sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa KÜLTÜR VE SANAT

ALİ ÖZENÇ ÇAĞLAR’IN KİTAPLARI ÜSTÜNE

Ali Özenç Çağlar Ekleyen Ali Özenç Çağlar
Haziran 18, 2026
in KÜLTÜR VE SANAT, SOSYAL MEDYADAN
0
ALİ ÖZENÇ ÇAĞLAR’IN KİTAPLARI ÜSTÜNE
0
Paylaş
1
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

NİLÜFER UÇAR

“Hiç böbürlenme, senin yüceliğin benim sevdam kadardı.”

“Küçük insanlar, kıymetini bilmedikleri onurlarını, hep

küçük şeyler için harcarlar” A.Ö.Ç

Sayın Ali Özenç Hocam; sizi sosyal medyanın güzel nimetlerinden faydalanırken tanıma olanağını buldum. Dünya çok büyük olsa da sosyal ağın sunduğu mucize sayesinde küçülüp bilgisayar kutucuğuna girince, birçok bilgiye, kişiye ve içeriğe kolayca ulaşma olanağına sahip olabiliyoruz. Bu da çağımızın bize sunumudur. İyi ve yerinde kullanıldığı oranda değeri yadsınamayacak kadar çoktur. İşte bu sosyal ağda sizinle nasıl karşılaştım, nasıl sayfa arkadaşı olduğumuzu anımsamıyorum. Paylaşımlarınızın içeriği ilgimi çekmişti. Hemen hemen tüm paylaşımlarınız; bizim ve dünya edebiyatının önemli yazarları ve şairleri dolayısıyla şiirlerini tanıtan seçkiler, muhalif içerikli önemli bilgileri içeriyordu. Bir paylaşımınızda Fakir Baykurt’la fotoğrafınızı ve söyleşinizi gördüm. Yazıyı merak ve ilgiyle okudum.

Daha sonra tarafınızca hazırlanan “Çağdaş Edebiyat” sayfasıyla karşılaştım. Düzeyli, seçkin yazıları ve dolu içeriğiyle titiz bir çalışmanın ürünüydü. Aylık internet e-dergisi. Çok beğenmiştim. Ben de bu sayfaya şiir göndermeliyim diye düşündüm. Ama e-mail adresini bulamayınca özelde size yazmak zorunda kalmıştım. İşte tanışmak için kapıyı açan Ali Özenç Hocam siz oldunuz. Telefon numarasını bırakıp, aramayı da bana bıraktınız. Bu ince davranışınız beni etkilemişti. Yaptığımız görüşmeden sanki yıllara dayanan bir geçmiş, yaşanmışlık varmış gibi içten, sıcak ve dostça bir söyleşi oldu. Bir dost kazandığımın farkındaydım. Hani geçmişimizde olan, ne yazık ki yitirdiğimiz değerlerimizden yerini şimdilerde bulamadığımız “babacan” kavramı olmasa da ben Ali Özenç Hocamda bunu gördüm. Öyle içten, öyle doğal ve öylesine dost canlısıydı. Bildiğim bir şey varsa o da, okumanın – yazmanın önemini ön plana çıkaracak kişileri önemsiyor, onları yüreklendiriyor, gerekirse destek oluyorsunuz. Gözlemlerimde bunu gördüm. Yanıldığımı da sanmıyorum.

Bir denemenizde şöyle yazıyorsunuz: “Okuma özürlü olan insanlar, eğer şair ve yazarsa, mutlaka yazma kabızlığı da çekerler Üretemezler. Çünkü biz beynimizi yeni bilgilerle dolduramaz, onu – okuyarak – takviye edemezsek, beyin hangi bilgilerin sentezini çıkarıp size güzel cümleler, ilginç konular, düzeyli projeler üretmenize yardımcı olabilir ki?”

Açıkça vurguladığınız konu okumanın elzem oluşudur. Çok okuyan, bunu da titizlikle öneren biri yazarsınız. Okumak; yürünecek yolu aydınlatan elimizde olması gereken ışık kaynağıdır. Yoksa nasıl yürünür o yol. Evet, o gün; uzanan o sıcacık dost eli iyi ki sıkmışım derim hâlâ. Şirazesi dağılan kaos kokan yaşadığımız günümüzde, güven veren bir elden kıymetli ne olabilir ki!.. Beklentisiz dostluğun, arkadaşlığın nesli tükenen varlıklar gibi korunup değer bilinmeli.

