Kasımın ortalarındayız, bilgisayarın başından dışarıya bakıyorum.
Epeydir özlemini duyduğumuz yağmur tıpır tıpır sesiyle balkon demirlerini dövüyor.
Sonra gözüm o sıra açık olan haber kanallarına takılıyor; ölen bebekler, kayyum atanan belediyeler…
‘Açılım’ üzerine Bahçeli’nin ve diğer siyasilerin yorumları…
Yoksulluk, emeklilerin hali…
Bir kaos ki sormayın gitsin!
Yıllardır insanı canından bezdiren aynı söylemler…
Kaba, kurnaz, sorun çözmekten ziyade sonraki seçimi hedefleyen hamleler…
Tam bir şark işi…
Sanki herkes konağını, köşkünü koruma derdinde gibi…
Tek iyi şey yazı ilerlerken yağmurun durmamış olması…
***
Kendime soruyorum: Peki, bu sorunlar hayatımızdan nasıl çıkacak?
Yoksulluktan bu insanlar nasıl kurtulacak?
İktidarda olanlara bakıyorum, gözler sanki başka şeylerde…
Halbuki bütün bunlar iktidarların işi, hatta ülkenin huzur içinde olması da…
Umutsuzca kalvyeme bakıyorum!
BİZE İYİ ŞEYLER LAZIM…
Her neyse ben size başka şeyler anlatayım:
***
Epeydir İzmir’de varlığını sürdüren bir edebiyat dergisinden, “Deliler Teknesi”den söz etmek niyetindeyim.
Hemen söyleyeyim, bu günlerde konserler üzerinden nerdeyse sanatın hayatımızdan kapı dışarı edilmesine ramak kalmışken bir dergiden söz etmenin ‘abesle iştigal’ olduğunu bilmiyor değilim.
Ama olsun, gündem hep muktedirlerin olmayacak ya!
Biz de varız.
Kim ne derse desin sanat, edebiyat insana iyi gelir, hepimizdeki güzelliği ortaya çıkarır. Hatta dünyayı yaşanası kılar.

Peki, tersini savunanlar olmadı mı, hatta içine tükürenler.
Ne yazık ki hep oldu.
Tarih bunları önümüze koyuyor.
2. Dünya Savaşı sonrası Almanya’da yaşananları hatırlayın.
O çöküntüde ekonominin yanına sanatı ve tiyatroları koyalım diyenleri ve Alman ekonomisinin bu sayede yeniden şahlanışa geçtiğini düşünün.
Muhtemelen o günlerde de bizimkine benzer, ‘Şimdi tiyatroların ve sanatın zamanı mı?’ diyen hödükler çıkmış olmalıydı.
***
Gelelim dergimize, “Deliler Teknesi”ne…
Bilenler bilir; ülkemiz, 1940’lı yıllardan başlayıp 2010’lu yıllara gelinceye kadar zengin bir edebiyat dergisi geleneği yaşadı.
Bunlardan Varlık, ne iyi ki hâlâ işlevini sürdürüyor.
İzmir de bu gelenekten nasbini aldı elbette.
Ünlü roman yazarı Halit Ziya’nın 1884’te “Nevruz” adıyla çıkardığı dergiyi biliyoruz.
Sonra Besim Akımsar’ın “Kovan”ı var nispeten eski tarihli.
1970’li yılların ortalarında Hüseyin Yurttaş ve arkadaşlarının “Dönemeç”i, daha yakın tarihlerde roman yazarı Hasan Özkılıç’ın başında olduğu “Agora”, Ümit Yaşar Işıkhan’ın çıkardığı “Temmuz”, İlya Yayınları’nın çıkardığı ve başında Hayri Yetik’in olduğu “İle”…

Edebiyatın içinde olanlar bu dergilerin kıymetini bilir; şiirler, öyküler, eleştiri ve araştırma yazıları bu dergilerde can bulur, müdavimleri onları dört gözle beklerdi.
Benim anımsadıklarım bunlar.
Sonra çeşitli nedenlerle edebiyatın mutfağı diye adlandırılan bu dergiler birer birer yayın hayatından çekildiler.
Değişen anlayışlar, kötü giden ekonomi bu çekilmede rol oynadı kuşkusuz…
Şimdi İzmir’de edebiyat alanında “Deliler Teknesi” var.
Dört milyonluk kentte sadece bir adet dergi…
Bunu da bir kurum çıkarmıyor, Kanguru Kültür Merkezi sahibi de olan yazar, şair Aydın Şimşek öncülük ediyor buna.
İki ayda bir bunca ağır ekonomik zorluklara karşın dergi inatla çıkıyor.
***
Eylül-Ekim 2024 sayısını geçen gün Alsancak, Ali Çetinkaya Bulvarı adresinde etkinliğini sürdüren Kanguru Sanat Merkezi’nden aldım.
Düşünün; kâğıdın, mürekkebin, dağıtımın içinden çıkılmaz bir duruma geldiği bu koşullarda yılmadan çıkan bir dergi.
Bilmem ki ne dersiniz!
Üstelik baktım ne bir reklam ne bir destek!
Pes doğrusu, bu şehri düşünen belediye başkanları, koleksiyonlarıyla caka satan burjuva iş insanları (Kaldı ki bunlar da olsun!); sözümüz size.
Edebiyatın nefes almasına yarayan dergilerin şehirde olması gerekmez mi?
Kentleri sadece binalardan ibaret mi görüyorsunuz yoksa.
Buralara destek aklınızdan neden geçmez?
***
Gelelim dergiye:
Her sayısını bir dosya konusuna ayıran bir içerikle çıkıyor “Deliler Teknesi”.
Eylül-Ekim sayısının dosya konusu, “Edebiyat ve Roman”.
Geriye doğru baktım, her sayıda ilginç bir dosya konusu seçilmiş; “Edebiyat ve Anılar”, “Öykünün Meseleleri”, “Edebiyat ve Şehir” gibi…
Dosyaların editörü Aydın Şimşek çoğunlukla.
Dosya konularına yazılarıyla en başta çalışkan eleştirmenlerimizden Hülya Soyşekerci katkı vermiş.
Sonra da akademisyenliğinin yanına öykü ve şiiri de ekleyen Emel Kayın var.
Tabii ki daha onlarca yazar, şair, eleştirmen emek harcamış, yazılarıyla dergide yer almış.
Her birini zevkle ve ilgiyle okudum.
Şehirler edebiyatıyla, mimarisiyle, sanata verdiği destekle öne çıkar, kimlik kazanır…
Sonra bunun yanına ticaret, sanayi ve diğerleri eklenir…
Onun için derim ki “Deliler Teknesi”ni edinin, oradan edebiyatın güzelliğini tadın…
Sonra ah vah etmenin anlamı kalmaz














