sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa YAZARLAR

Datça’dan…

Sedat Kaya Ekleyen Sedat Kaya
Ağustos 29, 2026
in YAZARLAR
0
Datça’dan…
0
Paylaş
1
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

CHP BU İŞTEN ARINACAK MI?

Yıl 1999’du.

Türkiye yeni bir yerel seçime gidiyordu. İstanbul’un çeperlerinde, Tuzla’nın yanı başındaki Akfırat’ta belediye başkanlığı koltuğuna Hilmi Yıldız oturdu.

Aradan yıllar geçti.

Akfırat büyüdü, araziler değerlendi, imar kararları önem kazandı. Bir zamanlar İstanbul’un kıyısında sayılabilecek belde, rantın ve büyük paraların dolaştığı bir bölgeye dönüştü. Hilmi Yıldız ise 2004 seçimlerinde bu kez AKP’den yeniden belediye başkanı seçildi.

Sonra işler değişmeye başladı.

Akfırat Belediyesi hakkında imar uygulamaları, arazi işlemleri ve yolsuzluk iddiaları gündeme geldi. Savcılık ve jandarma devreye girdi. Soruşturma genişledikçe yalnız belediyedeki işlemler değil, Hilmi Yıldız ve çevresindeki ilişkiler de mercek altına alındı.

Ve telefonlar dinlenmeye başladı.

Yıllar sonra Evrensel gazetesinin sayfalarına taşınacak hikAyenin Barış Yarkadaş’a uzanan kısmı da işte bu telefon kayıtlarında ortaya çıkacaktı.

ÖNCE “BÖYLE YOLSUZLUK GÖRÜLMEDİ” DEDİ

Takvimler 19 Mayıs 2008’i gösteriyordu.

Barış Yarkadaş’ın sahibi olduğu Gerçek Gündem internet sitesinde dikkat çekici bir haber yayımlandı:

“Böyle yolsuzluk görülmedi.”

Haberde AKP’li Akfırat Belediyesi hakkındaki iddiaların “dudak uçuklattığı” belirtiliyor, konuyla ilgili yeni haberlerin geleceği duyuruluyordu.

Ancak Evrensel’in daha sonra yayımladığı habere göre garip bir şey oldu.

Gerçek Gündem’de duyurulan dosya devam etmedi. Hatta söz konusu sayfa ertesi gün siteden kaldırıldı. Duyurusu yapılan haberler de yayımlanmadı.

Evrensel bunun nedenine ilişkin önemli bir iddia ortaya attı: Hilmi Yıldız’ın yakın arkadaşı olduğu belirtilen dönemin Orhanlı Belediye Başkanı Cemil Ekşi’nin devreye girdiği ve haberlerin durdurulması için “ricacı” olduğu ileri sürüldü.

Fakat hikâye bununla bitmeyecekti.

“PAZARTESİ HİLMİ YILDIZ’A SORACAĞIZ”

Başka gazetelerde Hilmi Yıldız hakkındaki iddialar yayımlanmaya devam ediyordu.

Bunlardan biri, mera arazilerinin imar düzenlemeleri yoluyla Hilmi Yıldız, oğlu ve bazı başka kişilerin üzerine geçirildiği iddiasıydı.

Barış Yarkadaş bu gelişmeler üzerine bir yazı kaleme aldı.

Evrensel’in aktardığına göre Yarkadaş, dosya duyurularını biraz erken yaptıklarını belirterek suçlanan tarafı “linç etmek” istemediklerini söylüyor ve:

“Pazartesi Hilmi Yıldız’a soracağız”

diyordu.

Evrensel’in haberindeki ifadeyle, Yarkadaş bu görüşmenin ardından “ikna olmuş” görünüyordu. Habere göre Gerçek Gündem, 24 Haziran’a kadar konuyla ilgili yeni bir haber yayımlamadı.

Daha sonra Hilmi Yıldız’ın “İspatlasınlar istifa ederim” açıklaması Gerçek Gündem’de geniş biçimde yer aldı.

Ama asıl çarpıcı bölüm henüz ortaya çıkmamıştı.

