Otobüs, Sabuncu Beli’ni döne döne tırmandı. Zirveye ulaştıktan sonra kısa inişler yaparak son tepeye vardı. Güneş körfezin üzerinden bir görünüyor, bir kayboluyordu. Engin, gözlerini ovuşturarak camdan sızan ışıkları gördü. Yanında uyuklayan yaşlı kadının başı Engin’in omuzuna düşmüştü. Bu şehre ilk gelişinde yol boyu gözünü kırpmamıştı. Bu görüntüleri fotoğraf makinası gibi kaydetmişti. Bu sefer heyecan yanında korku da vardı.
Sanki başka bir şehre gelmişti. Her şey ne kadar çok değişmişti. Sadece arkadaşının çalıştığı yer aynı kalmıştı. Ağaçlıklı yoldan, eski günlerdeki gibi kolayca buldu. Eski sınıf arkadaşı Engin’e kapısını açtı.
Okuldan atılmasına ramak kalmıştı. Üç yıl önce okula başlayanlar son sınıf olmuşlardı. Okulda tanıdık yüzler olabilirdi. Dersleri izleyip, defter, kitap bulmalıydı.
İki katlı binanın önüne geldiğinde, dersin alt katta bir sınıfta olduğunu öğrendi. Sınıfın kapısında öğretmeni beklemeye başladı. Kalp atışlarını çevredekiler duyacak gibi hissetti. Kendini sakinleştirmeye çalıştı. İzin verirse dersini dinlerim, her şeyin sonu değil. Bir çok derse asistanlar girerdi. Bu derse kim giriyor, bilmiyordu. Koridorun ucundan profesörün geldiğini gördü. Tanıdığı biriydi, belki hoca tanımaz diye geçirdi içinden. Profesör, Engin’i görünce gözleri fal taşı gibi açıldı.
Engin ne işin var burada?
Dersinizi dinleyebilir miyim?
Beklemeli ve polisin aradığı bir öğrenci olduğunu biliyorum, sen bilirsin.
Enginin içine ateş düştü, dersin bitmesini iple çekti. Eve döndü, bir daha derslere girmedi, evde çalışmayı sürdürdü.
Sabah uyandığında arkadaşı çoktan işe gitmişti. Günün yalnızlığı başlıyordu. İnsanlarla konuşmak, dertleşmek istiyordu.
Meydana yakın arka sokaklarda bir evde kalıyorlardı. Bu sokak unutulmuş gibiydi. Dar sokaktan ancak at arabaları geçebilirdi. İki katlı binanın altında bakkal dükkanı vardı. Yanından daracık merdivenle üst kata çıkılıyordu. Merdivenin tepesindeki boşluğa çıkınca sağda ve soldaki kapılarla evler ayrılmıştı.
Sol kapıdan girince genişçe bir teras, köy evlerinde olduğu gibi ucunda tuvalet vardı. İki odalı evin bir odasının bir kenarında küçük bir mutfak.
Terasta seyredilmeye değer bir manzara olmasa da gökyüzünü görebiliyordun. Kahvaltı masası her zaman aynı köşede dururdu. Hoşuna gitmese de tek başına kahvaltısını yaptı. Çayını içerken, düşünüyordu.
Bu günü nasıl geçireceğim?
Okulda hala görebileceği arkadaşları vardı. Tesadüf olsa da, denemeye karar verdi.
Kantinden içeri girdiğinde arkasından sivil polislerin geldiğini fark etti. “Artık, buraya kadarmış” diye düşündü. Soğukkanlılığını bozmadan kafeteryaya göz gezdirdi. Kafeterya her zamanki gibi kalabalıktı, neredeyse oturacak yer yoktu. Üç kız öğrencinin oturduğu masada boş bir sandalye vardı.
Usulca kızların masasına oturdu. Kızların önündeki kitaplardan birini aldı. Sayfaları anlamsızca çevirmeye başladı. Arkası giriş kapısına dönüktü. Az sonra iki polis görüş açısına girdi. Kafeteryanın ucunda yer alan satış tezgahının arkasındaki görevli ile uzunca konuştular.
Engin kızların masasında onları izlerken üniversiteye geldiği ilk günü hatırladı. Öğlen olduğunda Baraka kantinde sıraya girmişlerdi. Uzun bir kuyruk vardı .Sekiz on fakültenin ortak yemekhanesinde kalabalık olurdu.
Duvarlarda büyük puntolarla “Kaynak yapmak yasaktır” benzeri yazılar vardı. Engin bir anlam verememiş, “kim, niye kaynak yapar?” diye kafa yormuştu. Çok geçmeden, aynı gün cevabı bulmuş, kendi durumuna gülmüştü. Uzun sıranın önlerinde arkadaşını gören yanaşıyor, arkasındakiler, “kaynak yapmayalım arkadaşlar” diye bağırıyordu. Kaynak yapanların mazeretleri olurdu. “Sınava yetişecek, laboratuvar başlıyor”. Sonrasında bu tartışmaları çok duyar olup alışmıştı.
Üniversitenin öğrencilere ait olduğu yıllardı. Engin öğrenci temsilcisi olarak kalabalıkların içerisindeydi.
Kantinci ile sohbeti bitiren polisler etrafı süzerek yavaş adımlarla kapıya yöneldiler. Kim bilir neler sordular.
Engin davetsiz oturduğu masadan usulca kalkarken aldığı kitabı diğer kitapların üzerine özenle yerleştirdi. Masadakileri başı ile selamlayarak ayrılırken kızlar sohbetlerine aralıksız devam ediyorlardı.
Engin tanıdığı bir arkadaşını bulamadı. Artık arkadaştan çok polis vardı.
Bir kez daha ucuz atlattığını düşünerek evin yolunu tuttu.
05-11-2024, Bursa














