşı koyan genç bir filozofla uzun süren bir tartışmaya girecekti.
O genç filozofun adı;
SOKRATES ‘ ti…