TARİH: 23 AĞUSTOS 2008

Akfırat soruşturması kapsamında yapılan telefon dinlemelerinden biri, Gerçek Gündem’in sahibi Barış Yarkadaş ile Hilmi Yıldız’ın oğlu Enes Yıldız arasındaki görüşmeydi.

Evrensel, bu kayıtların İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına dayanılarak yapılan dinlemelerden elde edildiğini yazdı.

Gazetenin haberine göre konuşmanın konusu gazetecilik açısından son derece dikkat çekiciydi:

Bir gazete basılacaktı.

Hem de birkaç yüz tane değil.

12 bin adet.

Evrensel’in aktardığı telefon görüşmesine göre Yarkadaş, Enes Yıldız’a Akfırat’ta bulunduğunu söylüyor; gazetelerin nasıl dağıtılacağı konusunda plan yaptığını ve hatta dağıtım için kroki hazırladığını anlatıyordu.

Gazete iki gün sonra dağıtılacaktı.

Yarkadaş’ın gazeteyi “bomba” diye nitelendirdiği de haberde yer aldı.

ISMARLAMA 10 BİN + 2 BİN GAZETE

12 bin gazetenin tamamının aynı amaçla basılmadığı öne sürülüyordu.

Evrensel’in haberindeki telefon kayıtlarına göre dağılım şöyleydi:

10 bin gazete Hilmi Yıldız için.

2 bin gazete Cemil Ekşi için.

Yarkadaş’ın aynı gün Cemil Ekşi ile yemek yediğini ve Ekşi’nin kendisi için de 2 bin ilave gazete istediğini Enes Yıldız’a söylediği ileri sürülüyordu.

Dağıtım bölgesi bile konuşulmuştu:

Tuzla.

Tepeören.

Akfırat.

İçmeler.

Evrensel’in yorumuyla ortaya çıkan tablo artık yalnızca bir internet sitesinde yayımlanan haberden ibaret değildi. Gazetenin iddiasına göre basımından dağıtım güzergâhına kadar planlanan bir yayın faaliyeti söz konusuydu.

“SİTENDE YAYINLANACAK BİR KONU VAR”

Telefon görüşmelerindeki belki de en dikkat çekici ifade ise bundan sonra geliyordu.

Evrensel’in aktardığına göre Enes Yıldız, Barış Yarkadaş’a şöyle diyordu:

“Senin sitede bizim yayınlayacağımız bir konu daha var.”

Konu, Akfırat’taki yolsuzluk iddialarının ortaya çıkmasında rol oynadığı belirtilen eski belediye çalışanı Hüseyin Çelik’ti.

Çelik, Hilmi Yıldız ve oğlu hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.

Haberdeki iddiaya göre Enes Yıldız bu kez Hüseyin Çelik aleyhine haber yapılmasını istiyordu.

Üstelik görüşmelerde yalnız Gerçek Gündem konuşulmuyordu.

Enes Yıldız’ın başka bir gazetede Hilmi Yıldız ve Cemil Ekşi hakkındaki “Belgeleriyle orman talanı” haberinden söz ettiği; benzer bir haberin başka bir gazetede de hazırlanması üzerine Yarkadaş’a o gazetede tanıdığı olup olmadığını sorduğu da Evrensel’in haberinde yer aldı.

SONRA EVRENSEL O MANŞETİ ATTI

Bütün bu telefon kayıtları daha sonra Evrensel’in sayfalarına taşındı.

Gazete manşetini kelime oyunuyla kurmuştu:

“‘Gerçek Gündem’i başka!”

Üstünde ise daha ağır bir iddia vardı:

“Gerçek Gündem’in sahibinin ısmarlama haberi çete dinlemesine takıldı.”

Evrensel, Barış Yarkadaş’ın Hilmi Yıldız için “ısmarlama haber” yaptığı iddiasını kamuoyuna böyle duyurdu.

Aradan yıllar geçti.

Akfırat beldesi bile bugün artık yok. 2009’daki idari düzenlemeyle Tuzla’ya bağlandı. O günlerin belediye başkanları, soruşturmaları ve siyasi kavgaları büyük ölçüde hafızalardan silindi.

