22 Ekim
İBİBİK’İN BELEDİYEYE
SİTEMİ VAR
İbibik bugün Datça merkezdeydi.
Köy dolmuşlarının kalktığı garajda.
Görüntü berbat.
Belediye oradaki işletmeyi yıkmış, sosyal tesis yapacakmış.
İyi fikir.
Hakkını verelim. Belediyenin yaptığı sosyal tesisler halka iyi hizmet ediyor.
Üstelik piyasa şartlarına göre oldukça ekonomik.
Datçalı bu hizmetten çok memnun.
Ama arkadaş yıkılan yapının molozu yaklaşık bir aydır orada duruyor.
Daha ne kadar duracak?
Sosyal tesisin yapımına neden başlanmıyor?
Eğer yapım gecikecekse, en azından buraya geçiçi mobil bir çözüm bulunamaz mı?
Dolmuşcular şikayetçi, yolcular çaresiz, gelen turist gördüğü moloz yığını nedeniyle şaşkın.
İbibik’in de belediyeye sitemi var.
Diyor ki, meclis üyelerinin satmak için yaptığı villalara yıldırım hızıyla altyapı gidiyor da, garajdaki sosyal tesise neden yıldırım hızıyla başlanmıyor?
Bizden iletmesi.

.
.
İsrail bombardımanı Gazze’de yüzlerce sokak hayvanını da katletti. Hayatta kalanların yaşadığı dehşet gözlerinden okunuyor.

.
.
23 Ekim
DATÇA’DA BİR KADIN
NEDEN AĞLAR?
İsmi Banu Güven.
Datça’da 4 yıldır tek başına yaşayan bir kadın.
Babadan kalma 6 bin lira bir emekli maaşı var.
Bunun 1500 lirası krediye gidiyor.
Kalan 4500 lira ile geçinmeye çalışıyor.
Kendisi bir el işi sanatçısı.
Halk eğitimden sertifikalı.
Ürettiklerini satarak geçinmeye çalışıyor ama nafile.
Bir stantı yok.
Bazen kurada şansı tutmamış, bazen de kuraya sokulmamış.
Banu hanım bana “Sedat bey abest bir sözle başlayayım. Parası neyse verelim, ne olur bir röportaj yapın” diyen kadın.
Sonra defalarca özür diledi.
Medyada bu işlerin böyle döndüğünü sandığını söyledi.
İyi niyetine, samimiyetine, çaresizliğine inandım.
Beni en çok mesajının sonundaki “Ben Datça’da azar işitmeye alıştım, siz de azarlayabilirsiniz!” ifadesi etkiledi.
Bir kadın neden azarlanır?
Bir kadını kimler azarlar?
Aradım kendisini.
Ağlayarak anlattıkları çarpıcı.
TEK GEÇİM KAYNAĞIM EL ÜRÜNLERİM
“Ben İstanbul’dan geldim Datça’ya. Yaklaşık 10 yıldır kendi el emeği
ürünlerimi yapıyorum. Her şeyiyle kendim yapıyorum. Yani kadın el emeği üreticisiyim. Yaklaşık dört yıldır ürünlerimi satmak için stant peşinde koşuyorum. İlk sene kura hakkım olmadı. Bir yılı doldurmadan baş
vuramazsınız dediler, İkinci senenin ortalarında nasıl başvuracağımı öğrenmek için bir arkadaşımın vasıtasıyla CHP ilçe başkanı Aytaç Kurt’a ulaştım. Torpil istemediği, kuraya katılmak için neler yapmak gerektiğini ilettim. Sağolsun beni hiç tanımadan dinledi. Dedi ki, ‘Bu konularla başkan yardımcımız İnci
Hanım(Bilgin) ilgileniyor. Ben sizi İnci Hanıma götüreyim.’ Beni aldı o gün İnci Hanıma götürdü. Ben de Aytaç beyin yanında İnci hanıma durumumu anlattım. Torpil, kayırma değil başvuru yapmak istediğimi, el ürünlerimin tek geçim kaynağım olduğunu söyledim.
İnci Hanım o gün
beni Aytaç Bey’in yanında çok kibar bir şekilde dinledi. ‘Siz başvurunuzu yapın. Bu işlerle ben ilgileniyorum söz veremem ama’ dedi.
Tabi ki dedim. Kimsenin hakkını yemek istemem.
