Bölünmüş kamuoyumuzda, şu sıra yaşanan olağanüstü gelişmeler, tamamen farklı şekilde yorumlanıyor. Halep’in Şeriatçı terör örgütü tarafından ele geçirilmesi sonucunda iktidara yakın kamuoyu, bunu Misak-ı Milli sınırlarına kavuşmak olarak görürken, muhalif kamuoyu ise, sınırlarımızda tehlikeli bir oluşum olarak algıladı aynı olayı.
Bu karmaşık gelişmelerin, şüphesiz ki, uzmanlık gerektiren boyutları var. Ama görünen üzerinden de bazı yorumlar yapmak da pekâlâ mümkün.
Adı zaman zaman değişse de burada söz konusu olan Şeriatçı örgütü, muhalif güçler olarak tanımlamak, gerçekçi bir yaklaşım değildir. Çünkü bu silahlı örgütün militanları arasında Suriyeli olanlar oldukça sınırlı kalmaktadır. Uzmanların verdiği bilgilere, HTŞ olarak anılan şeriatçı örgütün militanlarının büyük çoğunluğu Orta Asya’daki İslamcı örgütlerden katılım sağlamıştır.

https://www.egedesonsoz.com/canlar-kimin-icin-caliyor-1
***
MEĞER BİZE NELER YAPMIŞLAR…
Zülfü Livaneli, Yaşar Kemal’den dinlemiş. Yaşar Kemal, Adana’da bir süre arzuhalçilik yapar. Yazarlığa böyle başlar adeta. Günün birinde bir köylü kendisine gelir şikayetlerini anlatır ve savcılığa başvurmak için dilekçe yazmasını ister.
Arzuhalci Yaşar Kemal dinler köylüyü, “iki üç saat sonra gel. Dilekçen hazır olur” der.
Köylü gelir. Yaşar Kemal dilekçeyi kendisine okumaya başlar. Okudukça köylü duygulanır. Okuma ilerledikçe kendini tutamaz ve ağlamaya başlar.
Yaşar Kemal “ne oldu, neden ağlıyorsun?” diye sorunca köylü “meğer bana neler yapmışlar” der.

***
Bu soruya şu sıra yanıt vermek kolay değil. Çünkü MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, son zamanlarda, ondan beklenilmedik derecede güvercin politikası izliyor ama şahinliği de elden bırakmamak kaydıyla.
Parlamento’da DEM Meclis Grubuna el uzattığından beri, yeni bir Bahçeli izliyoruz. Bunu Demirel’in “dündür, bugün de bugündür” sözüyle açıklamak da zor. Çünkü aynı gün içinde iki farklı Bahçeli söz konusu.

https://www.egedesonsoz.com/bahceli-sahin-mi-yoksa-guvercin-mi














