Datça’dan Selam Var…
MAÇA SAATLER KALA…

Yıl 1916
1.Dünya Savaşı günleri.
Avrupa’da ölüm, yoksulluk, kıtlık kol geziyor.
O günlerde Hollanda büyük bir sel felaketi yaşadı.
Ülke perişan durumda.
Komşu ülkeler kendi dertlerine düşmekten yardım etmedi.
Yardım eli Osmanlı’dan geldi.
İmparatorluk Hollanda’ya 2 milyon 390 bin florin gönderdi.
Yıl 1953.
Hollanda’yı yine sel vurdu.
Yine zor durumda.
Yardıma genç Türkiye Cumhuriyeti yetişti.
Binlerce battaniye gönderdi.
Yıl 2023.
6 Şubat. Kahramanmaraş ve Elbistan merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğünde iki deprem 10 ilde büyük bir yıkıma neden oldu.
Binlerce insan öldü.
İlk yardıma koşanlardan biri Hollanda’ydı.
Hollanda halkı 100 milyon euro toplayıp gönderdi.
Hollanda ile maçımıza saatler kaldı.
Elbette kazanmak istiyoruz.
Elbette yarı finali hedefliyoruz.
Tıpkı Hollanda gibi.
Ama sonuçta bir oyun bu.
Yenilmek de var.
Savaşa gitmiyoruz.
Diyeceğim o ki;
iki gündür her taraftan beynimize şırınga edilen milliyetçilik, ırkçılık afyonuyla kendimizden geçmeyelim.
Her ulus, her halk diğerleri kadar değerlidir.
Bugün milli takımımızın en iyilerinden Ferdi Hollanda altyapısından yetişti.
Annesi Diane Matla bir Hollandalı.
İki gün önce ülkesindeki faşist ırkçılara gerekli cevabı verdi.
Hani Einstein demişti ya.
“Aptallara göre insanlar; ırk, cinsiyet, milliyet, yaş, statü, renk, din ve dil başta olmak üzere 8’den fazla kategoriye ayrılırlar. Halbuki olay bu kadar komplike değildir. İnsanlar sadece 2’ye ayrılırlar. İyi insanlar ve kötü insanlar.”
İyiden yana olalım.
Çünkü beyin bir donanımdır, herkeste vardır.
Ama akıl bir yazılımdır ve herkeste yoktur.
Akıllı olmakta yarar var.
Yoksa önümüze atılan bir avuç yemi gagalarken, arkadan yumurtalarımızın ç’alındığının farkında bile olamayız.