Ama gazete arşivleri unutmadı.

Bugün sararmış bir Evrensel sayfasında hâlâ aynı sorular duruyor:

Bir gazeteci neden bir siyasetçinin oğlu ile 12 bin gazetenin basımını ve dağıtımını konuşuyordu?

Neden dağıtım için kroki hazırlıyordu?

Neden 10 bin gazete bir belediye başkanı, 2 bin gazete başka bir belediye başkanı için ayrılmıştı?

Ve en önemlisi:

“Senin sitede bizim yayınlayacağımız bir konu daha var” sözünün gazetecilikteki karşılığı neydi?

Bunlar Evrensel’in yıllar önce kamuoyuna taşıdığı iddialar.

Bugünden geriye bakıldığında hikayenin belki de en çarpıcı yanı şu:

CHP’nin “Arınma” söylemi isme göre değişiyor mu?

Ama arşiv değişmiyor.

…

YENİ PARTİ’YE KÖYCEĞİZ ŞOKU

Köyceğiz Belediye Başkanı Ali Erdoğan’ın Yeni Parti’ye katılımı için hazırlanan rozet töreni, son anda yaşanan karar değişikliğiyle gerçekleşmedi. Erdoğan’ın partiye katılmak istediğini bizzat bildirdiği, törenin gün ve saatini belirlediği ancak milletvekilleri ve parti yöneticileri Köyceğiz’de beklerken programa gelmediği öne sürüldü.

Marmaris Manşet’ten Ercan Arslan’ın özel haberine göre Erdoğan, 25 Ağustos’ta Yeni Parti Muğla İl Başkanı Nail Kızıl’ı telefonla aradı. Görüşmede partiye katılmak istediğini söyleyen Erdoğan, rozet töreninin ertesi gün saat 16.00’da Yeni Parti Köyceğiz İlçe Başkanlığı’nda yapılmasını istedi. Bunun üzerine parti yönetimi hazırlıklara başladı.

MİLLETVEKİLLERİ KÖYCEĞİZ’E GELDİ

26 Ağustos’ta Yeni Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Muğla Milletvekili Gizem Özcan ile milletvekilleri Cumhur Uzun ve Süreyya Öneş Derici, İl Başkanı Nail Kızıl, eski milletvekili Süleyman Girgin, il yöneticileri ve partililer Köyceğiz İlçe Başkanlığı’nda toplandı.

Saatler 16.00’yı gösterdiğinde ise beklenen isim gelmedi. Habere göre Ali Erdoğan, daha sonra kararını değiştirdiğini bildirerek, “Ben bir süre daha düşüneceğim. Yeni Parti’ye geçmiyorum” dedi. Böylece yaklaşık 24 saat önce başlayan katılım süreci rozet takılmadan sona erdi.

Erdoğan’ın kararını neden değiştirdiğine ilişkin Yeni Parti yetkilileri fıtık ameliyatı olduğu için törene katılmadıgını belirtti. Ancak bu ameliyatın gününün son anda mı belli olduğu yönündeki soru yanıtsız kaldı.

Kaynak: Ercan Arslan / Marmaris Manşet

…

DENETLENMEME GÜVENCESİ Mİ?

Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın yönettiği belediyenin konser, festival ve kutlama harcamalarındaki büyük artış tartışma yarattı.

Sözcü’den Deniz Ayhan’ın haberine göre Keçiören Belediyesi, 2026’nın ilk altı ayında konser, festival ve kutlamalara 332,7 milyon TL harcadı. Geçen yılın aynı döneminde bu kalemlerdeki harcama yaklaşık 31 milyon TL düzeyindeydi. Sözcü artış oranını yüzde 914 olarak aktardı.

Özgür Özel’in “Tosuncuk” diye hitap ettiği Özarslan, 8 Şubat 2026’da CHP’den istifa etmiş, daha sonra AKP’ye katılmıştı.

