1
01 Mart 2025
Güney Kore – Japonya yolculuğumuzun ilk etabı Doha’ya uçmayı bekliyoruz. Yarın öğleye doğru Seul Incheon havaalanında olmayı umuyorum. Gece yolculuğu yapacağız. Qatar Airways ile seyahat ediyoruz.Bavullarımızla Seul’da buluşacağız. Güney Kore 65 yaş altına elektronik Vize istiyor. İnternet ortamında sitesine girip form dolduruyorsun. İki güne kalmadan onay geliyor. Bilgilerin doğruluğunu kontrol etmek gerekiyor. Ufak bir yanlışlıkta bilet alırken sorun çıkıyor. Halihazırda Japonya’ya vize yok.
02 Mart 2025
On iki saat süren uzun yolculuğumuz şimdilik bitti.
Havaalanında yirmi sekiz kişilik tur grubumuzu, genç kadın rehberimizin Türkçe karşılaması sürpriz oldu.
Binadan dışarı çıktığımızda hafif yağmur yağıyor. Islanmadan bekleyen otobüsümüze bindik.
Türkiye ile altı saatlik zaman farkı var. Akşam oldu. Otelimiz şehir merkezinde. İki saate yakın yolculukta rehberimizi dinliyoruz. Güney Kore’nin merak ettiğimiz konularını soruyoruz.
Ekonominin yüzde seksenini dünya markası olmuş dört şirket yada aile yönetiyor.
Nüfusu elli bir milyon. Yüzde altmıştan fazlası hiçbir dine inanmıyor. Hıristiyan ve Budistler var. Amerika ve Batı hayranlığı çok fazla. Türkiyeyi seviyorlar. Beş bin civarında Türkiyeli yaşıyor.
Evlenme oranı çok düşük. Gelecekte yok olacak ülkelerin başında geliyor.
Çalışmayı çok seviyorlar. İş hayatında ve okullarda mobbing yaygınlığı, mutsuzluk ve intiharlara yol açıyor. Yalnız ve küçük evlerde yaşıyorlar. Dışarda buluşup yemek yiyorlar. Yemek ısmarlamak, teşekkür etme biçimi. Sağlıklı besleniyor, uzun yaşıyorlar.
Merkezi konumda ki Toyoko İnn Seoul Gangnam otele yerleştik. Dışarı çıkacak hal kalmadı. Yorgunluk, üstelik yağmur yağıyor.
Uyumaya hazırlanırken, ikimizin telefonu aynı anda bağırmaya başladı. Acil durum uyarısı başlığı altında Korece yazılar olan alarm çalıyor. Hızla pijamalarla fırladık. Asansörleri de kullanmıyoruz. Dokuz kat merdivenden aşağıya indik. Resepsiyon da iki kadın kılları kıpırdamıyor, sakin sakin çalışıyorlar. Telefondaki yazıyı gösterdik. Yarın kar yağışı varmış, onu haber veriyormuş. Malum, deprem bölgesi, öyle bir uyarı yada yangın olabilir. Görevlilerin şaşkın bakışları altında asansöre bindik.
3 mart 2025
Korku
Korkuyor Adnan Menderes
ölülerden korkuyor.
Kore dağlarından geliyor kimi
apaçık gözleri dumanlı
kaytan bıyıkları kanlı
yaşları yirmi.
Korkuyor Adnan Menderes
ölülerden korkuyor
hele çocuk ölülerinden.
Karınları davul gibi, boyunları çöpten ince,
kırıyorlar Adnan Bey’in mutfak camlarını
her gece mezarlarından çıkınca…
Korkuyor Adnan Menderes
dirilerden korkuyor
hele çarıklılardan
hele kasketlilerden.
Kasketliler hayını bağışlamayı bilmez.
Korkuyor Adnan Menderes
kocaman yanakları
sarkıyor yağlı, sarı.
Korkuyor Adnan Menderes
üç saate indi uykusu.
Korkuyor Adnan Menderes
hiçbir korkuya benzemez
halkını satanların korkusu.
Diyet
Gözlerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey,
iki gözünüzle bakarsınız,
iki kurnaz,
iki hayın,
ve zeytini yağlı iki gözünüzle
bakarsınız kürsüden Meclis’e kibirli kibirli
ve topraklarına çiftliklerinizin
ve çek defterinize.
Ellerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey,
iki elinizle okşarsınız,
iki tombul,
iki ak,
vıcık vıcık terli iki elinizle
okşarsınız pomadalı saçlarınızı,
dövizlerinizi,
ve memelerini metreslerinizin.
İki bacağınızın ikisi de yerinde, Adnan Bey,
iki bacağınız taşır geniş kalçalarınızı,
iki bacağınızla çıkarsınız huzuruna Eisenhower’in,
ve bütün kaygınız
iki bacağınızın arkadan birleştiği yeri
halkın tekmesinden korumaktır.
Benim gözlerimin ikisi de yok.
Benim ellerimin ikisi de yok.
Benim bacaklarımın ikisi de yok.
Ben yokum.
Beni, Üniversiteli yedek subayı,
Kore’de harcadınız, Adnan Bey.
Elleriniz itti beni ölüme,
vıcık vıcık terli, tombul elleriniz.
Gözleriniz şöyle bir baktı arkamdan
ve ben al kan içinde ölürken
çığlığımı duymamanız için
kaçırdı sizi bacaklarınız arabanıza bindirip.
Ama ben peşinizdeyim, Adnan Bey,
ölüler otomobilden hızlı gider,
kör gözlerim,
kopuk ellerim,
kesik bacaklarımla peşinizdeyim.
Diyetimi istiyorum, Adnan Bey,
göze göz,
ele el,
bacağa bacak,
diyetimi istiyorum,
alacağım da.
25 Haziran 1959
Bu Vatana Nasıl Kıydılar?
İnsan olan vatanını satar mı?
Suyun içip ekmeğini yediniz.
Dünyada vatandan aziz şey var mı?
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?
Onu didik didik didiklediler,
saçlarından tutup sürüklediler.
götürüp kâfire : «Buyur…» dediler.
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?
Eli kolu zincirlere vurulmuş,
vatan çırılçıplak yere serilmiş.
Oturmuş göğsüne Teksaslı çavuş.
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?
Günü gelir çarh düzüne çevrilir,
günü gelir hesabınız görülür.
Günü gelir sualiniz sorulur :
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?
1959- Nazım Hikmet.
Devam edecek…














