Yıllardır ateş döküyorlar gökten
Uçaklar doğduğum topraklara
Gökte bulut grisi değil
Bombaların saldığı zehir
Savaş yıktı tüm kenti köyleri
Gökte dökülen bombalar
Tetikledi deprem hatlarını
Yıkıldı okullar ve hastaneler
…
Bilmiyor neden savaştıklarını Askerler
Akıyor gözlerinden acı ve korku
Savaş yıktı tüm kenti köyleri
Bastırdı kış fırtınası
Soğuk yağmur ve kar
Giyimsiz yalınayak perişan çocuklar
Nehir sanki anaların gözyaşı
Kaygan, çamurlu zeminde yıkılmış evleri
…
Cenazeleri geliyor beş beş on on savaş alanından
Sadece tarlalarda değil
Gelinlerin ve nişanlı kızların yüreğinde
Açıyor zincir rayları derin hendekler
Savaşta ve depremde yanan
Yıkılan evleri,
Kaçıyor ölüm kusan savaşta insanlar
Savaş alanında parçalanmış vücutlar
Yaralı, kirli püsküllü üniformalar
Kargaşa içinde inliyor çocuklar analar
…
Bir Avuç insan kanı üzerinde sürdürüyor saltanatını
Tıkamış kulaklarını anaların
Çocukların çığlıklarına
Bombaların düştüğü yerde
Kül olur bağ bahçe ekin
Bilmez mi savaş ve deprem alanının cehennem olduğunu
Kükrüyor ve tehdit ediyor tüm gücüyle
Savaş karşıtlarını
Sefil ve acılar içinde ölüyor beş beş
On on savaş ve deprem alanlarında
…
Yaşayan bilir savaşı ve depremi
Gökten akıtılan zehir ve ateşi
Bitkilerin hayvanların toprağın dilini
Ve derdini
Oturmuş bir avuç insan saraylarda rant peşinde
Doyumsuz Azrail olmuş din tüccarı
Savaş deprem ve kış
Kabartıyor bankalardaki hesaplarını.
04.02.2020
Molla Demirel
(Berfin bahar, aylık Kültür, Sanat ve Edebiyat Dergisi,
Sayı: 265, Mart 2020)














