3 Kasım
İŞGALCİLER BİLE DATÇA’YA BU KADAR ZARAR VERMEDİ!!!
Datça tarih boyu defalarca işgale uğradı.
M.Ö. 546’da Harpagos komutasında 100 bin kişilik Pers ordusu ezdi geçti bu toprakları.
Sonra kimler geldi, kimler geçti.
En son İtalyanlar.
1919’da işgal ettiler buraları.
Bir yıl sonra geldikleri gibi gittiler.
Ama inanın bu işgalcilerin hiçbiri bugünkü zararı vermedi Datça’ya.
Paylaştığım görüntülere iyi bakın.
Burası cennet Kurucabük Ormanları.
Aktur’un hemen yanı.
Artık bir moloz çöplüğü.
Dar bir alanda değil üstelik.
Kilometrelerce, adım başı pislik.
Önüne gelen inşaatçı molozunu buraya bırakmış.
Kırık parkeler, kiremitler, beton artıkları, borular, tenekeler, paslı demirler, kimyasal maddeler, eskimiş ev eşyaları, araba lastikleri, aklınıza ne gelirse.
Hepsi ormanın içinde.
Ağaçların arasında bir inşaat mezarlığı.
Cennette bir cehennem.
Datça Belediyesi 3 yıl önce uzun uğraşlar sonunda Kargı Deresi’ndeki dev çimento çukurlarını “Çöp ve Moloz Dökme Alanı” olarak göstermişti.
Ama belediyeyi takan kim?
Belediyeyi ciddiye alan kim?
Çöpleri ve molozu ormanın içine atmak daha masrafsız nasıl olsa.
Çünkü ne denetleyen var, ne ceza kesen.
İnsan değil haşa bir yağma soyu bu.
Rant uğruna Datça’yı yağmalıyorlar.
Datça’yı çöplüğe çeviriyorlar.
Dur diyen yok.
Bir belediyenin meclisinin büyük çoğunluğu müteahhitlerden oluşursa, olacağı budur.
Datça Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü ne iş yapar diyor vatandaşlar.
Kaç kişiler ki, koskoca yarım adaya yetişebilsinler.
Bu iş topyekün bir vizyon, plan, program, mücadele işidir.
En önemlisi istek işidir.
Belediyeye öneriyorum.
Önümüzdeki günlerdeki meclis toplantısında bu büyük sorunu gündem yapın.
Nasıl denetlenir, önü nasıl kesilir, masaya yatırın.
Yapabilir misiniz?
Hiç sanmam.
Rantçı müteahhitler kızar sonra!
Daha önce de yazmıştım.
Sadun Boro büyük denizciydi.
Dünyada girmediği koy, çıkmadığı sahil kalmamıştı.
Ölmeden bir yıl önce Hürriyet Gazetesi’ne şöyle demişti.
“60 yıl dünyanın tüm denizlerinde dolaştım, dolaşmadığım deniz koy ülke kalmadı. Doğasına, denizine, ülkesine böylesine hoyrat kötü ve vahşice davranan millet görmedim. Vahşi dediğimiz yamyamlar bile doğasına böylesine vahşice davranmıyorlardı.”
Gerçekten bir insan doğup büyüdüğü topraklara böylesine vahşice nasıl davranır?
Akıl alacak gibi değil.

.
.
Bugün yediğimiz domates dahil birçok sebze ve meyveyi bu arılara borçluyuz.
Bombus arısı bu.
Tam bir çiftçi.
Özellikle seraların vazgeçilmezi.
Yıllar önce Datça’dan yüzlerce bombus Hollanda’ya kaçırıldı.
O küçücük Hollanda bugün dünyanın en önemli tarım ülkelerinden biri.
Bombuslara sahip çıkalım.
Bombuslar tarımdır.

.
.
İBİKLERE KULAK VERİN
1932 yılıydı.
Arizona Republic gazetesi yazarı Edward Hopkins kızılderililerin yaşamı ile ilgili bir yazı dizisi hazırlıyordu.
Tüm kabilelerin saygı duyduğu, büyük şaman Hopi Reisi Yah-Lat-Keh’le buluştu ve röportaja başladı.
