BU NEYİN TELAŞI!?..
Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’ı Meclise çağırıp, konuşma yapmasını istemesinin arka planında ne var? Ve Cumhurbaşkanı
Neden uzun bir süre sessiz kaldı.
Bahçeli’nin bu çıkışının ardında, Ortadoğu’da yaşanan, bölgenin yeniden dizayn edilmesi sürecinde Türkiye’nin ikinci plana atılması, süreçle ilgili Erdoğan’ın beklentiye girmesi, sanki Cumhur ittifakı içinde bir sorun mu var? düşüncesini gündeme taşırken, Bahçeli’nin Erdoğan ile aramızda tam bir mutabakat var, hiçbir görüş ayrılığımız yok açıklaması, aslında 31 mart seçimlerinden sonra Cumhur ittifakının irtifa kaybetmesi, ittifakı büyük bir telaşa düşürdü.
Ortadoğu’da yaşanan savaş, Faşist Netanyahu’nun “Yeni bir Dünya düzeni kurulacak ” açıklaması, iç politikada çuvallayan, ekonomide dünyanın enflasyonu en yüksek ülkesi olmamız, yeni zamlar, yeni vergiler, 9. Yargı paketi içine sıkıştırılan ” Etki Ajanslığı” yasa tasarısı ile toplumu susturma girişimlerinin karşısında oluşan toplumsal demokratik tepki, Dış politikada, bir yanda ABD emperyalizmi ve batının emperyalist ülkeleri, diğer tarafta Şanghay Beşlisi olarak adlandırılan, Rusya ve Çin’in başını çektiği 2 kutuplu yeni dünyanın arasında şamar oğlanına dönen, kurulacak yeni Dünya düzeninde önemsenmeyip ikinci plana atılmış olmanın verdiği telaşla kıvranan AKP iktidarı, yeniden, önce çözüm süreci, ardından barış süreci adını verdikleri Kürt halkının temsilcileriyle sürdürmeye çalışılan görüşmenin arka planında iktidarı kaybetme korkusu ve bölgenin yeniden dizayn edilmesi sürecinde ikinci plana itilmesi korkusu yatmaktadır.
Açlık sınırının 20 bin, yoksulluk sınırının 70 bin liraya ulaştığı günümüz koşullarında 12.500 lira ile sefaletin zirvesini yaşayan emekliler, diğer yanda açlık sınırının altında kalan asgari ücretle geçinmeye çalışan milyonlarca emekçi.
Mafyanın cirit attığı, okul önlerinde uyuşturucu baronlarının çocuklarımızı zehirlemesi, “Yeni Doğan çetesinin ” bebeklerimizi para hırsı uğruna katlettiği ve saymakla bitmeyecek soygun, çevre katliamı. Kadın cinayetlerinin, sokak hayvanlarına yapılan katliamlar, Kayyum atamaları ile demokrasiye yapılan darbe girişimleri…
Bu ucube tek adam rejiminin ülkemizi ve halkımızı getirdiği bu son noktada, ana muhalefet başta olmak üzere, soldaki bütün siyasi partiler, sendikalar, demokratik kitle örgütleri, armudun sapı, üzümün çöpü demeden “Birleşik halk muhalefeti ‘ni örgütlemeli ve “Demokratik halk iktidarı ” için Erken SEÇİM talebi ile meydanları inletilmelidir.
Kurtuluş yok tek başına,
Ya hep beraber, ya hiç birimiz.
Ercan Çınarlı/Disk Emekli Sen MYK üyesi ve Dış ilişkiler Sekreteri














