sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa ÇEVRE

5000 Yıllık Taşların Verdiği Anlamlı Mesaj

Sedat Kaya Ekleyen Sedat Kaya
Aralık 22, 2024
in ÇEVRE, EKONOMİ, KÜLTÜR VE SANAT, POLİTİKA, YAZARLAR
0
5000 Yıllık Taşların Verdiği Anlamlı Mesaj
0
Paylaş
2
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

Beş bin yıl önce, İngiltere’nin güneyinde yaşayan insanlar, gökyüzüyle toprak arasında bir köprü kurmaya karar verdiler. Kimse o günlerde neden böylesine devasa taşları kilometrelerce öteden taşıdıklarını tam olarak anlayamıyordu. Ancak bir amaçları vardı: hem kendi hikâyelerini hem de evrenle olan bağlarını taşların sessiz diline kazımak.

Bu taşlar, bugünkü Wiltshire’da, birer gözcü gibi sıralandı. Her biri bir anlam, bir mesaj taşıyordu. Kimileri gökyüzündeki yıldızlarla hizalanmıştı, kimileri ise toprağın derinliklerinden yükselen bir enerjiyle dolmuş gibiydi. Peki, bu sessiz devlerin sırrı neydi? Neden burada, neden bu şekilde? İnsanlık asırlardır bu sorulara yanıt arıyordu.

Zamanla efsaneler doğdu. Taşların büyücüler tarafından yerleştirildiği söylendi. Kimileri, bu taşların gökyüzündeki tanrılara bir sunak olduğuna inandı. Ancak günümüzde, Aberystwyth Üniversitesi ve University College London’dan bilim insanları, bu taşların ardındaki hikâyeyi yeniden yazmaya başladı. Prof. Mike Parker Pearson, bir arkeologdan çok bir dedektif gibi iz sürdü. Ve sonunda, Stonehenge’in yalnızca bir anıt değil, bir birliğin simgesi olduğunu fark ettiler.

Prof. Pearson, “Bu taşlar, Britanya’daki hiçbir taş çembere benzemez. Onlar, yalnızca bir halkın değil, bir dönemin ruhunu anlatıyor,” dedi.

Araştırmalarda, anıtın kalbinde yer alan ve ikonik bir monolit olan Altar Stone’un kuzeydoğu İskoçya’dan geldiğine dair kanıtlar bulundu . Altı tonluk taşın MÖ 2620 ile 2480 yılları arasında İngiltere’nin yaklaşık 700 kilometre güneyinden getirildiği ortaya çıktı. Anıtın mavi taşları olarak adlandırılan daha küçük taşları ise 225 kilometre uzaklıktaki güneybatı Galler’den geliyor. Bilim insanlarına göre bu çaba Stonehage’in yalnızca dini bir tapınma değil, siyasi bir birleşmenin de sembolü olduğunu gösteriyor.

Stonehenge, sadece bir yapı değil; aynı zamanda bir köprüydü. İnsanları toprağa, geçmişi geleceğe ve farklı halkları barışa bağlıyordu. Henüz İngiltere, İskoçya ve Galler birleşmemişken bile, bu taşlar o topraklarda yaşayan herkesin bir bütün olduğunu anlatıyordu.

Bugün, Stonehenge’in ortasında durup gökyüzüne baktığınızda, yalnızca taşları değil, binlerce yıl öncesinden gelen bir hikâyeyi görürsünüz. Bu hikâye, insanın kendisini anlamaya çalıştığı, evrene bir iz bırakmaya çabaladığı zamana aittir. Ve belki de, bu taşlar hala fısıldamaya devam ediyor.

“Savaşlara son vermeli. Yoksa savaşlar insanoğluna son verecek.”

***

İŞTE BOZBURUN’A DEVLET ELİYLE ÇÖKMENİN BELGESİ

“Kıyılar Halkındır” sloganıyla yola çıkan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın Muğla Kıyıları MUÇEV’e devretmesinin ardından Bozburun Marinası’nı 13 günlük bir şirkete ihalesiz bir şekilde 30 yıllığına verilmesi büyük tartışma yarattı.

MUÇEV ile Bozburun Marinası’nı alan Asia Marina Turizm İşletmeciliği arasında yapılan sözleşme ortaya çıktı.

Sözleşmede Bozburun’da 14.959.54 m2’lık alanın 30 yıllığına 13 günlük şirkete devredildiği açık şekilde belirtiliyor.