Yeni çıkan ilk kitabım hakkında konuşurken çekincelerimi sezinlemiş olmalıydınız ki güç verici önerilerde bulundunuz. Şiir göndermemi söylediniz akabinde. Gönderdiğim şiiri beğenmiş olmanız moral ötesi bir güven esintisi yarattı. Birçok konuda yardımınızı esirgemediniz. Bu anlattıklarım bana özel olmadığını, pek çok kişiye aynı yakınlığı ve desteği esirgemeden, üşenmeden, yük olarak algılamadan ve en önemlisi ego denilen o canavarı devre dışı bırakarak yapıyorsunuz. Bir anda kıyaslama denilen o nahoş arkadaş araya girer. Sevmesek de kıyaslama hatasını yaparız.

Donanımlı, kültürel birikimi doygunluk seviyesine ulaşan, çağdaş bakış açısına sahip, toplumsal duyarlılık kazanmış, ego denilen şişkinliği bir kenara bırakmayı başarabilmiş kişiler birikimlerini paylaştıkları gibi / kişi veya kişileri desteklemeyi, yol açmayı kendilerine görev sayarlar Bunu başarmak kolay mı dense, çok kolay olduğu söylenemez. Ego denilen yaramaz arkadaş kişiyi Kaf Dağı’na oturtur. O kadar çok örnek var ki. Kuzey rüzgârı ısıtmaz yürekleri.

Sizi ve üretkenliğinizi tanımak saygınlığınızı noktasız cümleye çevirir.

Yakın zamanda “Yitik Zaman” – şiir ve “Sular Kuruyunca” – romanınızı okudum. “Sular Kuruyunca” beni yıllar önce okuduğum Fakir Baykurt romanlarının tadını tattırdı. Uzun zamandır köy konulu roman okumamıştım. Susuzluğumu giderdi. Harika gözlemler, ince ince dokunan konu, insan ve doğa betimlemeleri, konu bağlantıları, kurgunun bitime kadar kesintisiz ve akıcılığının devam etmesi başka bir tat bırakıyor okurken. Direncini suya bırakan kum tanesinin salınan akışı gibi bir anlatımla yüzleşiyor okur. Her ne kadar romanda kuruyan su anlatılıyorsa da damakta serin bir duygu bırakıyor.

“Sırtı yeşil, ayakuçlarında ince sarı çizgileri olan tel duyargaçlı küçük bir çekirge…”-Sular Kuruyunca- Buradaki gözlem inceliğini romanın hemen hemen her safhasında görmek olası.

Yıllardır süregelen, bitmeyen, varlığını sürdüren kan davaları ve töre cinayetleri. Bu haberleri okur ve dinlerken hep ölen ve öldüren kişiler açısında olaylar değerlendirilir Gel gör ki, perde gerisinde kalan kadınların durumu çok dramatik. Kimse o karanlık odaya girip olanları görmeyi düşünmemiştir, değer de görmemiştir zaten. İşte romanınız okunduğunda; kadının karanlık odası dediğimiz ruh ve yürek kanamalarını görebiliriz. Ah orada yaşanan terk ediliş, gözyaşı, değersizlik, silinen varlıklar, ruhun tükenişi, anlamsız sabır girdabı, ölümün anlamsızlığı, karanlığın ihaneti, egemen erkek baskısı, çocuk kaygısı, ekle ekleyebildiğin kadar. Hem varoluşun, hem de yok sayılan bedenler. Romanınızı okurken bu bölümlerde kala kaldım, içim burkuldu.