Belediyenin bütçe tercihlerinde dikkat çeken bir başka ayrıntı ise aynı dönemde “Afetlere Yönelik Risk Azaltma ve Hazırlık” ile “Kadının Güçlenmesi” programlarında harcama gerçekleşmemesi oldu.

…

1999… KNİDOS İSYANI

Yıl 1999’du.

Ağustos güneşi Datça’nın taşlarını kavururken, Knidos’un rüzgarı hala binlerce yıllık sırlarla esiyordu.

Antik kentin taş duvarları, zamanın ötesinden gelen bir sessizliği saklıyordu.

İşte o gün, bu sessizlik iki kamyonun gürültüsüyle bozuldu.

Kamyonların arkasında tüfekleri omuzlarında bir manga jandarma…

Ve bir kadın görevli.

Askerler kazı alanındaki küçük depoya yöneldi. Kapı açıldı.

Taşın kalbinden çıkarılmış, binlerce yılın tanıkları olan heykeller, amphoralar, yazıtlar birer birer dışarı taşındı.

Sonra kamyon kasalarına yüklendi.

Knidos boşaltılıyordu.

Antik kentin kıyısında görev yapan tuvalet bekçisi olanları görünce hemen Yazıköy muhtarına haber uçurdu.

Haber köyün içinde bir kıvılcım gibi yayıldı.

Kadın, erkek, genç, yaşlı…

Kimin traktörü varsa üzerine atladı.

Tozlu yollardan Knidos’a aktılar.

Antik taşların gölgesinde büyük bir kavga başladı.

Köylüler askerlerin önüne dikildi.

“Knidos’u biz koruruz! Bu toprakların bekçisiyiz biz! Bu eserler buradan gidemez.”

Bağırışlar dipçik seslerine karıştı.

Yere düşenler oldu.

Gözaltına alınanlar oldu.

Ama köylüler geri çekilmedi.

Kamyonlara yüklenen eserleri elleriyle yeniden aşağı indirmeye başladılar.

Araya kaymakam girdi.

Söylediği söz, aslında devletin Knidos’a bakışını özetliyordu.

“Knidos’u korumak bizim için zor. Bu eserleri müzeye götürmek bizim talebimiz.”

Köylülerin cevabı ise çok daha yalındı.

“Müze istiyorsanız buraya yapın!”

Ve ardından bugün bile Knidos’un taşlarında yankılanması gereken o cümle geldi.

“Biz sizden iyi koruruz. Bu toprak bizim canımızdır.”

Ama karar verilmişti.

Devletin demir elleri, köylülerin nasırlı ellerine üstün geldi.

Kamyonlar homurdanarak yola çıktı.

Knidos’un topraklarından çıkan eserleri Knidos’tan, Datça’dan alıp Marmaris’e götürdüler.

O gün Balıkaşıran gazetesi, “Knidos’ta Neler Oluyor?” manşetiyle yaşananları bütün ayrıntılarıyla okurlarına anlattı.

Ve bir soru sordu.

“DATÇA’DA NEDEN MÜZE YOK?”

Aradan 27 yıl geçti.

O gün traktörlerine atlayıp Knidos’a koşan Datçalıların istediği şey aslında çok basitti.

Knidos’un eserleri Knidos’ta kalsın.

Datça’nın toprağından çıkan tarih Datça’da sergilensin.

Datça’nın bir arkeoloji müzesi olsun.

Yirmi yedi yıl sonra aynı talep hala ortada.

Çünkü Knidos’ta her kazma darbesinde yeni bir tarih uyanıyor.

Toprağın altından heykeller çıkıyor.

Yazıtlar çıkıyor.

Seramikler, sikkeler, binlerce yıllık yaşamın izleri çıkıyor.

Sonra?

Knidos’un tarihi başka yerlere gidiyor.

Oysa mesele sadece birkaç heykelin nerede sergileneceği değil.

Mesele bir kentin kendi hafızasına sahip çıkma hakkı.

1999 yılında Yazıköylüler bunu anlamıştı.

Traktörlerine binip Knidos’a koştular.

Kamyonların önüne dikildiler.

“Bu tarih bizim” dediler.

Aradan 27 yıl geçti.

