ÖZGÜRCE
Babamdan dinlemiştim; Yemen’de savaşa giden ve birdaha yurduna, köyüne dönemeyen Mevlüt Dedemiz’in hazin öyküsünü.
Henüz Osmanlı topraklarında olan Yemen’e İngilizlerle savaşmak için asker gönderiliyor. Yol uzun, şartlar ilkel, iklim öldürücü.
Önce trenle İzmir’e, oradan gemilere binerek Yemen’e ulaşıyorlar, tabii sağ kalabilen ulaşıyor. Yolda yorgunluk, açlık, susuzluk, bulaşıcı hastalıklardan askerimizin yarısı neredeyse tek kurşun atmadan kırılıyor. Yalnız gemi yolculuğu bile üç ay sürüyor. Sıcaklık gündüz 50 derece civarı, gece ise çöl soğuğu içlerine işliyor adeta. Bu şartlarda evinden, yurdundan uzak, binlerce Anadolu yiğidinin acıklı hikayesine ağıtlar, türküler yakılıyor. Yemen Türküsü günümüze ulaşıyor, yüreklerimizi dağlıyor.
Anu Yemendir
Gülü çemendir,
Giden gelmiyor,
Acep nedendir.
Gidenlerin birçoğu dönemiyor. Yadellerde kalıyor bedenleri. Anıları sağ kalan arkadaşları aracılığı ile günümüze ulaşıyor. Sana şehri yakınlarında Mevlüt Dede önce İngilizler’e esir düşüyor, bir yolunu bulup bir grup arkadaşı ile esaretten kurtuluyor. Günler geceler boyu kaçıyorlar, yürüyorlar, sonunda yürüyemeyecek duruma geliyor Mevlüt Dede, arkadaşlarına; “beni burada bırakın, gücüm yok gayrı” diyor. İtiraz etse de arkadaşları, dinlemiyor onları. Bir ağaca yaslanıp, usulca çömeliyor, yanına az ekmek, su bırakıyorlar. Sarılıp helalleşiyorlar gözleri yaşlı.
Gidenler dönemedi, onları bekleyenler kavuşamadı. Acı büyüdü, katlandı, türkülere aktı;
Mızıka çalınır, düğün mü sandın?
Al yeşil bayrağı gelin mi sandın?
Yemene gideni gelir mi sandın?
Bugünlerde yine Yemen konusu gündeme geldi. Suudiler’e karşı Husiler atağa geçti. Umarım artık topraklarımız olmayan bu bölgeye askeri girişimimiz olmaz. Yeni ağıtlara da yer kalmaz.
Kışlanın önünde redif sesi var
Bakın çantasında acep nesi var
Bir çift kundurayla bir de fesi var.
…