İNCİ BİLGİN BENİ AZARLADI
Birkaç gün sonra
başvurular açıldı. Başvuruya gittim, yanıma da kendi ellerimle ördüğüm bir saç bandanası aldım. Amacım başvuruma yol gösterdiği için İnci hanıma teşekkür etmekti. Sizden çok özür dilerim, amiyane bir tabir olacak. Beni itin yerine soktu, çıkardı. Bana o gün bir bakış attı ki, yerle yeksan etti. ‘Alın onu çabuk makamdan alın onu’ diye bağırdı. Ben ne olduğumu şaşırdım. Özür diledim ve ağla ağlaya odadan dışarı çıktım. Kurada önce
başvuranların isimleri okunuyor. İnci hanımın bana bir bakışı var. Beni arıyor, gözleriyle arıyor. Ben birazcık babaanne ile büyümüş bir insanım. Gözden çok iyi anlarım. Bir insanın bir insana gözleriyle ne anlatması gerektiğini o kadar iyi anlarım ki. Kurada şans bana gülmedi.
ARKASI OLMAYANI EZERLER
Geldik bu seneye.
Ben yalnızım. Arkamda dayım yengem yok.
Aman mimlenmeyeyim, aman bir şey söylersem benim canımı yakarlar diye sustum.
Konuşursam beni ezerler. Datça’da ezilir giderim diye hiç sesimi çıkarmadan stant başvurularının açılmasını bekledim. Arkadaşlarıma da dedim ki, ‘ne olursunuz siz de başvuru yapın. Sizlerden kime çıkarsa o standa benim de ürünlerimi koyalım. Çünkü çok ihtiyacım var’ dedim. Onlar da
başvuru yaptılar. Biz başvuruya gittiğimizde zabıta ilgileniyordu konuyla. Sevgi yoluna yeni stant açılacak mı diye sordum. Zabıta ‘hayır Kumluk’ta bir stantlık yer var, oraya başvurun’ dedi.
Hemen başvurdum.
Kura çekimine Deniz arkadaşımla birlikte gittim.
ZABITA DA BENİ AZARLADI
Bir duydum ki Sevgi yolunu kuraya açmışlar, insanlar başvurusunu çoktan yapmış.
Zabıtaya girdim. Dedim ki ‘affedersiniz sevgi yolunun kurası mı açıldı.’ Zabıta ‘evet’ dedi.
Şaşırdım.
Çünkü bir hafta önce açılmayacağı söylenmişti. Niye bizim haberimiz olmadı diye sorduğumuzda zabıta, ‘ size haber vermek
zorunda mıyız hanımefendi’ diye azarladı. Bakın dedim bu konu benim için o kadar önemli ki, ben 3 yıldır bu işin peşinde koşuyorum.
Alaylı bir üslupla ‘Hanımefendi’ dedi ‘her gün geleceksin, her gün açıldı mı diye soracaksın.”
Neyse ya sabır dedim, çıktım yukarıya,
Deniz arkadaşım da yanımda. Bakın size yemin ediyorum yaşananlar şöyle.
Kuraya girdik. Hepsi stant sahibi insanlar. Orada iki tane yabancı Deniz ile benim. İnci hanım geldi, bize kötü gözle bakarak, ‘burada fazla insan var’ dedi. Biz anlamadık ne olduğunu. Sonra bir baktık ki, stant sahipleri kendi içinde kura çekiyor. Yer kurası. Bu sene sen birinci sıradasın, sen
üçüncü sıradasın diye. Deniz’e dedim ki; ‘çıkalım.
Burada fazlalık biziz. Diğerleri zaten stant sahibi. Artık çoğunu tanıyoruz çünkü.’
Tekrar zabıtaya indik.
Bu kez Kumluk kurasının iptal edildiği söylendi.
Yıkıldım. Neden diye sorduğumda zabıta, ‘Hanımefendi geçmiş dosyalara baktık oradan birini aldık’ dedi.
KUMLUK’A AÇILAN STANT KİMİN?
Daha sonra Kumluk’tan bir arkadaştan öğrendim ki, Eylül ayının başında bir akşam Kumluk’a pat diye bir stant koymuşlar. Arkasında belediyeden güçlü bir tanıdığı var deniliyor. Böylece bu seneki kura hakkımızı bir güzel yediler.
Bana bu yapılanları kabul edemiyorum. Bir vatandaş olarak hakkımı aramak istiyorum.
STANTLARDA DENETİM YOK
Çünkü Datça’da birçok stantta Eminönü’nden alınan Çin işi ürünlerin satıldığını herkes biliyor. Başvuran insanların ne iş yaptığına bakmıyorlar. Hiç kimse denetlenmiyor, Herkes başvuruya giriyor ama el emeği hiçbir ürünü yok. Adam al sat yapıyor. Gidip Eminönü’nden takıları alıyor, gelip el işi diye satıyor. Son dönemde gitmelerine de gerek kalmadı. Fabrikasyon Çin ürünleri ayaklarına geliyor.
