sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa GÜNCEL

YENİ BİR AKRABAMIZ BULUNDU

Sedat Kaya Ekleyen Sedat Kaya
Aralık 7, 2024
in GÜNCEL, KÜLTÜR VE SANAT, POLİTİKA, YAZARLAR, YEREL YÖNETİMLER
0
YENİ BİR AKRABAMIZ BULUNDU
0
Paylaş
0
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

Serin bir bahar sabahı, kuzey Çin’in Xujiayao bölgesinde, bir grup arkeolog, tarihçi ve hevesli öğrenci, kazı çalışmalarının ikinci haftasına başlıyordu. Hafif çiy taneleri, kazı arazisinin sert topraklarını nemlendirmiş, hava yaklaşan bir keşfin habercisi gibiydi.

Liang adındaki genç bir arkeoloji öğrencisi, sabah şafağında kazma ve fırçasını yanına aldı ve kazı alanının köşe noktalarından birine geçti. Daha önce bulunmuş bazı taş aletlerin yer aldığı bu alanı, kimse yeterince önemsememişti. Liang ise bir şeylerin farklı olduğunu hissediyordu. Derken kazı aletinin ucunun sert bir şeye takılmasıyla nefesi kesildi. “Buldum! Sanırım bir şey buldum!” diye seslendi.

Ekip lideri, tecrübeli paleoantropolog Dr. Xiujie Wu, Liang’ın sesini duyduğu anda yanına koştu. Liang’ın şakaları ve abartılarıyla meşhur bir genç olduğunu bilmesine rağmen, bu kez sesi farklıydı: Titreyen ama bir o kadar da kararlı. Kazının derinleşen çukurundan, genelde rastlanılmayan büyük bir kafatası parçası görünmeye başlamıştı.

Bu büyük kafatası, çok daha fazlasının habercisiydi. İlerleyen haftalarda Xujiayao ve yakınındaki Xuchang bölgesinde devam eden kazılar, toplamda 21 fosil parçasını ve 10.000’den fazla taş aleti gün yüzüne çıkardı. Dr. Wu, kazının her anını dikkatle inceleyerek, bulunan kafatasının Neandertallere benzerliğini, ancak onunla sınırlı olmadığını fark etti. Kafatası, hem modern insanlara hem de Denisovalıların bazı özelliklerini taşıyor, fakat tamamen kendine özgü bir hikâye anlatıyordu.

Yeni bir insan türüydü bu.

Xujiayao’da bulunan kalıntıları detaylı inceleyen ekip, bu büyük kafalı homininlerin, daha önce tanımlanmamış bir türe ait olduğu sonucuna vardı. Araştırmalar ilerledikçe, bu antik türün Homo juluensis adını alıp insanlık tarihine yeni bir yaprak ekledi.

Bu büyük kafalı insanlar, bir zamanlar Çin’in kárla kaplı ormanlarında yaşayan, kendi taş aletlerini yapan ve hayatta kalma mücadelesi veren bir topluluktu. Ancak, modern insanların ve Denisovalıların onlarla etkileşiminden doğan izler, Homo juluensis’in yalnızca tek bir hikâye olmadığını gösteriyordu. Onlar, insan ailesinin derinlemesine dallarını, çatallaşan köklerini ve çoğunlukla unutulan ama her zaman hissedilen köprülerini temsil ediyordu.

Keşfedilen her fosil, sanki Xujiayao’nun toprağında antik bir söz gibi yankılanıyordu. “Unutulmadık,” diyordu Homo juluensis. Ve onları bulan insanlar, bu fısıltıyı dünyaya duyurmaya kararlıydı. Homo juluensis’in hikâyesi, insanlık tarihinin yalnızca bilinenlerden ibaret olmadığının, toprak altında hala bekleyen çok daha fazla gerçek olduğunun bir kanıtıydı.

***

KAN PAZARI’NDA BİR GÜN

ABD ve Avrupa ülkeleri Ukrayna’ya “askerlik yaşını 18’e indir” diye bastırıyor.

Zelenski’ye eğer indirirse milyarlarca dolar silah vereceklerini söylüyorlar.

Ne kadar çok asker, o kadar çok silah, o kadar çok para!

Anlayana.

Savaşın diğer tarafı Rusya’da durum farklı değil. Onlar sadece kendi gençlerini değil, Kuzey Kore’den, Afrika’dan getirilen fakir çocuklarını sürüyor cepheye.

Tıpkı bir zamanlar bizim Kore’ye asker gönderdiğimiz gibi.

