Sakin Şehir” dediler.
Biz de sandık ki biraz daha huzur, biraz daha doğa, biraz daha nefes alacağız.
Meğer sakinlik, sadece olan biteni sessizce izlemekmiş…
“Neden?” diye sorarsanız…
Önce sahillerimiz, marina adı altında talan edildi.
Ardından dağ taş, mis kokulu mandalina bahçeleri beton yığınlarına dönüştü.
Koylarımız otellerle doldu. Sonra tarihimizin en büyük orman yangınlarını yaşadık. Ne eski ormanlar kaldı ne de doğallık.
Betondan kurtulabilen yerleri de yangınlar küle çevirdi.
Bir ara tek olumlu gelişme olarak düşündüğümüz şey, Seferihisar Belediye Başkanının İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olmasıydı. Meğer o da bizim sandığımız gibi değilmiş…
Aklıma eski bir fıkra geldi.
Derler ki, benim gibi ehlikeyif bir adam ölmüş.
Melekler koluna girip onu cennete götürürken bir kapının önünden geçmişler. İçeriden saz, cümbüş sesleri, kahkahalar, oyunlar… Tam bir şenlik.
Adam sormuş:
” Burası neresi?”
Melekler cevap vermiş: ” Cehennem.”
Adam içinden, “Cehennem böyleyse cennet kim bilir nasıldır?”
diye geçirmiş.
Biraz sonra cennetin kapısını açmışlar, adamı içeri atmışlar. Ama içeride ne ses var ne seda…
Günler geçmiş, adam sıkılmış. Kapıyı çalıp:
” Ben cehenneme gitmek istiyorum.” demiş.
Melekler durumu Allah’a arz etmiş.
İzin çıkınca adamı cehenneme götürmüşler.
Kapı açılmış; her yer ateş, alev, feryat figan…
Adam şaşkınlıkla:
Geçen buradan geçerken sazlar çalıyordu, herkes eğleniyordu!” demiş.
Melekler gülümsemiş:
” O zaman reklam arasıydı…”
Galiba bizim yaşadığımız da buna benziyor.
O başkan şu an cezaevinde.
Suçu var mı? Bana göre var. Seferihisar’ı “Sakin Şehir” yapmak,
Üreticileri desteklemek.
çiftçileri örgütleyip kooperatif kurmak, altı yaş altındaki çocuklara süt ulaştırmak…
Daha da saysam bitmez
Ne zaman çıkar derseniz, işte orası tam bir muamma.
Şimdiki belediye başkanı ve bazı belediye yöneticileri de rüşvet soruşturması kapsamında şu an tutuklu.
Bu arada kaç deprem yaşadık, sayısını unuttum. Tsunamiyi gördük; evet, tsunamiyi…
Şimdi de dillere destan bir ayı vakamız var.
Devlet yetkilileri ayının “etkisiz hâle getirildiğini” söylüyor.
Vatandaşların büyük bir kısmı ise neredeyse her gün aynı ayıya ait olduğu iddia edilen yeni fotoğraf ve videolar paylaşmaya devam ediyor.
Ayı öldü mü?
Yoksa sadece resmi açıklamalardan mı kaçıyor?
İnanın onu da bilmiyoruz.
Allah sonumuzu hayır eylesin.
Sırada ne var, vallahi ben de kestiremiyorum.
Tek bildiğim şu:
Her felaketin uğramadan geçmediği şirin bir ilçe olduk.
Galiba bu “Sakin Şehir” meselesi ne bize ne de Seferihisar’a pek de yaramadı…