Karı koca biri Sevgi yolunda biri Eski Datça’da stant açabiliyor. Eski Datça’da ikametgahı olmadığı halde stant açan var. Hatta Datça dışında oturup sadece yaz aylarında gelen tatilci bir aile stant açabiliyor. Kışın geri gidiyor.
20 yıldır yıldır aynı insanların stantları var. Sabitlenmiş ve kendileri istediklerini sokuyorlar
ve belediyede de bunu yaptırma güçleri var.
Bunları kabullenemiyorum ve her yerde sesimi duyurmaya çalışıyorum. Zaten İnci Hanım beni çoktan sildi, bunun farkındayım.”
Banu hanımın söyledikleri bunlar.
Stantlarla ilgili bu tür serzenişleri başka kişilerden de duydum.
Eğer bunlar doğruysa vah Datça Belediyesi’ne.
Eğer doğru değilse açıklama bekliyorum.
Özellikle şu konularda.
Stantlarda fabrikasyon ürün satılıyor mu?
Aynı aileden eşler farklı yerlerde stant açabiliyor mu?
İkametgahı Eski Datça’da olmadığı halde Eski Datça’da stant açan var mı?
Bir tatilci(İzmir’den) Datça’da bir arkadaşının ikametgahını göstererek stant açıyor mu?
En önemlisi Kumluk’ta kuraya girmeyen bir kişiye pat diye stant verildi mi?
Aynı şekilde Anfitiyatro’da da Ağustos ayında kurasız ek bir stant açıldı mı?
İBİBİKLER BU İŞİN PEŞİNDE
Belediye bu soruları yanıtlarsa noktasına virgülüne dokunmadan yayınlayacağım.
Ayrıca tüm İbibikler bir süre Sevgi Yolu, Eski Datça, Kumluk ve Anfitiyatrodaki stantların üzerinde uçacak.
Bakalım oralardan ne haberler çıkacak?
Son söz.
Bilge der ki; İrfan gönül almaktır seferin bitmeden.
Mart ayında yerel seçimler var.
Çok kişinin seferi bitecek.
Gitmeden Banu hanımı belediyeye çağırıp, derdini dinleyerek gönül alacak tek kişi yok mu?
Torpil istemiyor, adalet istiyor.

.
.
23 Ekim
DEĞİŞİM
“Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar; zira gerçek dönüşümler hep içten gelir” dedi İbibikler.
Anlayana…

.
.
24 Ekim
SAĞIR SESSİZLİKTE İBİBİKLERİN DANSI
Datça Belediyesi Meclisi üyesi Can Canbey’in satmak için yaptığı villalara yıldırım hızıyla altyapı gittiğini yazdık. Can Canbey aradı, kendi açısından olayı anlattı ve açıklama gönderdi. Teşekkür edip, virgülüne satırına dokunmadan açıklamasını yayınladık.
AKP İlçe Başkanı Fatih Keleş’in Oda Tv’de çıkan “arazi işgal” haberini paylaştık. Fatih Keleş aradı, dürüstçe haberin doğru olduğunu ama 1.5 yıl önce alınan mahkeme kararının bugün gündeme getirilmesini doğru bulmadığını açıkladı. Haberin Oda Tv’ye ait olduğunu belirterek, kendisine teşekkür ettim.
CHP İlçe Başkanı Aytaç Kurt’un babadan kalma imarlı arsasına inşaat ruhsatı almadan kuru beton döküldüğünü yazdık, müteahhit Özcan Kaya aradı, bitişiğindeki arsaya hazır beton arabası gelmişken çamuru örtmek için beton döktüğünü, olaydan Aytaç Kurt’un haberi olmadığını açıkladı. Kendisine teşekkür ettim.
Datça Belediyesi Başkan Yardımcısı İnci Bilgin ile meclis üyesi Fatma Tatlı’nın bir ev ziyareti ile ilgili Facebook paylaşımındaki eleştirel yorumların silindiğini yazdık. Fatma Tatlı aradı bir sansürün söz konusu olmadığını, sadece hakaret içeren yorumları kendilerinin kaldırdığını açıkladı. Teşekkür ettim.
Yaptığımız bir haberde, kaleme aldığımız bir yazıda eleştirilen kişi bir açıklama gönderirse, onu yayınlamak bizim meslek namusumuz.
Açıklamanın doğru ya da yanlış olduğunun kararını vermek de kamuoyuna kalıyor.
Durum böyleyken, günlerdir usülsüzlük, adam kayırma, torpil iddialarıyla çalkalanan Datça Belediyesi’nden tek bir ses çıkmaması çok düşündürücü.
