tüm
şiddetiyle
yıkarak
insanı,
hayatı
yok sayarak
gecenin ortasını
gün ışığını
saat,
ölçüt,
yıkım gücü,
oran
“orantısal şiddet”
tanımadan
geldi
” gafil ağladı
yoksul, emekçi halkı”
“zenginin” iştahını
yeniden kabartarak
…
çıktı bir kez daha
toprağın altından sinsice
yeryüzü sahnesine
vurdumduymaz
geçit vermez
sınır tanımaz
*
hesap sormadan
hesap vermeden,
cehaletten
servet sevdasından
hesabını almak için
doğayla barışık olunmayı
öğreterek
ya da bananeci,
üstten bakan
kör, bencil bir edayla
ve kâr eksenli topluma
her şeyin mal
her şeyin mülk
her şeyin para olmadığını
tekrar gösterircesine
…
aklı selim insana
yeniden
hatırlatır(mış)casına
ve hayatın bilim ile
yıkımdan kurtulacağını
yeniden ve yeniden
kanıtlarcasına
koca kentlere
“soğuk ölümü” altın tepside
“servis etti”
toplumun fay hatlarını
toprağın “altından” dinamitleyerek
beşikte sallanan bebek gibi
zoraki ve ebedi uykuya
yatırarak yıkılmaz sanılan
koca kentleri
ve illaki sarsarak
sarsıldın mı
kıṣ uykusundan mı
kopardı seni
bu acı felaket
paranın gözyaşı yeter mi
geri getirmeye enkazın altında
gizlenen yürekleri
…
Özgür Metin Demirel














