“BİR MUSİBET BİN NASİHATTAN EVLADIR”. Ata sözüne örneklerden biri de günümüzde gerçekleşti. Bodrum Limanında bu yıl ikincisi düzenlenen “BOAT SHOW” nedeniyle limanda bağlı teknelerden “SHOW” dışı teknelere 5 günlüğüne limanı terk etmeleri emredildi.
“Nereye gideyim” diyenlere… Nereye gidersen git edasıyla …
“Nereye gideyim? Gidecek başka liman yok!” diyemeyen, koyun psikolojisiyle emredersiniz diyerek, komutlara uyum sağlayan tekne sahipleri limanı terk ettiler. Kale civarı, Kumbahçe Koyu, tıklım tıklım tekne doldu.
Nereye gidecekler. Gidecek de yerleri yok ki! Hemen limanın dışına alargaya demir attılar. ,


Her zaman olabilecek bir fırtınaya da denk gelince. Açık alanda kalan teknelerden biri tuzağa yakalandı ve karaya oturdu. Başka birkaç koyda da birkaç tekne daha. Halikarnas İskelesinde bağlı olan birkaç tekne birbirine sürtünmekten batacak duruma kadar tehlike atlattılar. Aslında ucuz atlatıldı. Fırtına biraz daha zorlasa ve çok tekne karaya vursaydı, parçalanıp batsaydı “BOAT SHOW” için küfür etmeyen kalır mıydı? Şimdi bu hasarları kim karşılayacak… Üstelik sezon kötü geçmişken bu zulüm evlamı…

Bodrum’da bilhassa sonbahar ve kış mevsimlerinde rüzgâr güneyli yönlerden kuvvetlice eser. Bu durumda girip saklanabileceğiniz iki koy var ki yer bulabilirsen sığışabilirsin. Başka bir limanı olmayan, marinalarının tıklım tıklım ve astronomik fiyatlar talep ettiği Bodrum’da teknelerimizin Bodrum Limanından başka gidebileceği bir yeri yok. Zaten Bodrum Limanı da bunun için “TEKNELERİMİZİ KORUMAK İÇİN” yapıldı. Bir mendirek fırtınanın limana girmesini engelleyemediği için ikinci bir mendirek yapıldı. Tekneleri limandan kovmak hangi kurala hangi mantığa uyuyor biri anlatsa da bilsek.
Liman dışındaki teknelerde deneyimli kaptanlar, tekneleri içinde ve tetikte nöbet tutarak, gerektiğinde koy değiştirerek, teknelerini koruyabilirler. Bu kadar kalabalık demirde konuşlanmış teknelerden biri demir tarasa ya da tonozu kopsa ya da motoru arızalansa, deli danalar gibi ortalığı darman duman ederdi.
“SALDIM ÇAYIRA MEVLAM KAYIRA” öngörüsüyle hareket ediyoruz. Bu yanlış öngörü bir gün bize pahalıya patlayacak bilmiş olun.
Biz denizi ile ünlü, Liman Başkanlığı’na kayıtlı (10 BİN özel ve 4 BİN ticari) en çok teknesi olan, Bodrum Limanına kayıtlı belgeli 9280 denizcisi ile birlikte çok daha fazla denizci elemanı barındıran, tekne imalat ve bakım tersaneleri ile ünlü, en çok tekne imalatı yapılan, Mavi Yolculuğun beşiği, antik tarihten beri Dünya ünlüsü denizci bir kasabayız.
Bize en çok ne lazım “””LİMAN”””….
Var mı?….. “””YOK”””… Bir tane var, o da devede kulak, yarısını da özel sektöre kaptırdık, zenginlere marina yaptılar. Özel motor yatları koruyorlar. Bizim yerele istihdam sağlayan kan damarlarımız olan ticari yatlara yapmadık eziyet bırakmıyoruz.
İhtiyacımız olan limanları niye yapmıyoruz? Becerikli yöneticilerimiz yok. Ve hatta beceriksiz ve öngörüsüz yöneticilerimiz var.
Bu öngörüsüzlük ve beceriksizlik sadece günümüzün tirendi değil elbet, eskiden gelen bir alışkanlık.
Önce, Bodrum Limanını yereldeki denizcilere zindan etmeye ve deniz emekçilerine ve girişimcilerine eziyet etmeye nasıl başladığımızı anlatayım.
Bu işin birinci sorumlusu Belediye olduğundan bu konuyla aktif olarak uğraşmış Etem DEMİRÖZ Amca’yı soru yağmuruna tutarak başladım. Aynı zamanda, Etem Amca’nın yazdığı ve dağıttığı “HATIRALAR” isimli kitabının 75 inci sayfası da bu yazdıklarıma kaynaktır.
1968 de yeni seçilen belediye başkanı Hasan Reşat ÖNCÜ ve beraberinde birkaç meclis üyesiyle birlikte Bodrum’un sorunları ile ilgili isteklerini belirtmeye Ankara’ya gitmişler ve döndüklerinde Bodrumluya büyük bir müjde getirmişler…
“BODRUMA BİR YAT LİMANI YAPILACAK”… Hem de limanın içine…
Yapıldıktan sonra Yat Limanı’nın Belediyeye verilecek sözünü aldıkları için, ortamda bir an önce yapılması için teşvik edercesine can atanların çoğalmaya başlaması kaçınılmaz olmuş. Meclis üyelerinin bir kısmı, “mevcut limanı kaybederiz, yapılsın ancak limanın dışına yapılsın, hem Bodrum ikinci bir limana kavuşur” tezi ile itiraz edip çareler aramaya girişmişler, bakanlığa itiraz dilekçeleri yazılmış, basında gerekçeli tepkiler yayınlanmış. Hatta karşı çıkan meclis üyelerinden Etem DEMİRÖZ, Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir KABAAĞAÇLI’yı İzmir’deki evinde ziyaret ederek tepki göstermesini sizin sözünüzü dinlerler diye bir yazı yazmasını istemiş.
“Yazsam da dinlemezler, orası zaten liman, Haremten Koyu’nu görmemişler mi?… Yazacağım yazıyı dikkate almaz bunlar, diktiğim ağaçları da mahvettiler, limana kıymasalar bari”…
Diye sitem ederek çaresizliğini belirtmiş.
Tekne sahipleri ve Kaptanlar da itiraza katılmışlar ancak onlara da” tekneleriniz yat limanından ücretsiz yararlanacak” sözü verilerek susturulmuşlar. Ve 1969 yılında Belediye meclisinde yapılan oylamada,
5 HAYIR, 6 EVET, 2 ÇEKİMSE ve 1 BOŞ oy kullanılarak Liman içinde yat limanı yapımına onay vermişler.
1971 de Yat Limanı yapımı tamamlandı, işletmesi ne belediyeye verildi ne de teknelerimiz ücretsiz yararlanabildi. Turizm Bakanlığı işletmeyi sürdürdü. Biz baktık kaldık…
1974 yılında yeni koalisyon hükümeti, Bodrum Yat Limanını, Turizm Bakanlığı kuruluşu olan ve kısa adı TURBAN olan Türkiye Turizm Bankası’na devretti.
Belediyeye devredileceğini bekleyenler ile ücretsiz yararlanacağını zannedenler aldatılmış oldular. Yani kandırılmak ve aldatılmak taaaaa o günlerde de yapılıyormuş.
1996 da TURBAN Marina’nın 49 yıllığına özel sektöre kiralanacağı duyurusu yapıldı. Belediye başkanı Tuğrul ACAR önderliğinde toplanan kalabalık Bodrumlu vatandaşlar, bir şirket kurarak para toplayıp Yat Limanını almak üzere açık arttırmaya girdiler. Ancak üst kademelerde neler döndüğünü bilemeyip, büyük şirketlerle aşık atamayacağımızı anladığımızda marinayı alamadık.
1997 yılı sonunda TURBAN Marina, özel sektöre geçmiş oldu. Özel sektör, 1999 yılına kadar marina bölgesinde yeniden yapılanmaya girişti. O zamanki TURBAN Marina sahasının belki 5-6 katı büyüklüğünde bir sahayı da işgal ederek yenilendi. Yetkililer sadece seyrettiler. Bugün Bodrum Limanının yarısından fazlasını kullanıyorlar.

