Molla Demärel
Bertolt Brecht, 10 Şubat 1898’de Almanya’nın Augsburg kentinde dünyaya geldi. 14 Ağustos 1956’da hayatını kaybeden Brecht’i, ölümünün 70. yılında dünyanın birçok ülkesinde ve kentinde saygıyla anıyoruz.
Bertolt Brecht’in yaşamı ve eserleri üzerine çok sayıda kitap yazıldı. Ben ise bu yazıda onun yaşamını ve düşüncelerini birkaç cümleyle anlatmaya çalışacağım.
Nazım Hikmet, Bertolt Brecht ve Pablo Neruda, benim kendime usta olarak gördüğüm üç büyük şairdir. Bu üç şairi yalnızca şiirleriyle değil, halkların yaşadığı sorunlara karşı duyarlılıkları ve mücadeleleriyle de önemli buluyorum.
Bertolt Brecht yaşamını savaşa, sömürüye ve insanların yoksulluk içinde yaşamasına karşı mücadeleye adadı. Kapitalist sistem içerisinde gerçek anlamda adaletin sağlanamayacağını ve insanların özgür ve mutlu bir yaşam süremeyeceğini savundu.
Siyasi düşünceleri ve eserleri nedeniyle yaşamının farklı dönemlerinde birçok ülkede yaşamak zorunda kaldı. Prag, Viyana, Zürih, Danimarka’nın Svendborg kenti ve Paris bunlardan bazılarıydı. Sürgün yıllarında ABD’ye de gitti.
1947 yılında, “Galilei’nin Hayatı” adlı oyununun sahnelenmesi için bulunduğu sırada Amerikan Karşıtı Faaliyetler Komitesi tarafından sorguya çağrıldı. Sorgunun ardından ABD’den ayrıldı ve Avrupa’ya döndü.
Brecht, 22 Ekim 1948’de Prag üzerinden Almanya’ya, Doğu Berlin’e döndü. 1949 sonbaharında eşi Helene Weigel ile birlikte Berliner Ensemble’ı kurdu. Bu tiyatro, Brecht’in tiyatro anlayışının dünyaya yayılmasında önemli bir rol oynadı.
1955 yılında Uluslararası Stalin Barış Ödülü’nü aldı. Brecht, 14 Ağustos 1956’da Berlin’de geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.
Ben Nazım Hikmet, Bertolt Brecht ve Pablo Neruda’yı, birbirleriyle dostluk kuran, sık sık haberleşen ve dünya halklarının sorunlarına duyarlı üç büyük şair olarak görüyorum. Onların eserleri bugün de bizlere ışık tutuyor.
Neden mi?
Çünkü onların yazdıkları yalnızca kendi dönemlerini anlatmıyor. Savaşlara, yoksulluğa, sömürüye, adaletsizliğe ve insanların ezilmesine karşı bugün de bizlere sesleniyor.
Bu nedenle, bugün saygıyla andığımız Bertolt Brecht’in “Diyalektiğin Övgüsü” şiirinden bazı dizeleri hatırlayalım:
DİYALEKTİĞİN ÖVGÜSÜ
Bertolt Brecht
Bugün adaletsizlik emin adımlarla ilerliyor.
Baskıcılar on bin yıllık bir hükümdarlığa hazırlanıyor.
Şiddet şunu garanti ediyor: Her şey olduğu gibi kalacak.
Egemenlerin sesi dışında hiçbir ses duyulmuyor.
Ve pazarlarda sömürü yüksek sesle şöyle diyor:
“Ben daha yeni başlıyorum.”
Ama ezilenlerin çoğu şimdi şöyle diyor:
“İstediğimiz şey asla gerçekleşmez.”
Hâlâ hayatta olanlar, “asla!” demesin!
Kesin olan şey kesin değildir.
Her şey olduğu gibi kalmayacak.
Egemenler sözlerini söyledikten sonra,
ezilenler konuşacak.
Kim “asla!” demeye cesaret edebilir?
Ezilme devam ederse, bunun sorumluluğu kime aittir? Bize.
Eğer ezilme sona ererse, bu kimin sayesinde olur?
Yine bizim sayemizde.
Yere serilenler, ayağa kalksın!
Kaybolanlar, savaşsın!
Durumunu fark eden biri, nasıl durdurulabilir ki?
Çünkü bugünün mağlupları, yarının galipleridir.
Ve “Asla”dan “Bugün bile!” olur.
Bu şiiri okuduktan sonra, bugün yaşadığımız savaşları, giderek yoksullaşan halkları ve sürekli artan işsizliği düşünmemiz gerekmez mi?
Brecht’in “Sonraki Nesillere” adlı şiirinden bir bölümü de hatırlayalım:
SONRAKİ NESİLLERE
Bertolt Brecht
Gerçekten de, karanlık zamanlarda yaşıyorum!
Masum sözler aptallıktır. Pürüzsüz bir alın
Duyarsızlığı işaret eder. Gülen kişi
Korkunç haberi
Henüz almamıştır.
Ne tür zamanlar bunlar ki,
Ağaçlar hakkında bir sohbet neredeyse bir suç sayılıyor
Çünkü o kadar çok kötülüğe sessiz kalmak anlamına geliyor!
Orada sakin sakin caddeyi geçen kişi,
Zor durumda olan arkadaşları için
Artık ulaşılamaz mı?
Doğru: Hâlâ geçimimi sağlıyorum.
Ama inanın bana: Bu sadece bir tesadüf. Yaptığım hiçbir şey
beni karnımı doyurmaya hak kazanmaz.
Tesadüfen bu durumdan kurtulmuşum.
(Şansım yaver gitmezse mahvolurum.)
Bana şöyle diyorlar: Ye ve iç!
Sahip olduğun için mutlu ol!
Ama nasıl yiyip içebilirim ki,
yediğim şeyi aç birinden alıyorsam ve
su bardağım susuz kalmış birine yetmiyorsa?
Yine de yiyorum ve içiyorum.
Brecht’in ölümünün 70. yılında onu saygıyla anıyoruz.
Bugün dünyanın birçok yerinde savaşların sürdüğü, halkların yoksullaştığı ve silah ticaretinin büyüdüğü bir dönemde, Brecht’in insanlardan yana olan düşüncelerini yeniden hatırlamak önemlidir.
Dünyayı bir silah ticarethanesine, halkları ise köleleştirilmiş insanlara dönüştürmek isteyenlere karşı; Bertolt Brecht’in yürüdüğü yoldan yürümek, onun gösterdiği cesareti göstermek ve insanlıktan yana mücadeleyi sürdürmek dileğiyle…
Bertolt Brecht’i ölümünün 70. yılında saygıyla anıyoruz.