NE OLMUŞTU?

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı

Muğla kıyılarının yönetimini Muğla’ya Hizmet Vakfı ve Türkiye Çevre Koruma Vakfı ortaklığıyla kurulan MUÇEV’e devretmişti. MUÇEV 14 Ağustos 2024’te ihale yapmadan, 1 Ağustos 2024’te kurulmuş olan 13 günlük Asia Marina Turizm İşletmeciliği adlı şirkete “Bozburun Marina ve Yat Çekek Yeri”ni tam 30 yıllığına devretmişti.

Sadece 13 günlük bir şirketin böylesine stratejik bir bölgede söz sahibi olması, “bu kampanya gerçekten halk için mi?” sorusunu akıllara getirmişti.

MUÇEV’in Yönetimindeki İsimler Dikkat Çekiyor

MUÇEV’in başındaki isim ise başka bir tartışmanın fitilini ateşledi: Hacı Abdullah Uçan. Çevre ve Şehircilik İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürü olan Uçan, aynı zamanda 2018 yılında AKP Sultanbeyli Belediye Başkan aday adayı olmuş ve İlim Yayma Cemiyeti Sultanbeyli Şubesi Yönetim Kurulu Üyeliği yapmış bir isim.

Ayrıca, MUÇEV’in adı 28 Ağustos’ta “Kıyı Yönetim ve Çevre Koruma Anonim Şirketi” olarak değiştirildi. Bu isim değişikliği de dikkatlerden kaçmadı. Şeffaflık taleplerine rağmen, yapılan işlemler ve atılan adımlar kamuoyunda güven zedelenmesine yol açtı.

TOKİ İhaleleriyle Gündeme Gelen Bağlantılar

Bozburun sahilinin devredildiği Asia Marina Turizm İşletmeciliği şirketinin sahibi olarak kayıtlarda Serkan Yurtsev yer alıyor. Ancak Yurtsev’in, milyarlık TOKİ ihaleleriyle gündeme gelen Bitlisli iş insanı Özgür Peker’in şirketinde finans müdürü olduğu öğrenildi. Bu bağlantı, “deniz kıyıları halk için mi, yoksa belirli çevreler için mi tahsis ediliyor?” sorularını güçlendirdi.

Halka Ait Kıyılar Özel Şirketlere Mi Devrediliyor?

Bozburun sahilinin ihale yapılmaksızın sözleşme yoluyla devredilmesi, kampanyanın özüne dair ciddi şüpheler uyandırdı. Sahillerin bir gecede, halktan alınarak özel şirketlere teslim edilmesi, kıyıların gerçekten halkın mı yoksa çıkar çevrelerinin mi olduğu tartışmalarını alevlendirdi.

Hesap Verilebilirlik Talebi

“Kıyılar Halkındır” sloganıyla başlayan kampanya, şu an itibarıyla “Kıyılar Kimin?” sorusunu gündeme taşıdı. Kamuoyu, MUÇEV ve bakanlıktan net bir açıklama beklerken, yetkililer sessizliğini koruyor. Şeffaflık ve hesap verebilirlik talepleri giderek yükselirken, yapılan işlemlerin yargıya taşınması ihtimali gündemde.

***

GÖZCÜ MELEKLERİN DÜŞÜŞÜ

Sümer mitolojisine göre Anunnakiler uzaydan gelen tanrılardı ve kendi genlerinden insanı yarattılar.

Bunun farklı bir versiyonu ise Yahudi-Hristiyan apokrif metinlerinde (özellikle Enok Kitabında) yer alan Gözcü melekler denen varlıklardı. Gözcüler, Tanrı’nın iradesini yerine getiren ve insanlık üzerinde gözlem yapan melekler olarak tanımlanır.

İki inancın ortak özelliği insan dışı bu varlıkların gökten düşmüş olması.

Bu inançlar, insanların dünya üzerindeki yerlerini, kökenlerini ve bilinmeyeni anlama çabalarının bir yansıması. Modern yorumlar, bu antik kavramları bilimkurgu ve alternatif tarih bağlamında yeniden canlandırdı. Ancak, bu tür anlatımların çoğu akademik olarak doğrulanmış metinler yerine spekülatif yorumlara dayanıyor.

Elbette bilimden kopmamak gerekiyor ama bazen spekülatif takılmak insanın hayal gücünü geliştiriyor.