Biliyorum ki yazın yelpazeniz çok geniş. Denemeler, öyküler, romanlar, günlük yazılarınız ve de şiir… Bence eksik kaldı. Hayranlık duyduğum çizimlerinizi unutmak olmaz ki. Elbette tüm uğraşılarınız birbirinden önemli ve de değerli. Hepsi de başarılarını kendi alanlarında kanıtlamış yapıtlar. Benim ayrı bir yere koyduğum, belki de içimde ukde kalan resim sanatına olan sıcak bağımda olsa gerek farklı değerlendiriyorum. Çizimlerinizdeki insan yüzlerinin her biri bir öyküyü anlatır nitelikte. Ayrıca günün özeti gibiydi. Karikatürlerin çizgiselliği nasıl ki kocaman bir haber anlatımını içinde barındırıyorsa, desen çizimlerinizde aynı anlatım görülür. Desenlerinizde isyan, başkaldırı, yergi, ezilmişlik duygusu, kısacası yaşanmışlıkları hâkim. Toplumda beslenen yazın insanı, toplumun kanamalı yaralarını fark eder, ona karşı duyarlılığını yapıtları ve söylemleriyle yansıtır. Toplumsal duyarlılığınız her mecrada kendini his ettiriyor. Oysa yürek; umut, iyilik, sevda, dava, türkü, huzur, coşku, rengârenk doğa için çarpmalı. Ne var ki olayların akışı, zincirleme gelişi kişileri geriyor. Doğal ışık olup daimi bir aydınlanma aracı olanlar, bu potansiyeli içinde barındıranlar o güzel atlarına binip gitseler dahi varlıkları yaşamaya devam eder. Yüzyılları önüne katıp günümüze gelebilen değerler bunların oluşturduğunu biliriz.

Ali Şeriati der ki “Okuyun, okuyun. Çünkü mürekkebin akmadığı yerde kan akar”

Aziz Nesin “Bütün kitaplarımı severim; sevseydim yazmazdım” der.

Hem okumalıyız, hem de yazmalıyız. Yazmadan okuyabiliriz ama okumadan yazamayız. O nedenledir ki yazan kaleme değer verilmeli, yargılanıp susturulmamalı. Suskun bir toplum ölü bir toplumdur. Bir toplum; okur- yazar oranı kadar aydınlık yola ve geleceğe sahiptir. İşte tam da bundandır Ali Özenç Hocamın değerli kitapları okunsun derim.

Kitabınızın arka kapağında Fakir Baykurt şunları yazmış:

“Bir bakıma, yurdumuzun zorluklar içindeki durumunu yazıyor Ali Özenç. Almanya’nın sokaklarında, birahanelerinde, gürültülü mahallelerinde savrulan insanları betimlerken yurdunun durumunu, onların düşlerini dile getiriyor…” der.

Evet, sizi tanıdıkça bu yazılanların fazlalık olmadığına tanık olunur. Bu tespit tüm yazınlarınızda varlığını gösterir. Duyarlı kişilerin ayrıştırıldığı toplumlarda var olmak biraz cesaret, çokça çaba gerektirir. Bunu göze almak kolay olmasa da yapılası çabalardır. Bu duyarlılıkları duygu ve kültür çergesinde saklayabilmek ayrı bir yeti ister.

Ah o kalemler ki!.. Bağrındaki sevgiyi, varoluşun izlerini gelecek kuşaklara taşıyan güç. Doğal tohumun varsıllığını içinde barındıran mucize. Bilgi akışında dünyevî ırmak. Tüm bunlar için bile değeri bilinmeli o kalem tutan ellerin. Payına düşen yargılama değil, onurlandırma olmalı.

Pablo Neruda der ki; “Yavaş yavaş ölürler. Okumayanlar, müzik dinlemeyenler, vicdanında hoşgörüyü barındırmayanlar.” Selam olsun bu güzellikleri yüreğinde barındıran güzel insanlara. Küçük insanlar küçük sevinçleri, büyük insanlar büyük sevinçleri alkışlar. Büyük sevinçleri alkışlayabilen Ali Özenç Hocama, bu özgünlüğü taşıyabilmek güzel bir duygu olsa gerek.