İlk sorusu, “Hiç eğitim almamışsınız, hiç kitap okumamışsınız. Buna rağmen herkes size bilge diyor. Bu bilgelik nereden geliyor?” oldu.
Reis Yah-Lat-Keh güldü,
“Ben bilge değilim. Bilge doğadır. Kitap okumadım ama doğayı okuyabiliyorum” dedi.
Gazeteci Hopkins, bu kez “Bir örnek verebilir misiniz?” diye sordu.
Kızılderili reisi, “Yakın zamanda yağmur yağacak”dedi.
Gazeteci gökyüzüne baktı. Güneş yakıyor ortalığı. Ne bulut var, ne şimşek sesi.
İçinden “Reis bunamış her halde. Ne yağmuru” diye düşündü ve tekrar sordu.
“Nereden anladın yağmurun yağacağını?”
Reis Yah-Lat-Keh, sağ işaret parmağıyla ileride bir tepeyi göstererek, “O kayalıktaki İbibik kuşunu görüyor musun? Ötüyor. Bu mevsim İbibik öterse yağmur yağar.”
Gazeteci Hopkins inanmadı.
Ama röportajı bitirip kente dönerken adeta gök delindi.
Ender yağmur düşen Arizona çölünde Cadillac V-16 otomobili iki kez çamura battı,
çıktı.
Kente zor ulaştı.
İki gün sonra Arizona Republic’in manşeti şöyleydi.
“Doğayla konuşan adam; Yah-Lat-Keh”
Kıssadan hisse; İbibiklere kulak verin. Yanıltmazlar!

.
.
NOKTA
Sadece Tolga Şardan, Barış Pehlivan, Merdan Yanardağ haksızca cezaevine konulduğunda değil, güney doğuda sessiz sedasız tutuklanan onlarca gazeteci için de aynı şeyi söyledik, söylüyoruz.
“Dağlar taşlar, hatta uçan kuşlar bile bilsin ki, ne kadar baskı yapsanız da, ne kadar tehdit etseniz de, biz gazeteciyiz ve gazetecilik yapmaya devam edeceğiz.”

.
.
DATÇALI CTESİAS’IN DEDİĞİ PİRAMİT Mİ BULUNDU?
Knidos tıp ekolünün yetiştirdiği çok önemli hekimlerden biriydi, hemşehrimiz Ctesias.
Bir başka Knidoslu hekim Ctesiochos’un oğluydu.
Aynı zamanda iyi bir tarihçiydi.
Pers İmparatorluğu ve Hindistan üzerine eserler
yazdı.
23 kitaptan oluşan Persika’da tarihsel olayları ve savaşları kaleme aldı.
İran’daki sözlü gelenekleri, Persler’in tarihlerini ve yaşadıkları dünyayı nasıl
gördüklerine dair kısa ipuçları veren bu eser paha biçilmez bir kaynak olarak gösterilir.
Ctesias Persika kitabında İskit-Med savaşlarını anlatırken, Ön Türk toplumlarından Sakalar’ın kraliçesi Zarina’dan söz eder ve şöyle yazar.
“Halk onu o kadar çok sevmişti ki, öldüğünde topraklarındaki en büyük mezar olan üçgen bir anıt(piramit) inşa ettiler.”
Birkaç gün önce Kazakistan’da çok önemli bir keşfe imza atıldı. Karaganda’da İskit-Saka erken dönemine ait bir piramit bulundu.
3 bin 400 yıllık. Uzmanlar, Karajartas anıt mezarının Begazı Dandibay döneminden bir hükümdara ait olduğunu söylüyor.
Kim bilir bu mezar belki de hemşehrimiz Ctesias’ın sözünü ettiği kraliçe Zarina’nın piramitidir.
Arkeologlar şimdi bu piramitin kime ait olduğunu araştırıyor.
Biliyor musunuz bizim Knidoslu Ctesias Datça’da ve ülkemizde çok bilinmiyor ama dünyada önemli bir yeri var.
Atina, Hindistan ve Oxford’daki
üniversite kütüphanelerinde onun eserleri yer alıyor.
Ctesias 2008 yılında Florida
Üniversitesinde felsefe okuyan Andrew Nichols’un 252 sayfalık doktora tezi oldu.
Kim bilir, belki bir gün bizim ülkemizde de, hatta Datça’da da değeri bilinir.

