İDEOLOJİLER VE SINIFSAL ALT YAPISI;
Bölgemizde ve ülkemizde son yaşanan olayları daha iyi görebilmek için, olayların taraflarının sınıfsal alt yapısına bakmak ve ideolojilerin bir nesnel gerçeklik olarak sosyo-ekonomik yaşamda ne kadar etkili olduğunu görmek bakımından son derece önemlidir.
Emperyalist-kapitalist sistemin egemen sınıfları, gelişmiş ekonomik yapısı olan ülkelerde ekonomiyi ve toplumsal yaşamı kontrol eden tröstler, karteller, holdingler ve Sanayi ve bankalar sermayesinin birleşerek birlikte oluşturdukları uluslararası planda Emperyalist sermaye ve saldırganlık, Dünyanın zenginlik kaynaklarını elinde bulundurmak üzere dünyaya bakış açısı ve ideolojisi bu alt yapıya göre şekillenmiş, dünyanın zenginliklerini ele geçirme konusunda birbirleriyle savaşan, ancak dünyanın mazlum halklarının Emperyalist işgallere karşı mücadele etmesi karşısında birleşerek halkların özgürlük ve bağımsızlık savaşlarını bastırmakta nasılda kendi aralarındaki çıkar savaşını erteleyip birleştiklerini dünyada yaşanan birçok ulusal kurtuluş ve sosyalist devrimler karşında görmüş olduk.
Geri kalmış üçüncü dünya ülkelerinin birçoğunda, Sanayi devrimini gerçekleştirmekte geri kalmış, emperyalizm çağıyla birlikte, uluslararası Emperyalist sermayenin işbirlikçisi durumuna gelmiş, komprador tekelci burjuvazi ve iktidarın etrafında yuvalanmış gelişip güçlenmesini iktidarın devamında gören oligarklar ve onların beslediklerinin sosyo-ekonomik sistemin gereği oluşan çıkarları için her yola başvuracak bir ideolojik bakış açıları vardır.
Sermaye sınıflarının bu ideolojilerini destekleyen ve sınıfsal çıkarlarını korumaya yönelik, sermaye sınıfının varlığına kendilerini endekslemiş, ruhban sınıfı ve sözde din adamlarının yaydığı itaat ve biat kültürü, emperyalist kapitalist sistemin sermaye sınıflarının ideolojisi olarak tohumları yönlendirmede nesnel bir gerçeklik olarak karşımızda duruyor.
Ezilen, dünyanın mazlum halklarını kontrol altında tutmak isteyen varlık sahipleri devletlerini korumak, sömürü düzenlerini devam ettirmek için dinleri, ortaya ilk çıkışından itibaren toplumları sömürmek, sahte din adamları aracılığıyla biat, itaat kültürünü yaymak ve devleti sınıflar üstü bir ilahi oluşum gibi, itaat edilmesi gereken bir ulu kurumsal varlık olarak tanıtmışlardır.
Ülkemizde yaşanan son olayları, belediyelere kayyum atanmasını, 9. Yargı paketi ve içinde yer alan “etki yasası “nı tarikat ve cemaatler eliyle başta milli eğitim bakanlığı, ve bütün bakanlıklarda söz sahibi olan saray oligarkları,
Ülkemiz halkları üzerinde oynanan , öncesinde çözüm süreci diyerek başlatılan, şimdilerde de ” barış süreci “diyerek aldatılmak istenen kardeş Kürt halkının özlemlerini, taleplerini ve duygularını sömürmeye çalışan iktidar şunu bilmelidir ki 7 haziran 1 kasım seçim sürecinde, bombalar patladıkça oyumuz artıyor diyen ve bugün iktidarı kaybetme korkusuna kapılan Cumhur ittifakı, ana muhalefeti de içine katmak için oyunlar kurduğu, terörle iltisaklı duruma getirmek faaliyetini sürdürmekte ve barış yerine çatışmadan beslenerek yeni bir milliyetçi söylemlerle halkı kutuplaştırmaya ve çatışma ortamını körükleyerek iktidarda kalabilmenin yeni senaryolarını kurgulamakta olduğu şu götürmez bir gerçekliktir.
Ülkemizde, bölgemizde ve dünyada yaşanan olayları, ideolojileri oluşturan sosyo-ekonomik toplumsal yapıyı, sınıfların bu çıkar çalışmalarının nelere mal olduğu gerçekliği üzerinden analiz ettiğimiz taktirde, yaşananların sınıfsal alt yapısını ve uzlaşmaz çelişkisini görmüş oluruz.
Kayyum atamaları ve ardından yaşanacak olaylar, emperyalist kapitalist sistemin ve onların yerli işbirlikçilerinin bilinçli bir tercihidir.
Birleşerek halk muhalefetini oluşturup meydanları demokrasi ve özgürlükler için, hak hukuk ve adalet için;
“Demokratik Halk İktidarı” için inletmek zamanıdır.
Susmak kabullenmektir!..
Kurtuluş yok tek başına,.ya hep beraber,
Ya hiçbirimiz.
Ercan Çınarlı/ Disk Emekli Sen MYK üyesi ve Dış ilişkiler Sekreteri