Tam bir sağır sessizlik.
İmar Komisyonundan sorumlu belediye meclis üyesi satmak için yaptığı 3 katlı villanın yanına kaçak havuz koyuyor. Olay fotoğraflarla kanıtlanıyor. Ulusal medyada haber oluyor.
Belediye sağır sessiz.
Niye göz yumdunuz, bir işlem yaptınız mı, bir ceza verdiniz mi? Vatandaş bunu yaparsa göz yumar mısınız?
Tık yok.
Belediye çalışanlarının eşleri, akrabaları torpille bir bir işe alınıyor. Vatandaş “Gelinler Odası” diye anlamlı bir gönderme yapıyor.
Belediye sağır sessiz.
Kimler, neden işe alındı.
Torpilleri kim?
Hani nerede liyakat?
Tık yok.
El işi stantlarıyla ilgili onlarca şaibe, usülsüzlük, adam kayırma iddiaları ayyuka çıktı.
Belediye sağır sessiz.
Sorduk.
Stantlarda fabrikasyon ürün satılıyor mu?
Aynı aileden eşler farklı yerlerde stant açabiliyor mu?
İkametgahı Eski Datça’da olmadığı halde Eski Datça’da stant açan var mı?
Bir tatilci Datça’da bir arkadaşının ikametgahını göstererek stant açıyor mu?
En önemlisi Kumluk’ta kuraya girmeyen bir kişiye pat diye stant verildi mi?
Tık yok.
Yıkılacağı açıklanan ama nedense yıkılamayan Ilıca Kamping’deki kaçak bungalovların yapımından belediyenin haberdar olduğu iddia ediliyor, hatta o bungalovların kurulduğu arsadaki ağaçların belediye tarafından budandığı söyleniyor.
Belediye yine sağır sessiz.
Soruyoruz, bunlar doğru mu diye.
Tık yok.
Küçümsemek için söylemiyorum, inanın Kanarya Sevenler Derneği ile ilgili bir eleştiri yapılsın, derneği yönetenler anında cevap verir.
Ama Datça Belediyesi sağır sessiz.
Sessizlik eleştirileri, iddiaları kabul etmektir bir bakıma.
Kabul etmek de, bir erdemliliktir aslında.
Bizim belediyede bu konuda ciddi bir sorun var.
İletişim, bilgilendirme sorunu var.
Bu sağır sessizlikte İbibiklerin dansı devam edecek.
Müziğin sesini duymayanlar dans edenlere deli der ya.
Varsın desinler.
“Satılık kalem, şu partinin adamı, şu adaya çalışıyor, başkanlığa aday, meclise girmek istiyor” diyemeyeceklerine göre varsın deli desinler.
Çünkü günden güne çoğalır, delimiz bizim.
Her gün Datça semalarına iyi bakın, deli İbibiklerin dansını göreceksiniz.

.
.
25 Ekim
Spartaküs’den bir asır önce Roma emperyalizmine baş kaldıran Anadolu halklarının pek bilinmeyen isyanını Stonetimes’a yazdım.

.
.
DATÇA’DA BİR ÖĞRETMENİN FERYADI!
Uzun süredir Datça’da yaşayan bir öğretmen.
Bölgesinde çok sevilen, saygı gösterilen aydın bir eğitimci.
Devlet memuru olduğu için ismini yazmıyorum.
O ben de sır.
Sadece hukuki bir durumda açıklarım.
Bir mesaj yazmış.
Sitem dolu.
Bana değil sitemi, belediyeye.
Hem Datça’ya, hem büyükşehir’e.
İnsan üzülüyor okudukça.
Bakın neler diyor?
SESİMİZİ DUYURUN
“Sedat Bey merhaba.
2010 yılından bu yana Datça’dayım.
Çaresizlikten size yazma ihtiyacı duydum.
Sesimizi duyuracağınızı umuyorum.
Meclis üyesi Can Canbey’in yaptığı villalara altyapı götürmesi ile ilgili yaptığı açıklamaların hiçbirisine inanmıyorum. Çünkü orası yapılırken Büyükşehirin oraya koyduğu tabelada bile “kanalizasyon altyapı çalışması” yazmıyordu. “Yol yapım” çalışması yazıyordu.”
YOLUMUZU MAFVETTİLER
“O bölgede oturan birisi olarak (Can Canbey’in yaptığı villalara evim çok yakın) kanalizasyon hizmeti alamadığımız gibi bir de üstüne yolu mahvettiler.
Her gün toz toprak ayrı sıkıntı, arabaların alttakımlarının perişan olması ayrı sıkıntı.
Dert çekiyoruz anlayacağınız.
