
Kim unutur ki okuduğu okulu, askerlik yaptığı yeri, işe başladığı ilk günü…
Galiba hayatımızın dönüm noktaları bizimle beraber yaşıyor, zihnimizin bir yerinde yerini hep koruyor.
Geçen gün Gökçeada Atatürk Öğretmen Okulu Mezunları Derneği toplantısına gidince bunları hatırladım.
Konu, 1970’li yıllar mezunu Vasıf Turhan Kayacık’ın “Düşe Kalka”1 adıyla çıkmış şiir kitabının tanıtımıydı.
Söyleşinin kolaylaştırıcısı da bir başka İmroz (Gökçeada) mezunu Dr. Cahit Tane idi…
Peki katılanlar?
Onlar da elbette aynı okul mezunu öğretmenler…
Yani salon baştan aşağı Gökçeada…
***
Baktım, katılanların yüzünde sanki ilk kez Çanakkale’den o gemi adaya inmiş, herkes bavuluyla okulun yolunu tutmuş, o sabah ilk derse girmenin heyecanını yaşıyor.
Sahi, 1971’de okula kayıt için hepimizden istenen şeylerin yanına bir de mandolin eklenmişti.
Ah biz ne çok aramıştık İzmir’de o mandolini…
Çankaya’da bir müzik mağazasından almış, kırmadan okula kadar özenle götürmeyi başarmıştık.
Sonra o mandolin, müzik derslerinde başrolü oynamış; nice ezgiyi, notayı öğretmenimiz Ali Saim Pak bize onunla öğretmişti.
Ben o mandolinli ve diğer eşyaların içinde olduğu çantamızı ve onları taşıyan babamı da hatırlıyorum.
Babam ta Erzurum’dan gelmişti
İzmir’de, ortaokul eğitimi için evlerinde kaldığım akrabamızın evinden beni almış, sonra Gökçeada Öğretmen Okulu’nun bulunduğu Çanakkale’nin yolunu tutmuştuk.
Oradan da gemiyle Gökçeada’ya geçilecekti.

***
Gemide babamın sevinci bir başkaydı o gün…
Ah babalar…
Çocukları için nelere katlanmıyorlar ki…
Gemiye bindiğimizin hemen sonrası babamı deniz tutmaya başlamış, dalgalar inip kalktıkça harap olmuştu.
Buna karşın o beni teselli etmekle meşguldü.
O meşakkatli yolculuk sonunda adaya varmış, okulumuzun yolunu tutmuştuk.
Okula nasıl bir heyecanla kaydımızı yaptırdığımızı hiç unutmadım.
Sonra da babam dünyanın en mutlu insanı olarak köyüne döndü.
Mezun olduktan sonra hep anlattı o günleri…
Şimdi ne zaman bir mandolin görsem iki binli yılların başında sonsuzluğa uğurladığımız babam ve okul hüzünle aklıma düşer, dalar giderim…
***
Yatılı okullarda okuyanlar bilir; her saatiniz planlıdır.
Gün sabahın yedisinde başlar, gecenin onuna kadar sürer.
Dersler çalışılır, arta kalan zamanda da spor, tiyatro, müzik ve okuma saati buna eklenirdi.
Aydoğan Yavaşlı, Yavuz Özmakas gibi arkadaşlarımla okuduğumuz kitapları birbirimize anlatma ‘etkinliğimiz’i, duvar gazetesi çıkarma işini anımsıyorum.
Bütün bunlar bir öğretmenin iyi yetişmesi içindi.
Ve biz bu eğitimleri aldık ve Anadolu’nun değişik yerlerine dağıldık.
Son mezunlar bizdik, yani 1976’lılar…
Peki dernek?
Dernek işte bu etütlerdi, birlikte aynı sıraları paylaşmaktı, voleybolda okulun takımını ölümüne tutmaktı. Bu da yetmiyordu belki, adadaki köylerdi, merkezdeki Niko’nun meyhanesiydi, çay içilen kahveydi, dersten kaçtığımızda gittiğimiz sahildi.
Adanın büyüsüydü belki de…
Kaleköy’de vapuru beklemek, bazen rüzgârdan yanaşamayınca çantaları alıp tekrar okula dönmekti.