Bodrum Liman Başkanlığı’na 600 teknenin kayıtlı olduğu ve liman içine yapılacak yat limanını tehlike olduğunu gördüğümüz zamandan 4 000 ticari teknenin kayıtlı olduğu zamana geldiğimizde yarısından fazlasını kaybettiğimiz bir limana sığmaya çalışmak hangi mantığa sığıyor. Niye bir başka limanımız daha yok? Bu bir ayıp değil mi?…
Artık bu yapılan yanlışlıkların dönüşü olmayacağından dövünmek yerine neler yapmalıyız moduna geçmek zorundayız.
Bodrum yerel istihdamının en büyük paydası deniz sektörüdür. Diğer sektörlerin Bodrum’a sürekli sorun pompaladığını artık görmek gerekir. Denizi ve denizciyi korumak zorundayız. Denizcinin güven duyduğu işine dört elle sarıldığı bir ortamı yaratmak zorundayız. Denizci küsmek üzere, onları küstürürsek turizmin de yaptığınız “BOAT SHOW” un da hiçbir değeri olmaz. Ve hatta 38 senedir sürdürdüğümüz Bodrum CUP yelken yarışları da değersizleşir.
“BOAT SHOW” konusuna da gelelim elbet. Yerini iyi seçtik mi? Diğer benzerlerini taklit etmek bize ne kadar popülarite sağlar? Kaş yaparken göz çıkarmak mı gerekir? Bunları konuşmalıyız.
Mesela : “BOAT SHOW”u tersaneler bölgesinde yani İçmeler’de yaparak, tersanelerimizi ve nasıl tekne yaptığımızı da sergilemek ve göstermek daha yararlı olmaz mı? Hem de bize özgü bir sunumla. “BODRUM YAT FUARI” “BODRUM TEKNE FUARI” ya da “BODRUM BOAT SHOW”, ismini ne koyarsak koyalım organizasyonuna yeni bir sunum katmış olmaz mıyız? Ticari katkısı da mutlaka daha fazla olacaktır.
Bir an önce liman yapımına girişmeliyiz. HAREMTEN koyu hala bakir ve hala yapılaşmamış durumda. Üstelik Bodrum Limanından daha büyük bir liman olur. İÇMELER Bölgesi, Bodrumlunun ortaklaşa katılımı ile yapılabilecek, Bodrum ticari teknelerine kolaylık sağlama amacıyla kurulmuş ve yerel yönetimlerin işleteceği bir marina için uygun bir bölge.
Bodrum Limanını yerelin kullanımına eziyet haline getirmekten ve sadece para kaynağı olarak görmekten vazgeçin. Tarlalarda, bahçelerde, boş arsalarda ve hatta Yokuşbaşı’nda araba park yerinde park etmiş tekneleri görmek, denizde sığınacak liman bulamayan tekneleri seyretmek bize yakışmıyor.
Söyleyeceklerim bitmedi devam edecek, şimdilik daha fazla uzatıp sizi sıkmayayım görüşmek üzere
Saygılarımla… Ali DİZDAR