Can Canbey’e hizmet giderken bize de rezilliğini çekmek düştü.”
KİŞİYE ÖZEL KANALİZASYON
“Ayrıca lütfen şunu sormanızı rica ediyorum. Bir yere yol yapım çalışması diye tabela koyup yolu binbeter hale getirmek neyin nesidir? Yıllar önce oraya ev yapanlara kanalizasyon gelmezken daha iskanını bile almadan kişiye özgü kanalizasyon götürmek neyin nesidir?
Oturduğum sokakta foseptiğini çektirmek çok zor oluyor.
Foseptik yapılan tarafa vidanjörler girmek istemiyor.
Ama aslında girilmesi gereken kısım kadastoral yol olan kısım ve defalarca belediyeye müracat etmeme rağmen belediye yolu açmadı.
Fen İşlerinden bir kişi keşif için geldiğinde bize yolun açılamayacağını, açılırsa çok dik olacağı için kaza olduğunda kendine dava açılacağını falan söyledi. Oysa Datça’da yolu açılmış çok dik yer var.”
BİZİMLE ALAY EDİYORLAR
” Ayrıca ‘evi alırken foseptiğine bakmadınız mı’ diye sözde akıl verdi. Ben de ‘siz imar verirken, iskan verirken hiç bakmadınız mı?’ diye sordum.
Cevap veremedi.
Bu kişiler insan aklıyla dalga geçiyorlar, bizi tamamen aptal yerine koyuyorlar.
Ben MUSKİ ile konuştum, dilekçe verdim.
Belediye ile konuştum, dilekçe verdim ama hiç bir sonuç alamadım.
Dilekçe verdiğim bir kadın çalışan, “oradan neden ev aldınız ki” dedi. Önümüz seçim. Belki seçim var, biraz vatandaş akıllarına gelir diye düşünüyordum ama kendilerinden başka bir şey bu insanların akıllarından geçmiyor.
Ben bir eğitimciyim ve en çok beni üzen de adalet duygumun bu kadar sarsılması.
Ayrıca bu yazdıklarım sadece benim değil, burada yaşayan yüzlerce vatandaşın sorunu.
Gelsinler halkı dinlesinler.
Bize yaşattıkları çileye tanık olsunlar.
Rahatsızlık verdiysem çok özür dilerim.”
Bir öğretmenin feryadı bunlar.
Adalet evrenin ruhudur.
İnsanlarda adalet duygusunun sarsılması ne acı bir şey.
Yetkililer bu sözlere cevap verir mi bilmem.
CHP Genel Başkanı Ankara’ya “Adalet Yürüyüşü” yapmıştı.
Bu gidişle Datçalılar belediyeye “Adalet” Yürüyüşü” yapacak.
Hatırlarsınız.
Datça Belediye Başkanı Gürsel Uçar, meclis üyesi Can Canbey’in, satmak için yaptığı villalara kanalizasyon götürülmesini doğru bulmamış, Can Canbey de şu açıklamayı yapmıştı.
“Değerli DATÇA Halkının bilgisine,
15 yıldır memleketim Datça’ya çeşitli siyasi görevlerde bulunarak ve halen meclis üyesi olarak hizmet eden biri olarak kamuoyunda yer alan kanalizasyon hattı yapımı ile ilgili açıklama yapmak gereği doğmuştur.
Sosyal medyada yer alan habere göre ben kendi konut şantiyeme özel olarak kanalizasyon hattı yaptırarak, halka hizmet etmediğim iddia edilmiştir.
Öncelikle belirtmek isterim ki ben 15 yıllık siyasi hayatım boyunca tüm Datça’ya hizmet etmek için gayret sarf eden ve bu gayretlerimin Datça halkı tarafından görüldüğüne inanan biriyim.
Gelelim konut şantiyemize özel olarak kanalizasyon hattı yaptırdığıma dair asılsız iddialara. Ben kanalizasyon hattı yapma yetkisine sahip olan MUSKİ Genel Müdürlüğüne yeni yapmış olduğum konutlar hakkında hiçbir zaman kanalizasyon ile ilgili bir talepte bulunmadım. Kaldı ki almış olduğum yapı ruhsatı ve tüm işlemlerimin kanuni olması dolayısıyla MUSKİ Genel Müdürlüğü görev ve yetkisi doğrultusunda bu bölgede kanalizasyon hattı yapma yükümlüğündedir. Fakat siyasi kimliğimi bilen yöre halkı bizim bu bölgede imalat yapacağımızı duyması üzerine kanalizasyon altyapısı olmayan bir bölge olduğunu ve bizim burada yapacağımız imalatla ve bir üstümüzde ki parselde hali hazırda bugün de devam eden yoğun konut imalatıyla beraber altyapının geleceğine inandıklarını ve doğal olarak beni bu konuda çözüm mercii gördüklerini birçok kez ifade ettiler.