Bugün kimsenin kamyonların önüne dikilmesine gerek yok.

Bir müze yapmak yeter.

Ama değişmeyen bir şey var.

Duyan yok.

Gören yok.

Knidos’ta her kazma darbesinde tarih uyanıyor.

Bu kenti yönetenler ise hala derin uykuda.

…2 BİN 295 KOLTUK, BİR TEK ANNE

İstanbul’da görülen Aziz İhsan Aktaş davasının duruşma salonundan yansıyan bir fotoğraf, yargı sürecinin en çarpıcı karelerinden biri oldu.

Tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık’ın 84 yaşındaki annesi Gülseren Çalık, duruşmanın sona ermesinin ardından 2 bin 295 kişilik salon boşalırken yerinden ayrılmadı.

Koca salonda yüzlerce boş koltuğun arasında tek başına oturan Gülseren Çalık’ın görüntüsü sosyal medyada da gündem oldu. Anne Çalık, oğlunun özgürlüğüne kavuşacağı günü bekliyor.

Murat Çalık uzun süredir tutuklu bulunurken sağlık sorunları da kamuoyunda tartışılıyor. Daha önce iki kez kanser tedavisi gören Çalık’ın cezaevindeki sağlık durumu nedeniyle tahliye edilmesi yönünde çağrılar yapılmıştı.

Duruşma salonunda geriye kalan o kare ise yaşananları tek başına özetledi:

Salon boşaldı, bir anne beklemeye devam etti.

Post Views: 90
Önceki yazı

Bedenin hafızası, toplumun onarımı

Sonraki Gönderi

Engin görüş…

Sedat Kaya

Sedat Kaya

Sonraki Gönderi
Engin görüş…

Engin görüş…

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
İSTİFA VE İSTİĞFAR

İSTİFA VE İSTİĞFAR

Şubat 11, 2026
DENİZ GEZMİŞ VE ARKADAŞLARI VE MAYISTA YİTİRDİĞİMİZ DEVRİMCİLERİ ANMAK -1

DENİZ GEZMİŞ VE ARKADAŞLARI VE MAYISTA YİTİRDİĞİMİZ DEVRİMCİLERİ ANMAK-6

Mayıs 21, 2025
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
GELENEKSEL HAFTA SONU MANİLERİ

GELENEKSEL HAFTA SONU MANİLERİ

Ağustos 29, 2026
ZULMÜN OLDUĞU YERDE SUSMAK NAMUSSUZLUKTUR

ZULMÜN OLDUĞU YERDE SUSMAK NAMUSSUZLUKTUR

Ağustos 29, 2026
ULVİ PUĞ’DAN  “CUMARTESİ”LİK

ULVİ PUĞ’DAN  “CUMARTESİ”LİK

Ağustos 29, 2026
Sol, sosyalist ve devrimci çevrelerin sorumluluğu

Sol, sosyalist ve devrimci çevrelerin sorumluluğu

Ağustos 29, 2026

Güncel Haberler

GELENEKSEL HAFTA SONU MANİLERİ

GELENEKSEL HAFTA SONU MANİLERİ

Ağustos 29, 2026
ZULMÜN OLDUĞU YERDE SUSMAK NAMUSSUZLUKTUR

ZULMÜN OLDUĞU YERDE SUSMAK NAMUSSUZLUKTUR

Ağustos 29, 2026
ULVİ PUĞ’DAN  “CUMARTESİ”LİK

ULVİ PUĞ’DAN  “CUMARTESİ”LİK

Ağustos 29, 2026
Sol, sosyalist ve devrimci çevrelerin sorumluluğu

Sol, sosyalist ve devrimci çevrelerin sorumluluğu

Ağustos 29, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

GELENEKSEL HAFTA SONU MANİLERİ

GELENEKSEL HAFTA SONU MANİLERİ

Ağustos 29, 2026
ZULMÜN OLDUĞU YERDE SUSMAK NAMUSSUZLUKTUR

ZULMÜN OLDUĞU YERDE SUSMAK NAMUSSUZLUKTUR

Ağustos 29, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.