.
.
DATÇA BELEDİYESİ’NDEKİ BÜYÜK BİLMECE!!
Datça bir yıldır bir arsa alım-satımını konuşuyor.
Arsayı alan Datça Belediyesi Meclis Üyesi Can Canbey ile yine meclis üyesi ortağı Volkan Karacaoğlu.
Arsayı satan ise Mesudiye’de yaşayan Kardiyoloji Uzmanı Doçent Dr. Tuğrul Okay.
Taraflar bir yıldır mahkemelik.
Dava konusu, pasif hile ve bilgi suistimali iddiası.
. NE OLMUŞTU?
Datça Belediye Başkanı Gürsel Uçar, Mesudiye, Hızırşah ve Yakaköy mahallerinde köy yerleşim alanında daha önce planları yapılmış bazı arazilere “imar durum belgesi” verilmesi için geçen yıl 20 Aralık’ta Ankara’ya, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na gitmiş ve bu arazilere imar izni alarak dönmüştü.
Başkan Uçar Ankara’ya gitmeden önce kendisine soran meclis üyelerine, “yıllardır süren bu sorunu yüzde 99 çözeceğim, o arazilerin imar durum belgelerini alacağım” demişti.
Ankara’da işi bitiren başkan Gürsel Uçar, 3 Ocak 2023 tarihli meclis toplantısında da söz konusu arazilere imar izni aldığını müjdelemişti.
Ancak bu süre içinde, Başkan Uçar Ankara’ya gittikten 8 gün sonra Datça Belediyesi Meclis üyeleri Can Canbey ile Volkan Karacaoğlu, Doçent Doktor Tuğrul Okay’ın Mesudiye Damarası’ndaki bir arsasını 3 milyon 950 bin lira karşılığı satın almıştı.
İşte sorun bundan sonra başladı.
Satılırken “imar izin belgesi” olmayan arsaya, satıldıktan 5 gün sonra izin verilmesi bir takım şaibeleri ve iddiaları da beraberinde getirmişti.
Çünkü arsanın değeri bir anda kat kat artmıştı.
Yerel basın arsayı satın alan iki meclis üyesi Can Canbey ile Volkan Karacaoğlu’nun bilgi suistimali yaptığına ilişkin iddialara yer verdi.
Fısıltı gazetesi belediyeden dışarıya bilgi sızdırıldığı söylentileriyle çalkalandı.
Arsayı satan Dr. Tuğrul Okan da, aldatılarak dolandırıldığı ileri sürerek, “pasif hile yapıldığı” iddiasıyla mahkemeye başvurdu.
. ARSAYA İHTİYATİ TEDBİR
1 Şubat 2023 tarihinde yapılan mahkemenin ilk duruşmasında söz konusu arsaya “ihtiyati tedbir” kararı verildi. Yani mahkeme sonuçlanana kadar arsa ile ilgili hiçbir işlem yapılamaz.
Bugün davanın 2.duruşması yapıldı.
Mahkeme heyeti arsa üzerindeki “ihtiyati tedbir”in sürmesine ve şahitlerin Şubat 2024 tarihinde yapılacak duruşmada dinlenmesine karar verdi.
. UÇAR ŞAHİT OLUR MU?
Davacı tarafın Şubat ayındaki duruşmaya şahit olarak Datça Belediye Başkanı Gürsel Uçar’ı çağıracağı öğrenildi.
Uçar daha önce bu alım satımın yasal olduğunu ancak siyaseten doğru bulmadığını, bunu iki meclis üyesine de söylediğini açıklamıştı.
Gürsel Uçar ayrıca Ankara’dan döndükten sonra kimseye imar konusunda bir bilgi vermediğini ifade etmişti.
Belediye Başkanın çağrılması halinde nasıl bir şahitlik yapacağı merak konusu.
. DAVACI: DOLANDIRILDIM
Arsayı satan Doktor Tuğrul Okay, aldatıldığını belirterek, “Arsa dolandırıcılığına maruz kaldım. Benden arsayı 3.9 milyona aldıktan birkaç hafta sonra burada birine (muhtemelen benim sorun çıkaracağımı anlayıp?) 6 milyona Satmaya çalıştılar. O kişi beni aradı, ‘ancak 5 milyon verebiliyorum, 6 milyona çıkaramayacağım’ dedi. Eğer beşe satsalardı, bir kaç hafta içinde 2.1 milyon lira (%55) kar edeceklerdi.