Bunun üzerine yaptığım araştırmalar sonucu MUSKİ tarafından İskele Mahallesinin kanalizasyonu olmayan 319,322,324,326,327,331,333 ve 529 numaralı sokakları için kanalizasyon projesi hazırlandığını öğrendim. Ve bununla ilgili yerindeki keşfe bizatihi katılmak istediğimi siyasi kimliğim gereği MUSKİ yetkililerinden talep ettim. Proje gereği D400 karayolu üzerinde bulunan (akıllı kavşak bölgesi-Eski Datça ara yolu ) kanalizasyon bacasına bağlantı yapılması gerekmektedir. Bu nedenle tüm sokaklar kısımlara ayrılmış ve atıksuyun cazibeli (kendi eğimiyle) olarak aktarımının sağlanması amacıyla öncelikle benim konut imalatımın cephe aldığı ve Anayola bağlanan 529 nolu sokakta kanalizasyon çalışması yapılmasının teknik zorunluluk olduğu tespit edilmiştir. Diğer cadde ve sokaklarda da ilgili kurumun plan ve programı dahilinde çalışmalara devam etmekte ve etap etap ana hat sonrası kılcal hatlara girerek kanalizasyon ağını ana hat olan 529 nolu sokağa bağlayacaktır.
Ayrıca, altyapısı olmayan bir başka bölgemiz olan Datça Çomarlık bölgesi içinde vatandaşların 2 yıl gibi bir süre önce ofisime gelerek ziyareti üzerine kanalizasyon altyapı çalışması noktasında talepleri olmuştur, bu proje doğrultusunda yukarıdaki sokaklarda kanalizasyon şebekesi yapılabilmesi için yine önce ana hattın tamamlanması sonra kılcal ara yollara bağlantı girişi yapılması yolunda MUSKİ ile görüşmeler yürütmekteyim.
Mühendislik eğitimi almış ve altyapı konusunda bilgi sahibi olan bir kişi olarak Datça’nın altyapı sorunlarının farkında olmam münasebetiyle gereğince ve bütçe yeterliliği doğrultusunda Datçamıza her türlü hizmeti Muğla Büyükşehir Belediyemizden sağlayabilmek için çalışmaktayım. Bunun son örneği Betçelilerin dediği gibi Cumhuriyet tarihinde çözülmemiş olan Betçe su sorununun Datça-Betçe İçmesuyu isale hattının tamamlanarak devreye alınması noktasında gösterdiğim siyasi ve fiziki çabadır. Betçe muhtarları bu sürecin en doğal şahitleridir.
Sonuç olarak bu bölgede yapı ruhsatını almış olduğum ve hiçbir eksik evrakının bulunmadığı konutlarıma görevi kanalizasyon yapmak olan bir kurum tarafından yapılan teknik incelemeler sonucunda öncelikli kanalizasyon yapılması zorunlu alan olarak hat yapılmış ve devamında da diğer sokaklarda da bu çalışma devam ettirilecektir.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.”
Bakalım yeni bir açıklama gelecek mi?

.
.
26 Ekim
İNCİ BİLGİN’İN AÇIKLAMASI
Datça Belediyesi Başkan Yardımcısı İnci Bilgin, stantlarla ilgili iddialara ilişkin bir açıklama yaptı.
Kelimesi, virgülüne dokunmadan yayınlıyorum.
“Son zamanlarda, internette hakkımda yapılan haksız, yanıltıcı ve mesnetsiz iddiaları üzülerek gözlemliyorum. Bu açıklama ile, bu iddiaları ele almak ve gerçekleri açıklığa kavuşturarak halkımızın doğruları bilmesini istiyorum.
Öncelikle bir hususun çok değerli Datça halkı tarafından iyi bilinmesini isterim ki, bahsi geçen olaydaki kişinin hakkımda iddia ettiklerinin tamamı asılsızdır. İddia edilenin aksine şahıs Sevgi Yolunda boş kalan 8 adet yer için kuraya katılmış fakat kurada hak kazanamamıştır.
Ayrıca ‘Atın bunu makamdan’ iddiası da tamamen mesnetsiz bir iddiadır. Beni tanıyan herkes gayet iyi bilir ki benim, vatandaşlarımıza karşı asla böyle bir tavrım olamaz, olmamıştır. Datça Belediyesi’nde çalışan hiçbir personel vatandaşlarımız hakkında böyle bir tutum sergilemez. Bu iddia ispata mahkumdur. Daha da ilginç olanı benim böyle bir talimatı kime verdiğimdir. Herkes tarafından gayet iyi bilinir ki odamın kapısının önünde güvenlik görevlisi bulunmamaktadır.