Yoksul çocuklarının kan pazarında yaşam mücadelesi bu.

İşte böyle bir dönemde Küçük Ukrayna köyü Olesivka’da gün, her zamanki gibi güneşin nazlı ışıklarıyla başlamıştı. On yedisini yeni bitiren Mykola, köy meydanında arkadaşlarıyla futbol oynuyordu. Gökyüzünde süzülen kuşlar ve çocukların kahkahaları, savaşın karanlık gölgesini bir an olsun unutturuyordu. Ancak o gün her şey değişecekti.

Bir askeri kamyon köye geldiğinde, insanların bakışlarında hem korku hem de çaresizlik vardı. Üniformalı bir subay, köy halkını meydanda topladı. Kısa bir konuşma yaptı; zorunlu askerlik yaşının 18’e düşürüldüğünü, ülkenin her gence ihtiyaç duyduğunu söyledi. Mykola’nın annesi, oğlunun elini sımsıkı tuttu. “Onu almayın, daha çocuk!” diye feryat etti. Ama subaylar, emirlerin yukarıdan geldiğini söyleyip geçtiler.

Mykola, ağlamaktan şişmiş gözleriyle evine döndü. Babası yıllar önce savaşta kaybolmuştu. Annesi ise gözyaşları içinde ona bir bavul hazırlıyordu. Birkaç saat sonra, Mykola kendini askerî bir eğitim kampında buldu. Ellerine verilen tüfek, taşıyamayacağı kadar ağırdı. Eğitmen, onlara nasıl ateş edeceklerini öğretirken, “Bu tüfek sizin hayatınızı kurtaracak!” diye bağırıyordu.

Ancak Mykola’nın aklında hep aynı soru vardı: “Bir silah hayatımı nasıl kurtarabilir? O, sadece başkasının hayatını alabilir.”

Birkaç hafta sonra, Mykola ve diğer genç askerler cepheye gönderildi. Toprak, patlayan bombalarla titrerken, gökyüzü kurşunlarla kararıyordu. Mykola, çamurlu bir siperde, avuç içleri ter içinde tüfeğini sımsıkı tutuyordu. Yanındaki genç, 19 yaşındaki Andriy, kısık bir sesle, “Burada ne yapıyoruz?” diye sordu. Mykola cevap veremedi. Çünkü bu sorunun cevabını kendisi de bilmiyordu.

O sırada yakınlarında patlayan bir bomba, onların bulunduğu siperi yerle bir etti. Mykola, baygın bir şekilde toprağa düştü. Uyandığında, bir sahra hastanesindeydi. Ayağa kalkmaya çalıştı ama sol bacağı artık yoktu. Andriy ise sonsuza dek sessizdi.

Onu bir tabuta koydular, üstünü sarı mavi bir bayrakla sardılar.

Tabutu yaşıtı asker taşıdı. Yüzlerinde hüzün ve endişe vardı.

Komutanlar Andriy’in yoksul annesine “kahraman oğlun şehit oldu” dediler.

Mykola ise köyüne döndüğünde, her şeyin değiştiğini gördü. Köydeki diğer gençler de savaşa gitmişti. Çoğu dönmemişti. Annesi, oğlunun eksik bacağını gördüğünde, gözyaşları içinde ona sarıldı. Ama o gün bile köyde bir başka kamyon vardı. Yeni gençler alınıyordu. Silahlar köy meydanında dağıtılıyor, ülkenin bir kez daha kan ve çelikle sınandığı hatırlatılıyordu.

Bir köy, bir ülke, bir halk… Çocuklar savaş için büyütülüyor, hayatlar feda ediliyordu. Mykola, pencerenin önünde oturup arkadaşlarının boş kalan evlerine bakarken, aklında hep aynı düşünce taşıyor.

“Bizi kim kurtaracak?”

Bu soruyu soran sadece o değil. Savaşın diğer tarafı Rus ordusunda Aleksei, Vladimir, Sergei, Nikolai, Yury ve yüzlercesi aynı bilinmezi yaşıyor.

Silah tüccarları da daha çok asker, daha çok savaş ve daha çok kan istiyor.

Kan pazarında günler böyle geçiyor.

Post Views: 114
Önceki yazı

Bir sergi ve bir iş insanının İzmir’e katkıları

Sonraki Gönderi

Face yazıları…

Sedat Kaya

Sedat Kaya

Sonraki Gönderi
Face yazıları…

Face yazıları…

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Güncel Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.