Hemen mahkemeye ihtiyati tedbir için başvurdum. Ayrıca CHP ve savcılığa suç duyurusunda bulundum.
CHP’den bir sonuç çıkmadı.
Ekonomik gücüm olmasa bu gözü para hırsı bürümüş kişiler ile uğraşamazdım. Ama inatla İstanbul’dan avukat tutarak, mahkemeye ciddi miktarda (arsa bedelinin belirli bir miktarını) yatırarak ceza görmeleri için uğraşıyorum. Burada bu kişinin benzer şekilde kandırdığı insanlara rica ettim ‘beraber dava açalım’ diye. İnsanlar haksızlık ile mücadele etmek yerine söyleniyor. Ben bu işin peşini bırakmayacağım” dedi.
. DAVALI: VİCDANIM RAHAT
Arsayı alan meclis üyesi ve 2024 yerel seçimlerinde Belediye başkanı aday adayı olduğunu duyuran Can Canbey daha önce yaptığı açıklamada vicdanen rahat olduğunu söylemişti.
Canbey, “arsayı alırken imar izin belgesinin verildiğinden haberimiz yoktu. Bir riske girdik ve ticari bir alım satım yaptık. Tarafımıza yöneltilen bu karalamalar ile siyasi odağımızdan vazgeçeceğimizi sananlar sadece beyhude bir telaşın içinde” demişti.
. SİYASİLER TAKİPTE
Şimdi gözler Şubat ayında yapılacak duruşmada. Bakalım kimler şahit olacak, neler söyleyecekler?
Bilmece çözülecek mi?
Belediyeden dışarıya bilgi sızdı mı?
Yoksa bunlar sadece iddialardan ibaret mi?
Bu dava bir ticari dava gibi görünse de, Datça’nın yerel siyasi dengeleri açısından da çok önemli.
Toplumda müteahhit meclis üyeleriyle ilgili çok olumsuz bir algı var.
Mart seçimleri öncesi bu davanın gündemde olması belediye başkanı aday adaylarının ekiplerini oluştururken ince eleyip, sık dokumalarına neden olabilir.
Bakalım ne karar çıkacak?
Not 1: Datça Belediye Başkanı Gürsel Uçar’ın bu konuda Mehmet Erdal‘a yaptığı açıklamalar.
Not 2: Taraflar bir açıklama yaparsa kelimesi virgülüne dokunmadan yayınlanacaktır.
Not 3: Hakaret içeren, suçlayıcı yorumlar silinecektir.

.
.
HUZURLARINIZDA
PROF. DR. İBRAHİM ÇİFTÇİOĞLU
Ressam Ibrahim Ciftcioglu‘ nu sadece Datça’da değil, ülke genelinde çok kişi tanır.
Renklerin efendisidir o.
Rahmetli akademisyen Özgür Uçkan’ın değimiyle, “pentürün eşkıyası”dır.
Sadece ressam değil, öğretim görevlisi, eğitimci, yönetici, düşün insanı, yazar ve hak arayıcısıdır.
Datça Belediyesi şimdi ona yeni bir ünvan daha verdi.
Prof. Dr. İbrahim Çiftçioğlu.
Belediye, Demokrasi Evi’nin yıldönümü ile ilgili paylaşımında İbrahim Çiftçioğlu’nu “Profesör Doktor” ilan etti
Yakışır.
Hatta “Ordinaryüs Profesör İbrahim Çiftçioğlu” deselerdi, daha çok yakışırdı.
Kendisi böyle ünvan ve rütbeleri sevmez.
Apoletten hiç hoşlanmaz.
O en yalın, en sade haliyle ressam İbrahim Çiftçioğlu’dur.
Datça’nın İbrahim abisidir.
Datça Belediyesi’ne 4039 kitap bağışlayan ve bir kütüphane kurmasını sağlayan ressam İbrahim Çitfçioğlu’na şimdi profesör diplomasının verileceği gün merakla bekleniyor.