Bir başka asılsız iddia ise kura çekimi esnasında “Burada fazlalık insanlar var” dediğim iddiasıdır. O esnada toplantının yapıldığı salondaki onlarca kişi ağzımdan böyle bir laf çıkmadığının şahididir. Daha da ötesi bahsi geçen şahsı şu an sokakta görsem tanımam.
Ancak, hukuki süreçlerin yanı sıra, itibarımı ve dürüstlüğümü kanıtlamak için elimden gelen
her şeyi yapmaya kararlıyım. Benimle tanışan, çalışan veya kişisel ilişkiler içinde bulunan insanlar, bu iddiaların gerçek dışı olduğunu doğrulayacaklardır.
Herkesin doğru bilgilere erişim hakkı vardır ve bu açıklama ile gerçekleri göstermeye çalışıyorum. Bu tür iftiraları yayan veya yaymaya çalışan kişilere karşı hukuki yolları kullanmaktan çekinmeyeceğim. Adaletin yerine gelmesini sağlamak için elimden geleni yapacağımı da herkesin bilmesini isterim.
Sonuç olarak, bu açıklamayı halka sunarak, beni ve itibarımı korumak için atacağım adımları duyurmak istedim. Gerçekleri ve dürüstlüğü savunmaya kararlıyım ve bu tür iftiraların karşısında duracağım.
Saygılarımla,
İnci BİLGİN
Belediye Başkan Yardımcısı”
.
.
TÜM İBİBİKLER AŞKINA
CEVAP BEKLEYEN SORULAR
Datça Belediyesi Başkan Yardımcısı Sayın İnci Bilgin, son dönemdeki stant iddialarıyla ilgili bir açıklama yaptı.
Virgülüne noktasına dokunmadan yayınladım.
Kendisine teşekkür ediyorum.
Ancak, yönelttiğim soruların çoğu yanıtsız kaldı.
Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi adına soruları tekrar etmekte yarar var.
Stantlarda fabrikasyon ürün satılıyor mu?
Aynı aileden eşler farklı yerlerde stant açabiliyor mu?
İkametgahı Eski Datça’da olmadığı halde Eski Datça’da stant açan var mı?
Bir tatilci Datça’da bir arkadaşının ikametgahını göstererek stant açıyor mu?
En önemlisi Kumluk’ta kuraya girmeyen bir kişiye pat diye stant verildi mi?
Ayrıca şu sorularımızın da yanıtlanmasını Datçalılar adına rica ediyorum.
İmar Komisyonundan sorumlu belediye meclis üyesi satmak için yaptığı 3 katlı villanın yanına kaçak havuz koydu. Olay fotoğraflarla kanıtlandı. Ulusal medyada haber oldu.
Bu kaçak havuza göz mü yumdunuz? Göz yummadıysanız, bir işlem yaptınız mı, bir ceza verdiniz mi? Vatandaş bunu yaparsa göz yumar mısınız?
Belediye çalışanlarının eşleri, akrabaları torpille bir bir işe alınıyor. Vatandaş “Gelinler Odası” diye anlamlı bir gönderme yapıyor.
Kimler, neden işe alındı.
Torpilleri kim?
Hani nerede liyakat?
Yıkılacağı açıklanan ama nedense yıkılamayan Ilıca Kamping’deki kaçak bungalovların yapımından belediyenin haberdar olduğu iddia ediliyor, hatta o bungalovların kurulduğu arsadaki ağaçların belediye tarafından budandığı söyleniyor. Bu iddialar doğru mu? Kaçak bungalovlar yıkılacak mı?
Yıkılmayacaksa neden?
Eğer bu sorularımıza da yanıt verilirse, noktasına virgülüne dokunmadan yayınlayacağımı söylememe gerek yok sanıyorum.
Bu arada hiçbir tehdit ve baskıya boyun eğilmeyeceğinin bilinmesini isterim.
Seçimler öncesi siyasi çekişmede taraf olmak gibi bir omurgasızlığımız olamaz. O bizi ilgilendirmiyor.
Ne belediye başkanlığı, ne de meclis üyeliği gibi gizli bir ajandaya da sahip değiliz.
Sadece mesleğimizi yapıyoruz.
Hiçbir güç bunu yapmamıza engel olamaz.
Tüm ibibikler aşkına, yazmaya devam edeceğiz.

.
.
PANDORANIN KUTUSU
İbibikler yarımadanın her yerini sardı.
Artık dev gibi bir ordular.
