Karşıyaka’yı bilenler bu semtleri de bilir.
Alaybey, Karşıyaka’nın en eski semti;Şemikler de öyle.
Alaybey’e girdiğinizde denizcilik sektörünün belkemiği Tersane, gemiler, onlara ait liman ve işletme sizi daha baştan karşılar.
Gene Karşıyaka’nın simgelerinden Karşıyaka Anıtı, Kurtuluş Savaşı kahramanlarından Bombacı Ali Çavuş heykeli bu semtin önemli simgelerinden.
Semtin sosyal ve ticari yaşamı Alaybey semtinin merkezde olmasından dolayı da burada atıyor dense yeridir.
Karşıyaka Çarşısı ve onu kesen onlarca ara sokak; bu sokaklara dağılmış kitapçılar, kafeler, alışveriş dükkânları, tiyatro, kütüphane, cami ve hatta şimdi belediyenin kültür merkezi olarak kullanılan havra da Alaybey semtinde.
***
Tabii semtin 1800’lüyıllarda gelişip 1960’lara kadar olan küçük, sevimli hâli şimdi yok.
Binalar, mimari yapılar, yollar değişmiş; yerlerini binlerce apartman almış. Sokaklar daralmış…
Böyle olunca da bu sürecin elbette orada yaşayanlar üzerinde etkisinin olmayacağını söylemek zor.
***
Peki, bu etki nasıl işliyor; hangi travmalara neden oluyor?
Bunu, doğrusu bilmiyoruz.
Belki de halkta sinirli bir ruh halinin yerleşmesinde siyasi iktidarın yarattığı iklim kadar bunun da etkisinin olduğu söylenebilir mi?
Belki de…
Buna ilave değişimin beraberinde getirdiği ayrıca derin bir hüzün ve acı yok mudur?
Bunca insanın çocukluğunda ve gençliğinde yaşadığı şeyin birdenbire başka şeye dönüşmesi az şey midir?
Ağır aksak işleyen bu sürecin bu insanların gönüllerinde derin bir düş kırıklığına neden olmayacağını kim söyleyebilir ki!
***
Tabii hepimizin geçmişe dönük belleği ve hafızası işliyor.
Tıpkı Ahmet Hamdi Tanpınar’ın dediği gibi, “Sevdiğimiz şeyler bizimle beraber değişiyor ve yaşlanıyor.”
Bize ise bu mazinin arkasından hüzünlü gözlerle bakmak kalıyor.
Ancak üstat,doğal yoldan olan değişime dikkat çekiyor.Bizde olansa zorlama, başka dürtülerle olan bir değişim.
***
İşte, şimdi salondaki bu insanlar anlattığımız bu değişimi iliklerine kadar yaşamış olanlardı.
Dikkatli bir göz salonda geçmişte kalan bu hatıralara üzülen onlarca yüzü seçebilirdi.
Evleri değişmiş, sokağı başka bir biçime evrilmiş, sevgilisiyle buluştuğu pastanenin artık yerinde yellerin estiği bir durumdan başka türlü nasıl olunurdu ki!
Salonda mahalle muhtarları da vardı elbette.
Alaybey muhtarı Servin Akgül,şu anda kendi muhtarlığına bağlı nüfusun elli bin civarında olduğunu söyledi.
M.Şakir Örs ise,“Sen Ne Âlâsın Alaybey”de bu semtin 1921’deki nüfus haritasını şöyle çıkarmış:
Rum2 bin 500, Ermeni 600, Musevi 400, Türk 600; toplam 4 bin.
Şimdi bu yapıdan elbette eser kalmadığını söylememize gerek yok.
***
ŞEMİKLER…
Şemikler’i, akademik yanını bildiğimiz araştırmacı yazar Efdal Sevinçli anlattı.
1900’lerin başında Şemikler’inbir köyolduğunu biliyoruz.
Bilenler Tarık Dursun’un, Basmane’den trenle buraya sık geldiğini, mandalin bahçeleri ve marul tarlaları arasında kuyudan su çekme işinde dünyanın en yakışıklı dayısı İsmal’e yardım ettiğini de…
***
Eftal Hoca,Şemikler’in adıyla ilgili tarihsel belgelerden örnek verdi.

1961’de bu semtin çarşısından, pazaryerinden, babasının PTT müdürü olması nedeniyle bu kurumun çalışmalarından da söz etti elbette.
Hatta 12 Eylül darbesinin başı olan Kenan Evren’in büyük abisi Ragıp Evren’in bir dönem Şemikler’de muhtarlık ettiğini de belirtti.
Peki, şimdi?
Elbette Alaybey’in başına gelenleri bu semt de yaşadı…
Şimdi ne o eski pazaryeri var ne herkesin birbirini tanıdığı çarşılar…
Apartmanlar heryerde, dolayısıyla tek katlı evin merdiven basamağında komşularla içilen çaylar, paylaşılan komşuluk ilişkileri de sizlere ömür.
***
Şemikler muhtarı Destan Bilgin’e bütün bunları soramadık ama kendi mahallesini anlatmasını istediğimizde sahip çıkan, övgüde kusur etmeyen bir tavır içinde olduğu görülüyordu.
Bu,Alaybey muhtarı içinde geçerliydi.
Herkesin mahallesi ‘biricik’ti.
Hoşuma gitti bu tavır, kendi çocuğuna her şartta sahip çıkan bir ebeveyn tavrı bu olsa gerekti.
***
Eftal Hoca’nın bir de uyarısı vardı; kendi mahallelerimizin, ailemizin tarihini bilmiyoruz diye.
Sorulsa dedemizden ötesini kaçımız biliyor ki…

Ben de gençler arasında sokağını, okulunu ya da aile tarihini anlatan bir yarışmanın belediyece yapılması önerisini toplantıyı büyük bir dikkatle izleyen başkan Yıldız Ünsal’a sundum, hemen oracıkta.

Eğer yaşasalardı, Bostanlı’yı anlatan Pekin Böke’yle Sancar Maruflu’nun kitapları da gündemimizde olacak, oraları da başka bir toplantıda anlatacaktık.
Neyleyelim ikisi de aramızdan erken ayrılanlar kervanına katıldılar.
Ruhları şad olsun!
***
Karşıyaka Kent Konseyi ve Sosyal Demokrasi Derneği’nin katkılarıyla kotardığımız bu etkinlikle şehre, orada yaşayanlara dikkat çekmek istedik. İnsanlar sevgiyle ve bilinçle oturduklara semte, şehre sahip çıkarsa pek çok şeyin iyiye gideceğini var sayıyorum, peşinen.

Büyük şair Edip Cansever’in, “…Ah güzel Ahmet abim benim/İnsan yaşadığı yere benzer/ O yerin suyuna, o yerin toprağına…”dizelerinde dile gelen duyguyu, gerçekliği iki semt üzerinden tartıştık.
Belediye Başkanı Yıldız Ünsalda bu tartışmada yer aldı.O da dedelerinin Karşıyaka spor tarihindeki yerinden söz etti, ailesinin birkaç kuşak Karşıyakalı olduğunu gururla belirtti.
Umalım Karşıyaka sevgisi çoğalarak büyüsün…
KAYNAK: https://www.gazeteyenigun.com.tr/makale/22502346/salim-cetin/semikler-alaybey














