OLAĞAN MI OLAĞANÜSTÜ MÜ?
Vurdumduymaz Temel’in karısı Emine doğum yaparken ölmüş. Dursun kahvede okey oynayan Temel’e haber vermeye gitmiş.
Temel ne kadar vurdum duymaz olsa da acı haberi alıştırarak vermek isteyen Dursun;
“Ula Temel!” demiş “gelurken sizun evun önünden geçtum.”
”Olağan bir şey bu!” demiş Temel “Pizum ev zaten yol üstündedur.”
“Karın Emune doğum yapmuş!” demiş Dursun.
“Çok olağan bir şey.” demiş Temel “Gebe kadun doğurmayacak da pen mu doğuracağum?
-Ama karun ikiz doğurmuş.
– Bu da çok olağan bir şey. Karimun kendisu da zaten ikizdu.
-Yazık ki uşaklarun piri ölmüş.
-Bu hem olağan hem de isabetlu olmuş, bu devirde iki uşağa birden pakamazduk.
-Sonra diğeru da ölmüş.
-İkizlerde çok sık rastlanan olağan pir durumdur bu, piri ne yaparsa öbürü de yapar.
-Daha sonra anneleri de ölmüş.
Temel okey oyununa devam ederek konuşmuş;
“Eee, bu da çok olağan bir şey! İki evladun acısuna hangi ana yüreği dayanur?”
Aslında hiç hayret etmemek gerekiyor ama insan yine de hayret ediyor.
Türkiye’de demokrasi ve hukuk tarihimizin en olağanüstü olayları yaşanırken, Kemal Kılıçdaroğlu fıkradaki Temel’den farksız davranmaya devam ediyor.
Çok olağan bir şeymiş gibi partisinden milletvekillerini, belediye başkanlarını ihraç ediyor.
***
Dursun ile Temel kahvede siyasetteki son gelişmeleri değerlenirlerken Dursun sormuş: “ Ula Temel! sen daha geçen hafta, Kılıçdaroğli’nun CHP’den dokuz on milletvekilinu ihraç edeceğinu söylemiştun. Bugün dokuz milletvekilinu ihraç talebiyle Yüksek Haysiyet kuriluna gönderduler. Sen Kılıçdaroğli’nun böyle bir ihraç yapacağinu nerden bildun?”
“Çok basit uşağum!” demiş Temel “Kılıçdaroğli’nun yaptiğu ithallerlere baktum, biri TGRT’den gelen basun danışmanu, biri de çikolata dağitan bir kadun.
Eh, partiye bunlaru ithal eden adamun, bunlarla mücadele edenleru ihraç etmesunden normal bir şey olabilur mi?”( Bir Ulvi Puğ fıkrasıdır.)
***
Hadi, Temel’in yaptığı açıklamayla ihraçları anladık diyelim.
Peki, bir erken seçim ihtimali kapıya dayanmışken OLAĞAN KONGRE tutturmasına ne demeli?
Jules Verne’nin Olağanüstü Yolculuklar adlı 54 ciltlik bilim kurgunun anası sayılan eseri vardır.
Kaç ciltlik olur bilmiyorum ama, Kılıçdaroğlu’nun da “ Olağan!” diye diye Türkiye Cumhuriyetini soktuğu bu Olağanüstü Tehlikeyi de Cumhuriyet Tarihimiz mutlaka yazacaktır.
Bu kitaplarda, bu olayları kimlerin ve nasıl kurguladıkları da mutlaka açıklanacaktır.
Ana Muhalefet Partisinin koltuğuna oturup ta, Muhalefetin Anasını ağlatan ve Milletin değil İktidarın Yüzünü güldüren biri olarak tarihe kara bir leke olarak geçeceğini bilmek, acaba nasıl bir duygu?
Özgür Özel 51, Ekrem İmamoğlu 56, Kemal Kılıçdaroğlu 78 yaşında.
Ve ne yaparlarsa yapsınlar, Allah ömür verirse, Türkiye Siyasetinin önümüzdeki 25 yılına Sayın Özel ve Sayın İmamoğlu mührünü vuracaktır.
Körler, sağırlar birbirini ağırlar, diye bir deyim var ya…
Türkiye’de de Anayasayı ve parti tüzüğünü tanımayanların birbirini ağırladığı günleri yaşıyoruz.
Bak şimdi; körler deyince, Hasan Hüseyin Korkmazgil, Acıyı Bal Eyledik şiiri aklıma geldi.
Korkmazgil;
ekilir ekin geliriz
ezilir un geliriz
bir gider bin geliriz
beni vurmak kurtuluş mu
kör olasın demiyorum
kör olma da gör beni, der ya…
Dilerim ki Allah Kemal Kılıçdaroğlu’na da uzun ömür versin.
Versin de o günleri görmesi nasip olsun!
Bize gelince, biz Kılıçdaroğlu’nun yüzünü görmesek de olur?
Hani insan içine çıkacak yüzü olmayanlar için söylenen bir söz vardı;
“Yüzünü Rıdvan görsün” mü öyle bir şey.
Rıdvan, razı olan anlamına gelir. Ben de Kılıçdaroğlu’nun yüzünü ondan razı olanlar görsün, anlamında kullandım.
Herhalde sizin aklınıza da Fenerbahçe’nin efsane futbolcusu Rıdvan Dilmen’in lakabı gelmemiştir.
Yüreğinizden sevgi, içinizden ümit, yüzünüzden tebessüm eksik olmasın!
Herkese İyi Pazarlar!
Ulvi Puğ