Her yerdeler.
Hergün onlarca iddia getiriyorlar.
Hepsi tek tek araştırılıyor.
Doğru çıkanlar, belgelenenler tek tek yayınlanacak.
İsmi, cismi, makamı ne olursa olsun kimse İbibikleri susturamayacak.
Şimdilik şunu söyleyelim.
Pandoranın Kutusu daha yeni açıldı.
Kutuda neler neler var!
İbibikleri izlemeye devam edin.
.
.
27 Ekim
KADİFE ANANIN ÇARESİZLİĞİ
Belenköy’de tek başına yaşayan yaşlı bir kadın Kadife Ana.
Beş yıldır derdine derman arıyor ama bulamıyor.
Derdi yola sızan foseptiği.
Kırlı sokakta beş yıldır pis kokular içinde yaşıyor.
Sızıntısı yola taşıyor.
Pislikler yoldan akıyor.
O yoldan çocuklar geçiyor.
İnsanlar biraz ilerisindeki bakkaldan ekmek alıyor.
Köyün sağlığı riskte.
Tehlikenin farkında mısınız?
Kadife Ana çaresiz.
Çalmadığı kapı kalmamış.
Muhtar, komşular çok kişi devreye girmiş ama nafile.
Knidos’un kaptanı Belenköylü Aslan Atilla Yorulmaz da aramış belediyeyi.
Şöyle diyor.
“Belediye başkan yardımcımız İnci Hanım(Bilgin) bir sorun olduğunda aramamı istemişti. O yüzden telefonu bende var. 5, 6 ay önce aradım. Benden önce de muhtarımız ve köyümüzdeki azalarımız aradıklarını ama bir sonuca ulaşamadıklarını söylemişlerdi. Ben aradığımda başkan yardımcımız bu problemin belediye ile ilgisi olmadığını, konunun Hıfzısıhha’yı ilgilendirdiğini söylemişti.
Ben de kendisine problemi ilettiğimi, eğer hıfzısıhhaya bildirmek gerekiyorsa bunu kendisinin iletmesini rica ettim. Ancak aylar geçti, ilgilenen olmadı.”
Konu eskiden hıfzısıhhanın alanıydı.
Uzun süredir direkt belediyeyi ilgilendiriyor.
Yönetmelik gereği Kadife Ana’nın vidanjör çağırması gerekiyor. Ancak köyde yollar çok dar olduğu için vidanjörler giremiyor.
Ayrıca MUSKİ, Belenköy’e hizmet götüremiyor.
Yine yönetmelikler gereği Kadife Ana’nın yeni büyük bir foseptik yaptırması gerekiyor.
Ancak çok düşük bir emekli maaşı var.
Zaten kıt kanaat geçiniyor.
Paranın gözü kör olsun.
Cepte yok ki, neyle yaptırsın!
Niye de bunun bir yolu olmalı.
Kartacalı komutan Hannibal Roma seferinde filler ile Alpler’i geçmenin imkansız olduğu söyleyenince, “Aut viam inveniam aut faciam” demişti.
“Ya bir yol bulacağız ya da bir yol yapacağız.”
Bu yolu bulmak ya da yapmak belediyeye düşüyor.
Bir şeyler yapacaklarını umuyorum.
Kafide Analar üzülmesin, onlar hep gülsün.

.
.
BU NASIL BELEDİYECİLİK?
Gençlerin spor yaptığı sahadan ne istediniz? Sağda solda, kapalı kapılar ardında “bu nasıl gazetecilik” diye bağıracağınıza, kendinize bir sorun; Bu nasıl belediyecilik?
Belediyenin görevi çevreyi temizlemektir, kirletmek değil.

.
.
28 Ekim
Knidos’taki yamuk iskeleyi gündeme getirmiştik.
Bir kaza olmadan nihayet kaldırmışlar.
.
.
DATÇA’YA YENİ BİR
e-DERDİ; İBİBİK
Datça’nın haberci kuşu İbibik’i biliyorsunuz.
Kimsenin görmediğini gören, duymadığını duyan İBİBİK çok yakında e-dergi formatında çıkacak.
Reklamsız, ücretsiz, yalansız, dolansız olacak.
Tarafsız bir dergi değil, İBİBİK.
Tarafı var.
Tarafı Datça.
Bu güzelim coğrafyadaki sosyal olayları, etkinlikleri, doğruları, yanlışları, talanları sayfasına aktaracak.
İyiyi alkışlayacak, kötüyü yerecek.
Yayın kadrosu çok geniş.
Yarımadanın tüm İbibikleri bu dergiye haber taşıyacak.
Çok yakında…