Şiirlerinizin akarı sevgiye dönük olsa da toplumsal olayları değirmeninizde öğütmeden edemiyorsunuz. Olsun… Her dize ayrı bir tat bırakır damakta. Yaşama da seslenir, çiçek- böceğe de, sevdaya da…

Şiirleriniz de öyle değil mi sanki:

ömür;

“ben kaç adım gelsem / sen o kadar gittin / ve yol bitti / şimdi; ikimiz de / kıyısındayız ömrün”

dişi kuşların kanat izleri;

“kuşatılmış ülkelerin esiri / kır beni, sırların çürüdüğü aynalarda / kırıl bende beni ışığa çıkar “

elvan kokusu;

“çiy serinliğinde hani / yağmurda toprak kokusu / mavi arı kuşları / yüreğin nar kokusu “

Tüm yazın türlerinizde yumuşak ve sade bir anlatım görürüz. Doğayı, hayvanları seven bir insan kuşku yok ki insan sevgisini içinde barındırır. Yine bir şiirinizde;

“şu üç günlük dünyada / suların sesini biriktirdim sana

yağan yağmurları çoğaltmak için

türküler biriktirdim, sevdaları / türkülere kurban etmemek için “

Suyu yağmur için, türküleri sevda için biriktiren bir düşünce elbette tüm evreni sever.

Kadının, toplum ve ailenin mihenk taşı olduğunu vurgularsınız ama toplumda yaşananları da eleştirmeden edemezsiniz. “8 Mart…Acının, baskının, horlamanın, şiddetin olduğu yerde ne anma, ne de kutlama olur!..” Elbette haklısınız. Her gün kadın cinayetleri, kadına yapılan dini baskı, toplumsal ayırımcılık, çalışma yaşamında koparılıp eve mahkûm eden zihniyet tüm çıplaklığıyla ortadayken insani isyanınızda haklısınız. Bundandır boynu bükük, mutsuz ve ruh çöküntüsü içindeki çizimleriniz tüm gerçekliliği ortaya koyuyor. Yine bir sözünüzde; “Erkek erdemli değilse, kadın ne yapsın, nasıl katlansın?” birçok kadının yaşamında var olan sızılardır. Belki kadın olmanın verdiği duyarlılık ya da yüklenmiş olduğumuz sorumluluk gereği bu konuda hassasız. Bir toplumda kadın değer görmüyorsa, o toplum gerileme rayına oturmuş demektir.

Değerli Ali Özenç Hocam sizi tanımak için zaman yetmez. İyi ki tanımışım demek ne güzel ve erdemli bir söylem

Yazım yaşamınızda nice yıllara iz bırakmanız dileğim.

Bu, bir Politika Gazetesi’nin gönderisidir.

Post Views: 82
Önceki yazı

Butlancılara Bir Tepki de Ekim Hareketi’nden

Ali Özenç Çağlar

Ali Özenç Çağlar

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
ALİ ÖZENÇ ÇAĞLAR’IN KİTAPLARI ÜSTÜNE

ALİ ÖZENÇ ÇAĞLAR’IN KİTAPLARI ÜSTÜNE

Haziran 18, 2026
Butlancılara Bir Tepki de Ekim Hareketi’nden

Butlancılara Bir Tepki de Ekim Hareketi’nden

Haziran 18, 2026
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 17, 2026
“ANA DİLİ KÜRTÇE OLAN ADAYLAR” HAKKINDA…

“ANA DİLİ KÜRTÇE OLAN ADAYLAR” HAKKINDA…

Haziran 15, 2026

Güncel Haberler

ALİ ÖZENÇ ÇAĞLAR’IN KİTAPLARI ÜSTÜNE

ALİ ÖZENÇ ÇAĞLAR’IN KİTAPLARI ÜSTÜNE

Haziran 18, 2026
Butlancılara Bir Tepki de Ekim Hareketi’nden

Butlancılara Bir Tepki de Ekim Hareketi’nden

Haziran 18, 2026
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 17, 2026
“ANA DİLİ KÜRTÇE OLAN ADAYLAR” HAKKINDA…

“ANA DİLİ KÜRTÇE OLAN ADAYLAR” HAKKINDA…

Haziran 15, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

ALİ ÖZENÇ ÇAĞLAR’IN KİTAPLARI ÜSTÜNE

ALİ ÖZENÇ ÇAĞLAR’IN KİTAPLARI ÜSTÜNE

Haziran 18, 2026
Butlancılara Bir Tepki de Ekim Hareketi’nden

Butlancılara Bir Tepki de Ekim Hareketi’nden

Haziran 18, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.