Üç yıl önce bugün paylaşmışım.
“CHP İstanbul İl kongresi inanılmaz görüntülere sahne oldu. İnanılmaz sözler ve davranışlar.
Türkiye’nin en büyük şehrinde uzun yıllar sonra CHP’ye seçim kazandıran İmamoğlu, İl Başkan adayı Canpolat’ın Kurultay delege aday listesinde yer almadı. Bunun hiçbir mazereti olamaz.
İstanbul büyükşehir belediye başkanının kurultay delegesi olmaması, o kurultayı ayıplı kılar.
Canpolat, konuşmasından defalarca rüşvetçi ve rantçı milletvekillerinden söz etti. Kendi partisinin bazı vekillerinin torpille aday olduğunu söyledi.
Ve saatlerce konuşan CHP’li temsilciler sadece parti içindeki yolsuzluk, hırsızlık, suistimal eleştirisi yaptı.
Ama iktidar eleştirisi kimsenin aklına gelmedi.”
…
Lütfen iddiaları okuyun. Umarım doğru değildir diyeceğim… Gazeteci arkadaşımız Fatih Yapar bu iddianameye bakarak olayları acemilik olarak görmüş. Belde belediyesinde bu hatalar olmaz demiş. Hırsızlık iddiaları var, bunun beldesi ilçesi ya da büyükşehiri olmaz.
Gazeteci Fatih Yapar, Bayraklı Belediyesi ve iştiraki BAYBEL AŞ’ye yönelik yürütülen soruşturma ile ilgili detaylar aktardı. Yapar, “Lokma faturası var. Lokma dökülmemiş. Çanakkale gezisi var dosyada. Otobüs işletmelerinin faturaları var. Çanakkale’ye kimse gitmemiş. Askere 100 kişi gitmiş, bin kişi gitmiş gibi fatura var. Donu, atleti, çorabı çantası yazılmış. Üniversiteyi 150 kişi kazanmış, eğitim seti gitmiş, 2 bin kişi yazılmış” dedi.

…
Transfer furyasında Özel, İmamoğlu ve Yavaş, ampul takan arkadaşlarını kınıyorlar, kızıyorlar ama biri de seçmenden özür dilemeyi aklına getirmiyor.
Son transfer Cemil Tugay’ın kefili Özgür Özel’di. Cemil Tugay aday adayları arasında bence son seçenekti. Hem parti örgütleri hem seçmen gözünde hem de milletvekilleri arasında Tugay’ı tercihi pek yoktu.
Buna rağmen Özel, Tugay’da duygusal nedenlerle ısrar etti. Tunç Soyer’den vaz geçmesinde sorun yoktu. Ama onu yerine atayacağı kişi konusunda daha titiz olmalıydı. Şimdi ortaya çıkan sonuç üzerinden, anketlerde Tugay önde çıkıyordu açıklaması kesinlikle doğru değil.
…
Saray’dan telefon bekliyormuş. Ararlarsa rozet takabilirim dedi.