Örneğin birkaç gün önce Kuveyt Bahra 1 bölgesinde uzaylıya benzer heykeller bulundu. Anunnaki benzeri.

O halde bu son arkeolojik buluntulardan sonra bir öykü yazmak fena fikir değil bence.

BAHRA’NIN SIRRI

Bahra 1 sahasında güneş, tozlu ufukların ardında batarken, bir grup arkeolog, taş devrinden kalma kazı alanında tarihin gömülü sırlarını ortaya çıkarıyordu. Ancak bu sırlar, bildiklerinin çok ötesindeydi. 2009’dan beri sessiz bir titizlikle çalışan ekip, son keşifleriyle belki de dünyanın tarihine yeni bir yön çizecekti.

Kazı alanından çıkan kil heykeller, yalnızca binlerce yıllık bir kültürü değil, başka bir varoluş biçimini de gözler önüne seriyordu. İnsan elinden çıkmış gibi görünmeyen bu heykeller, tuhaf uzun kafatasları ve kertenkele benzeri yüz hatlarıyla dünya dışı bir varlık hissi uyandırıyordu. Bazı heykellerin gözleri, yıldızlara bakan boş birer kuyu gibiydi; diğerleri ise ellerinde, gökyüzünden gelen bir ışığın taşlarını tutuyor gibi.

Kazılar ilerledikçe, Ubeyd kültürü ile bağlantılı olduğu düşünülen daha fazla buluntu ortaya çıktı. Fakat bu buluntular arasında, tarihin sessizce sakladığı daha derin bir öykü yatıyor. Kil tabletlerde bulunan garip yazıtlar, arkeologları şok etmiş durumda. Tabletlerde, yıldızlardan gelen “Anunnakiler” ve “Gözcüler” olarak adlandırılan varlıkların hikayeleri anlatılıyor. Gözcüler, eski metinlere göre, dünyayı gözlemlemek ve insanlığın gelişimine rehberlik etmekle görevliydi. Ancak zamanla, insanlara karşı bir bağlılık ve tutku geliştirmişlerdi. Bu, onların düşüşü olacaktı.

Arkeologlardan biri, Dr. Leila Karam, tabletlerdeki yazıtları çözmeye başladığında, metinlerin yalnızca mitolojik anlatılar olmadığını fark etti. Gözcülerin lideri Samyaza’nın adı, taşların üzerinde bir kehanet gibi tekrar ediliyordu:

“Samyaza’nın düşüşü, insanlığın ilk isyanı oldu.”

Leila ve ekibi, bölgede kazıya devam ederken, gömülü bir odanın girişini buldular. Bu oda, gözlemcilerin kutsal mekanı gibi tasarlanmıştı. Duvarlardaki resimler, yıldızların haritasını, Gözcülerin insanlarla birlikte yaşadığı sahneleri ve nihayetinde onların dünyadan sürülüşünü betimliyordu. Ancak bu betimlemeler arasında en çarpıcısı, Samyaza’nın, ellerini gökyüzüne kaldırarak alevlerden bir portala yürüdüğünü gösteren figürdü. Onun ardında, yıldızları gölgede bırakan devasa kanatlı bir varlık duruyordu.

Odanın en dip köşesinde, uzun süredir dokunulmamış bir kil sandık bulundu. Açıldığında, içinden bir altın disk çıktı. Disk, yıldızlar arasında kaybolan bir gemiyi gösteriyordu. Üzerindeki yazılar, bir uyarı gibiydi:

“Gözcüler dönecek.”

Leila, bu keşfin yalnızca tarih değil, dünya için de bir dönüm noktası olduğunu biliyordu. Anunakiler ve Gözcüler mitolojiden daha fazlası olabilir miydi? Ve eğer gerçekten döneceklerse, insanlık buna hazır mıydı?

Bahra 1 sahasında yükselen ay ışığında, yıldızlar daha önce hiç olmadığı kadar parlak görünüyordu. Belki de Gözcüler çoktan izlemeye başlamıştı.

Ne dersin Murat Hiçyılmaz ?

Post Views: 206
Önceki yazı

Dernekleriyle öğretmenler…

Sonraki Gönderi

Face Yazıları…

Sedat Kaya

Sedat Kaya

Sonraki Gönderi
Face Yazıları…

Face Yazıları…

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Güncel Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.