***
Tabii öğretmenlerimiz; Kemal Özkan, Süleyman Hacımirzaoğlu, Ali Seçim Pak, Ömer Tanrıkulu, Rukiye ve Nail Karabulut, müdürümüz aynı zamanda iyi bir şair de olan Özbek İncebayraktar…
İdari işlerde ince uzun boyuyla sekreter Aylin Hanım ve şimdi anımsayamadığım daha nice eli öpülesi kıymetli öğretmenler, çalışanlar…
Kısaca yatılı okul yaşamı pek çok şeyi paylaşmaktı…
Birlikte, aynı sıralarda, aynı yatakhanede, aynı kütüphanede…
Buna bir de adalı olmayı eklerseniz iş tamamdır.
(Denilir ki ada yaşayanları sınırları denizle çevrili olduğu için kendini korumaya fazlasıyla meyyaldir. Bu da dayanışmayı ve birlikte hareket etmeyi getiriyor.)
Yıllar önce Salihli’de derneğin bir toplantısında dört yüz öğretmeni görünce şaşırmıştım.
Şimdi anlıyorum ki bu dört yüz sayısı bütün bunların toplamıymış…
Tabii bir de vefa duygusunu organizasyon becerilerine ekleyen kahramanlar var; Cumhur Yeşil gibi, Savaş Doğrusöz gibi, Ersin Akbaylar ve Çetin Gezerler gibi…
En azından benim bildiklerim bunlar…
İşte kısaca dernek bu…
***
BAŞKA BİR DERNEĞİN ÖYKÜSÜ: EĞİT-DER… (Emekli öğretmenler derneği)
Söz öğretmenlerden açılmışken devam edelim.
Cumartesi günü Eğit-Der’in kongresi vardı. Ben de eski bir öğretmen olarak oradaydım.
Son sözü baştan söylemiş olayım, yerel yönetimler bunca sosyal belediyecilik örneği sıralıyor; kreşlerden, yardımlardan söz ediyor, konu emekli öğretmenlere gelince orada duruyor.
Emekli dediğimiz öğretmen emeklisi…
Eğitim sisteminin bel kemiği olmuş, Anadolu aydınlanmasına katkı vermiş bir kitle…
Nitelikli bir kesim…
Kongrede başkanlığı Necati Akpınar’a devreden Nevzat Çakmak’ın, “İki şeyden emekli olunmuyor, biri öğretmenlikten, diğeri ise demokrasi mücadelesinden…” dediği öğretmenler…
Emekli olsa da elini eğitimden ve demokrasinin gelişmesine katkıdan çekmiyor bu kesim.
Toplumsal duyarlılık ve aydın olma tavrı zaten böyle bir şey…
Her neyse, emekli öğretmenlerin Hatay semtinde pazaryerine yakın bir yerde kiraladıkları lokalleri var. Burada bir araya geliniyor, belli günlerde kültürel etkinlikler yapılıyor, toplumsal konulardaki duyarlıklar paylaşılıyor.
Kalan zamanda da oyun oynanıyor, sohbet ediliyor, çaylar içiliyor.
Dolayısıyla kahveye gitmek istemeyen pek çok öğretmen için burası buluşma ve dayanışma yeri…
Gelgelelim ekonomik sıkıntılar, lokal kirasının fazlalığı burayı da kıskacına almış, aidatlar kirayı karşılayamaz duruma gelmiş.
Konuştuğum pek çok öğretmen belediyelerin, başta Konak ve Karabağlar olmak üzere, kendilerine sahip çıkmasını bekliyor.
Başka türlüsü öğretmeni sıradan kahvehaneye mahkûm etmek anlamına gelir.
Aslında bu gibi işler belediyelerin görevleri arasında.
Zira yıllardır hep denilmiyor mu; nüfus yaşlanıyor, onlara dönük lokaller, yaş alma merkezleri açılmalı, diye.
O halde buyurun, size uygulanacak bir sosyal belediyecilik projesi…
Hep koli dağıtılarak bu işler olacak değil ya!
Cumartesi Eğit-Derli öğretmenler kongrelerini yaptılar ama içlerindeki tedirginlik dinmedi.
Çünkü hâlâ lokallerinin kira sorunu çözülmemiş, öyle bekliyordu.
Bakalım eğitime yıllarını vermiş bu insanlara hangi kurum elini uzatacak?
………….
1Düşe Kalka, Vasıf Turhan Kayacık, şiir, Klaros Yayınları, 2024, Ankara
KAYNAK: https://www.gazeteyenigun.com.tr/makale/22860064/salim-cetin/dernekleriyle-ogretmenler














