Ahşap masalarda, şarap tadında demleri özledik biz.
Talan olmuş, viran olmuş, neşesi kaçmış şehirlerde gırtlağımıza kadar yalan dolan.
Kopan kırılan yerlerimizi yamamaktan onarmaktan yorgun düştük.
Adı esir, tadı zehir günlerin gecelerin başucunda halı misali dövüldük, her yerimiz yumruk yumruk…
Bir tutam gökyüzünün yoksuluyuz
Mavisiz, solgun, yorgun.
Hayatta kalmakla, yaşamak arasındaki o upuzun bıçağın sırtındayız
Ensemizde ölümün yükü.
Saçımız, huzmelere hasret
Gözümüzde yediveren yaşlar…
Ötesi yok!
Çocukluğun, alnından vurulduğu yerde,
İçimizin top tüfek sesleriyle nefes nefeseyiz.
Ey makus talih!
Hangi takvimin, hangi yaprağındaysak yırt at bizi.
Yeter biriktirdiğimiz zemheri,
Sırlar iyi tanır geceyi, umut hep doğurur güneşi.
Şimdi, dilini çöz gecenin
Kulağını çınlat güneşin..
Byhn Drn