…
Kırşehir’in bir köyünde geçen bu olayı, çok yıllar önce Mehmet Dinçer hocamdan dinlemiştim.
Köyden bir delikanlı, şehirde gittiği genelevden bir kadına sevdalanır. Gönül ferman dinlemez. Aile ve akrabalarının karşı çıkışlarına aldırış etmez, nikahı kıyar.
Nikahlı karısı ile köyde yaşamaya başlar. Kadın, diğer köylü kadınlar gibi gündelik işlerini yapar tabi. Birgün köy çeşmesi başında kadınlar arasında sıra kavgası çıkar. Kovalar, tenekeler havada uçuşurken, bizim yeni gelin, diğer köylü kadına, “or.spu” diye bağırır.
Bunun üzerine, köylü kadın, bir an duraksar ve sonra şunu söyler: şimdi ben sana ne diyeyim.
Üç beş ay önce, AKP’ye geçecek misin sorularına Cemil Tugay, milyonda bir ihtimal bile yok diyordu. Sorular ısrarla devam edince de “ya ben o kadar ilkesiz ve onursuz bir insan mıyım” demişti.
Cemil, şimdi İzmirli sana ne desin?
…
Cemil Tugay’ın ampul rozeti, fon skandalı ve yolsuzluğunu örtebilir mi?
Özel atadı, ilk Kılıçdaroğlu keşfetti tartışmasına gerek yok. İkisi de hataydı ve sorumluları özür dilemeli. Zaten Cemil yalnız değil. Siyaset sınıfı, zübük dolu. CHP’de kalanlar arasında da Yeni Parti’ye geçenlerde de bolca var.
Ancak bu bir Saray operasyonu ve sadece İzmir Belediyesini ele geçirmeye yaramıyor, CHP’liler ile Yeni Partiler arasındaki çatışmayı da körüklemeye katkı yapacaktır.
…
Cemil Tugay, hain olduğu kadar, cahilmiş de. “AKP kimsesizlerin kimsesidir. Bu söz Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a aittir” dedi.
Bu sözler, “Cumhuriyet, kimsesizlerin kimsesidir” şeklindedir ve Atatürk’e aittir.
Rozetini takan kişi, Cumhuriyetten rövanş alma peşinde bir siyasetçidir.
…
Bu seçmene ihanettir. Şehre ihanettir. Başka tanımı yok. Bunu şimdi Özgür Özel de üst perdeden söylüyor ama onun önce bir özür borcu var seçmene. Bunu yapmalı bence, aylar önce de yazdık, Özel, İmamoğlu ve Yavaş, seçmenden özür dilemeli.

…
Şu anda, Halk TV’de Sansürsüz adlı bir program var. Uğur Dündar’ın bir cümlesini duydum.
“Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli meydan okudu, helal olsun” gibi bir cümle. Sunucu da kadın başkanlardan gurur duyduğunu söyledi.
İkisi de gerçek dışı bir yorum.
Uğur Dündar, geçen dönem de eski Başkan Ekrem Oran’ı öve öve bitiremezdi TV programlarında. Şimdi o başkan değil, üstelik butlancı, onu savunamaz artık.
Lal Denizli dünkü meclis toplantısının hiçbir yerinde iktidar eleştirisi yapmadığı gibi, Odalar ve Meslek Örgütleri ile çevrecilerin açtığı dava ile, hukuken kesinleşmiş mahkeme kararı ile reddedilmiş olan, bir Saray projesi olan Çeşme Projesini savunuyorum dedi. Saray’ın partneriyim dedi.
Sadece butlan CHP’sinin ilçe başkanını salondan kovarken kükredi.
Yoksa iktidara ve Saray soygununa kükremiş falan değil.
Sunucu hanıma da şunu hatırlatayım, karakterin kadını erkeği yok. Aydın, Afyon, Foça ve İstanbul’da birçok kadın başkan ampul rozeti taktı kolayca.
Direnenler arasında ise her iki cinsten de yürekli insanlar var.
…
Çiğli Belediye Başkanı, belediye meclis toplantısında, Yeni Partili meclis üyelerinin, yoğun tepkisi üzerine, “siz de Yeni Parti’ye geçtiniz” deyiverdi. Yani ben de parti değiştirdim, siz de. Üstelik bu kişi, bu koltuğa Pir Sultan Derneği yöneticiliğinden yararlanarak, “dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan” sözlerini tekrarlayarak elde etti.
Aynı şey mi? Kesinlikle değil. CHP’den AKP’ye geçmek ile CHP’den Yeni Parti’ye geçmek aynı ahlaki tavır değil.
…
Bir partiden aday olarak seçilen belediye başkanı ve meclis üyelerinin, başka bir partiye, iktidar partisine transferi demokrasinin hukuku açısından yolsuzluktur. Kişisel tutumu açısından ahlaksızlıktır. Çünkü orada kişisel özelliğini değil, seçmenin iradesini temsil etmesi gerekir.
Belediye başkanlığından istifası ise daha namuslu bir davranış olur.
…
Bu bir şaka değil, toplumsal bir gerçek.

…
Utanma duygusu ne kadar değerli oysaki…















