( Bir Musa Anter ironisi )
1992 yılının başlarında , Ankara’da çok yoğun bir mücadele pratiği sürüyordu.. HEP ( Halkın Emek partisi ) seçimlere sokulmayınca SHP’nin listesinden seçimlere giren adaylar , Kürt şehirlerinde büyük farklar atarak milletvekili seçilmişlerdi. O dönem haftalık olarak yayımlanan YENİ ÜLKE gazetesi artık sahada gelişme ve mücadeleleri aktarmakta yetersiz kalıyordu.. Bu yüzden ÖZGÜR GÜNDEM isimli günlük gazete , 1992 yaz başında Hüseyin Aykol’un Genel Yayın Yönetmenliğinde yayımlanmaya başladı..
Herkes çok heyecanlı ve mutluydu.. Musa Anter , Fikret Başkaya , Haluk Gerger , İsmail Beşikçi ve Mete Tuncay gibi aydın ve yazarlar da dayanışma için gazetede köşe yazısı yazmaya başladılar..
Abdullah Öcalan da , Ali Fırat müstear adıyla gazetede makaleler yayımlamaya başladı..
Gazete sahadan sıcak haberlerle her gün adeta kapışılıyordu ! .
Yeni ülkenin Ankara sorumlusu olan ev arkadaşım Mustafa Erdoğan da Gazetenin yazı kurulunda yer alıyordu.. Ben ise , gönüllü olarak bir çok insan gibi gündelik işleri yapıyor, Ankaradan haberleri derleyip Mustafa ile tasnif ediyor ve İstanbula fakslıyorduk..
Sahada çok çok şiddetli çatışmalar sürüyor , PKK bir çok bölgede Özgür Medya Alanları ( kurtarılmış bölgeler.. ) ilan ettiğini açıklıyordu..
Bir gün dediler.ki , Apé Musa Ankara bürosunu ziyarete gelecek.. Zaten bizim tarafımızdan bir efsaneydi ve O’nun mücadele pratiği her Kürt tarafından bazen fıkra , bazen trajedi olarak dilden dile anlatılıyorudu..
Geldiler..
Yanında Muş milletvekili , Sırrı Sakık , Diyarbakır milletvekili Hatip Dicle ve Van milletvekili Remzi Kartal vardı.. Ve Onları bekleyen büyük bir kalabalık..
Çok şıktı Apé Musa , çok yakışıklıydı.. Sürmeli gözleri kartal bakışlıydı..
Seni baştan ayağa süzdüğünde, ne menem bir kişi olduğunu anında anlardı sanki..
Keskin zekâsı daha çok gözlerinde anlam buluyor gibiydi. Çok etkilenmiştim..
Hepimiz büyük saygıyla öptük ellerinden..
Hatip Dicle oradaki gazetecilere sahadaki mücadelelere örnekler veriyor, son dönemde gazetecilere karşı artan faili meçhul cinayetler konusunda Türkiyede bir sonuç alınmazsa, Avrupa İnsan hakları mahkemesine
başvuracaklarını söylüyordu..
Ayrıca ilk kez , PKK ‘ ye
” Savaşan taraf ” statüsü tanınması için , Avrupalı bazı devletler aracılığıyla Birleşmiş Milletler’e baş vurulacağını açıkladı..
Bir ara Sırrı Sakık her zamanki nüktedanlığı ile Apé Musa ‘ya takıldı ;
” Yav Delalé Mam , hani senin şu Sıfırın altındaki Anılarını anlatsana…
Apé Musa o kartal bakışlarıyla etrafı şöyle bir süzdü ve gülümseyerek anlatmaya başladı ;
” Şimdi , çocuk dağdan gelmiş , çok heyecanlı. Ateş gibi biri.. Ama herkese de ateş ediyor..
Bana dönüp dedi ki
‘ biliyor musun Mamo , biz bu mücadeleyi sıfırdan alıp buralara getirdik.. ‘
E ben de artık dayanamadım ; dedim ki ;
Bak lavga Delal , tamam , siz sıfırdan alıp buralara getirdiniz ama ; henüz sizler hayatta yokken ben ve benim gibi nice insanlar bu mücadeleyi nice bedeller ödeyerek sıfırın çok altından alıp , sıfıra getirdik !…
Salonda nüthiş bir kahkaha ve alkış koptu..
Keskin zekâ ve kırmadan dökmeden herkesin hakkını teslim etmek böyle bir şeydi sanırım..
O ziyaretten sadece bir buçuk – iki ay sonra Bu büyük Bilge Çınarın katledileceğini kim bilebilirdi ki…
Mücadele mirası insanlığa örnek olsun.
Eğilip öpelim toprağından .
20 Eylül. 2026. Lara.














