SINIF SAVAŞININ GELDİĞİ SON DÜZLÜK!…
TÜİK ( Tayyibi üzmeyen İstatistik kurumu) yine ve her zaman olduğu gibi enflasyon oranını düşük göstererek,
Sadece elektrik zammını bile 25 Haziran öncesi açıklamayarak maaş zamlarında % 1.5 yapılacak zammı çalacak kadar basitleşen, akaryakıtta 46 liranın üzerine çıkan fiyatlar, pazarda Ayşe fasulye 150 tl. Barbunya 100 tl. Yaz olmasına rağmen meyve fiyatları oldukça yüksek, Et, yumurta, peynir alınacak gibi değil, limon pazarda 80 tl, manavdan 100 lira… gıda enflasyonu emeklinin ve emekçinin belini bükmüş olmanın ötesinde kırmış durumda…
Özel okul öğretmenlerinin açlıkla imtihan edildikleri maaş ve özlük haklarına isyanı, TBMM önünde günlerdir sürüyor ve sağır kulaklar, kör gözler görmezlikten geliyor.
Emekli milletvekili maaşlarına asgari ücretin 3 katı zam yapılırken emeklilere sözde yapılan zamlar, hele de kök ucube maaşı 8500 lira olan emekliler yine 10 bin lira almaya devam edecekken Mehmet Şimşek’in maaşı 288 bin liraya yükseldi
Yağmalanan ülkemizin zenginlik kaynakları saraya, yandaşlara ve emperyalist efendilerine aktarılırken, emeklinin ve emekçinin payına açlık ve sefalet düştü!…
Mehmet Şimşek, Müsiat, Tüsiat gibi işadamları örgütleri ile vergi zamları öncesi toplantılar yaparak onların görüşlerini alırken, milyonlarca emekli ve emekçi örgütlerinin görüşlerini almaya tenezzül dahi etmemiştir.
Uyan uyan ey halkım, bu sermaye sınıfı ve işçi ve emekçi halk arasındaki SINIF SAVAŞI değil de nedir?…
Tarih yazmanıdır gerçeğin…
Unutmaz… unutturma… yan tutmaz!…
“Ne sultanlar, ne tiranlar gördü bu devran…”
Hitler, Mussolini, Pinoşe…
Saddam, Çavuçesku… Markos, Mobutu…
Ve yüzlercesi; kurtulamadı
tarihin çizdiği sondan…
Gün olur biter saltanat
tek başına… yarı yolda… kalakalırsın!…
Bir tükenişin resmidir bu!…
Tarih ister ki;
Bu resimden ibret alınsın!…
Dil susar…
Vicdan susar mı sanırsın?…
Ve işte O gün…
M. Halil ARIK
Dış politikada özellikle Suriye ve ilticacılar konusunda köşeye sıkışan tek adam rejimi, düne kadar düşman ilan ettiği Esad ile görüşmenin formüllerini aramaya ve tam gaz geri vites yapmaya devam ediyor. Suriye’nin kuzeyinde bayrağımızın, tırlarımızın yakılması, askerlerimize yapılan saldırılar, Kayseri’de ve birçok ilimizde Suriyeliler ile yaşanan gerilimler iktidarın Suriye politikasında bataklığa saplandığının açık bir göstergesi olarak gündemi belirlemeye devam ediyor. Bu yaşananlar ne Suriyelilerin bir suçu ne de onlara tepki gösteren halkımızın suçu. BOP Projesinin eş başkanıyım diyerek Suriye’yi işgal girişiminde bulunan ABD işbirlikçisi AKP iktidarının suçudur.
Son günlerin gündemi ve tv. kanallarını işgal eden Sinan Ateş siyasi cinayetiyle ilgili ana muhalefet ve muhalefet partilerinin göstermiş olduğu tepki, mahkemenin bu siyasi cinayeti sıradan bir alacak verecek davasına dönüştürme girişimi bizlere geçmişte katledilen Abdi İpekçi, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok ve birçok unutulmaz siyasi cinayetlerin örtbas edilmeye çalışıldığı, kontr- gerillanın ve derin devletin gözden kaçırılmaya çalışıldığı günleri anımsatmakta… Sinan Ateş cinayetinin mahkeme tarafından, kurgulanmış bir yargılamayla sonlandırılmaya çalışılması ilerde işlenmesi muhtemel siyasi cinayet tetikçilerini yüreklendirecek, nasıl olsa arkamızdaki güç bizi bu davalardan sıyırır, düşüncesini geliştirecektir.
Tarihte çok örneği olduğu gibi…
Ana muhalefet partisinin emekli, emekçi ve ezilen, mağdur durumdaki yoksul halkımız için verdiği mücadele,
Eğitimin mollalara teslimine karşı verilen mücadele, burada bir örnek verelim; Gaziantep’in iki ilçesinde 315 okul TÜGVA ya teslim edilmiş ve eğitim mollaların eline bırakılmıştır,
Sendikaların, demokratik kitle örgütlerinin verdiği mücadele kayda değerdir.
“Birleşik halk muhalefeti”ni örgütlemek , ERKEN SEÇİM talebini en yüksek perdeden haykırmak, meydanları inletmek… Ve Demokratik halk iktidarı” na giden yolu biran evvel açmak tarihi bir görev olarak önümüzde durmaktadır.
Yaşananlar bu gerçeği çıplak olarak önümüze koymaktadır.
Yaşasın örgütlü mücadelemiz,
Birleşe birleşe kazanacağız…
Ercan Çınarlı/ Disk Emekli Sen MYK üyesi ve Dış ilişkiler Sekreteri














