Çeneni avuçlarının içine alıp,
duvara dalıp kalma! .
Çeneni avuçlarının içine alma! .
Kalk!
Pencereye gel!
Bak!
Dışarda gece bir cenup denizi gibi güzel,
çarpıyor pencerene dalgaları..
Gel!
Dinle havaları:
havalar seslerin yoludur,
havalar seslerle doludur:
toprağın, suyun, yıldızların
ve bizim seslerimizle…
Pencereye gel!
Havaları dinle bir:
Sesimiz yanındadır,
sesimiz seninledir…
N.H.Ran
…
Gezi ülke tarihine bedel ödenerek yazıldı.
Silemezler..

…
Selahattin Demirtaş
“Siz benim ceketimi bile asamazsınız. Ben adını aldığım büyük Kürt komutan Selahattin Eyyübi’nin torunuyum.
Günü geldiğinde size adil davranacağım”….
…
Selahattin Demirtaş’ın aktif siyaseti bıraktığını açıklamasının bir çok arkadaşımı üzdüğünü görüyorum.
Öncelikle, aktif siyaseti bırakmak, siyaseti bırakmak anlamına gelmiyor. Aktif siyaset yapmak, örgütlü siyaset yapmak anlamına gelir.
Bu sayfalarda büyük çoğunluğumuz örgütlü olmadan siyaset yapıyoruz. Örgütsüz siyaset, siyasette pasif olma anlamına gelir.
Geçmişte, bir çoğumuz.
-örgütlü- aktif siyasetin içinden geliyoruz. Bugün, her birimiz kendi bildiği nedenlerle örgütlü değiliz. Böyle olması, siyaseti bıraktığımız anlamına gelmiyor.
Çocuk denecek yaşlarda ilgilendiğimiz ülke ve dünya sorunlarına, istesekte duyarsız kalamayız.
Siyaset bizlerin kişiliğini oluşturdu. “siyaseti bırakmak” siyaseti hiç bir zaman özümsememiş olanların yapabileceği şey dir!..
Konuyu Selo’can açısından değerlendirirsek, en doğru açıklamayı vakti geldiğinde kendisi yapacaktır.
Bu konuyu bizlerin sorgulaması, doğru sonuca ulaşmamızı mümkün kılmaz. Belki bir den çok neden de olabilir.
İçerde üç af görmüş amcalarla yattım. Anı dağarcıkları geniş olan bu insanlardan o kadar çok şey öğrendim ki her biri yaşam dersiydi.
Size bir tanesini anlatayım.
“İçerde beş yıl yatan birine, “bunu neden yaptın?” diye sorulmaz” Demişlerdi!..
Demirtaş birikimli bir insan. İçerde eli kolu bağlı bir insanın neler yapabileceğini veya yapamayacağını iyi biliyordur.
Konfüçyus’un şu sözlerini hayata geçirmek, her babayiğidin harcı değil.
“Ya bir yol bul, ya bir yol aç, yada yoldan çekil”..
Selo’can daha hırslı dönecektir. Moraller boş yere bozulmasın!..
…
Yıllar önce kimi tv ler ‘BBG evi’ türü yapımları canlı yayınlardı.
Ağırlık olarak kadınlar ve berber vb gibi işyerlerinde tv olan insanlar bu yapımları izler, sms atarak kimin eleneceğine onlar karar verirdi.
Eşimin de izleyici olduğunu, bbg eviyle ilgili bir saptama yaptığında öğrenmiştim.
Saptaması şöyleydi “halkımızın büyük çoğunluğu kötü insanları seviyor. BBG evindeki en kötü, şirret, kavgacı ve düzeysiz insanların elenmesini engellemek için sms atıyorlar”..
Lucescu da GS teknik direktörüyken “Bu ülkenin insanları çok farklı. Bizim ülkemizde köylünün birinin keçisi var diğerinin yoksa “Allahım komşumun keçisi var, benimde bir tane olsun” diye dua ederler. Sizin insanlarınız “Allahım, köylümün keçisi var benim yok. Komşumun keçisi ölsün” diye dua ediyor!”…
Bu gözlemlere bende katılıyorum.
Ortadoğu ülkeleri demokrasi istemez.
Demokrasi çoğunluğun tahakkümü değil, azınlıkların korunduğu sistemdir.
Ortadoğu halkları güçlüden yana olur, zayıfın ezilmesine katkı koyar. Güçlüden yana olursa kendini güvende hisseder. Bu nedenle de demokrasi diye bir dertleri yoktur.
Orhan Hançerlioğlu “Dört bin yıllık düşünce tarihi” kitabında, insanların bilmediği şeyden korktuğunu söyler.
Demokrasinin ne olduğunu bilmeyen insanların ondan korkuyor olmasını,anlıyorum!..














