Değerli okurlarım, TV haberlerinde gördüğümüz içimizi acıtan bu haber ülkemizin yoksulluğunun sarsıcı bir örneği olarak tek adam rejiminin geldiği durumu göstermesi açısından çok önemlidir.
Bir milyon 200 bin çocuğumuzun, uygulanan ekonomik politikalar! nedeniyle okula gidememesi, okula gidebilen çocuklarımızın da beslenme çantalarının boş yada sadece bir kuru ekmek ve su ile dolu olması, gıdasız kalan yavrularımızın bedensel ve zihinsel gelismelerinin çok gerilediği, bağışıklık sistemlerinin çökmesiyle hastalıklarla uğraşır duruma gelmeleri, derin yoksulluğun geldiği noktayı göstermesi bakımından, başka yoksullukları dile getirmeye gerek kalmadan ülkemizin geldiği durumu göstermesi açısından yeterli olur diye düşünüyorum.
İktidar bütün bunları görmezden gelerek yandaş TV kanallarında ve basın organlarında sanki bunlar yokmuş gibi yalancı cennet yayınlarıyla ve umuda yolculuk yaptırılarak günü geçiştirmeye çalışmakta, iktidarını sürdürebilmek için de yasaklarla, baskılarla, toplumu sindirmeye devam etmektedir.
Grev yasaklarına uyumayıp hak için direnme mücadelesini devam ettiren işçi sınıfının ve alanları dolduran kamu emekçilerinin, sayısı, EYT liler ile birlikte 16.5 milyonu bulan emeklilerin yükselen mücadelesi gelecek umutlarının yükseldiği günlere doğru evrilmekte olduğunun açık göstergeleri olmaya devam ediyor.
Bu yaşanan gerçekler içinde yaşadığımız emperyalist kapitalist sistemin, iktisadi üretiminin ve her tarihsel dönemin buradan çıkan toplumsal yapısının, yaşanılan ekonomik sistemin siyaset ve düşünce tarihinin temellerini oluşturduğu; bunun sonucu olarak, tüm tarihin bir sınıf savaşımları tarihi, sömürülen ile sömüren arasındaki, toplumsal gelişmenin çeşitli aşamalarında egemen olunan ile egemen olan sınıflar arasındaki savaşımların tarihi olduğu bir bilimsel gerçekliktir.
Dünya artık eski bilinen üretim kalıplarını geride bırakarak üretici güçlerin bilimsel, teknolojik, yapay zeka, robotlarla yapılan üretimler, bilişim teknolojisi ile çok farklı bir ekonomik sisteme doğru devrimci, kaçınılmaz, insan iradesinden bağımsız üretici güçlerin ve üretim ilişkilerinin gelişmesiyle yeni Dünya düzenine doğru evrilmesi kaçınılmaz olarak geleceğin sistemlerini de birlikte getirecektir.
Ancak bu durum üretim araçlarını ve mülkiyetini elinde bulunduran emperyalist kapitalist sınıflarda üretim ilişkisinin üretimi gerçekleştiren işçi sınıfı ve emek cephesindeki uzlaşmaz sınıf çelişkisini ortadan kaldırmaz.
Emperyalist kapitalist sistem var olduğu sürece bu sınıf savaşımı devam edecektir. Ancak tarihin bize gösterdiği bilimsel analizlerde tespit edilen sınıf savaşımlarını, gelişmekte olan sınıfın geleceği kuracağı da açık ve net olarak görülmektedir.
Üretimden aldığı gücün bilincine varan üretici güçler, yani işçi sınıfı ve emek cephesi gelişen ve geleceğin temsilcileri ve devindirici gücü olarak, insanca yaşanan, herkesin yeteneğine göre iş sahibi olduğu, gelirlerin adil olarak paylaşıldığı dünyanın; barış, kardeşlik ve özgürlük içinde yaşanacağı toplumsal sisteme mutlaka bilimsel bir gerçeklik olarak ama mutlaka varacaklardır.
Güzel günlere ulaşmanın yolu örgütlü mücadeleden geçmektedir.
Emek en yüce değerdir diyerek bu seferlik bu kadar olsun değerli okurlarım.
Güzel günlerde buluşmak dileğiyle…














