25 yıl kadar önce Seferihisar’da olan arsamız üzerine bir apart yapmak istedik. Öyle kolay mıydı yapmak? Belediyeden imarı aldık, projemizi çizdirdik, onaya götürdük. Onayı aldık önce, ama bir şartı vardı, anıtlar kurulundan da onay gerekliydi. Bir yıl kadar uğraşı sonucu oradan da onayı aldık. İnşaata başlayabiliriz dedik, oysa öyle değildi. İtfaiyeden, tarım müdürlüğünden, sağlık müdürlüğünden, jandarmadan falan da ön onay almalıymışız. İzinlerin tamamını aldık, bir tek veteriner işleri ve milli eğitim kalmıştı onay istemeyen. Eee denetim şarttı.
İnşaat bir yıldan kısa sürede bitmişti. Artık açabiliriz sanıyordum. Ama öyle değilmiş. Tarım müdürlüğü, sağlık müdürlüğü, itfaiye dairesi, belediye imar şubesi, ruhsat şubesi, jandarma, kontrolü ve denetimi gerekliymiş. Hepsini yaptık, uzun sürdü ama bitti. Açılışa hazırdık artık, ama ne gerek vardı aceleye? Daha bitmemişti işimiz; maliye geldi, kontrol etti, hazırlıklar tamam mı baktılar. Evraklar, defterler, kayıtlar uygun mu, hepsine bakıldı. Denetim şarttı sonuçta. En son İZSU ve TEDAŞ geldi, baktılar, incelediler, sayaçları kontrol edip, Kaçak elektrik, su kullanmadığınızı tespit ettiler.
Ohhh artık bitti demiştik. Açıyorduk sonunda. Öyle kolay mı işyeri açmak? Jandarma yeniden geldi, defterlere eklemek gereği olan kayıt çizelgesi değişmişti. Yenilememiz gerekti, sonuçta denetim şarttı elbette.
Yaptık gerekeni, açtık zor bela apartımızı. Açtık da her gün maliye denetimi vardı. “Kaç odanız var? Sayalım, kaçı dolu? “Fişleri kesildi mi? Onlar gidip jandarma gelince; “Kayıtları, bunlar mı odaların”. Evet hepsi gördüğünüz gibi, eksiksiz. Sonra belediye zabıtası geldi bir pazar günü. “ Ruhsatınız burada mı? Evet buyurun, bu. Tamam da bu ruhsatta pazar günü çalışma ve işyeri açma ruhsatı yok”. Yani turistik bir yörede apart- pansiyon ruhsatlı yerde pazar günü çalışma ruhsatı bile istendi.
Babama dedim ki, benden buraya kadar. Satalım burayı. Neden dedi, ne oldu? Durumu anlattım, o da biliyordu zaten. Müfettiş kökenli, eğitimci bir aydın da “Evet haklısın, nasıl istiyorsan öyle olsun” dedi.
Yılların emeğini bir günde karar verip sattık. Deneyim değil denetim şarttı.
Yıllar geçti şimdi bakıyorum da BDDK, TMSF, SPK, DDK, KİK, TCMB, HMB ve daha onlarca büyük kurum “Hiç mi denetlemediniz be kardeşim. Yüzbinlerce fon mağduru olduğu söyleniyor, yazılıp çiziliyor. Yazık değil mi bu ülkeye, bunca insana, bu ekonomiye? Minicik bir işletmeye uygulanan denetim neden çok görüldü hortumculara?
Hani denetim şarttı?













