Sanal alemde gezinirken bir fotoğrafa rastlarsınız çoğunluğu tanıdıklarınızdır. Ancak birini görürsünüz ki o fotoğrafta, hiç tanıdık değildir. Ben bu kişiyi niye tanıyamadım diye içerlersiniz.
İşte böyle bir fotoğraf idi rastladığım. İlginç ve güzel bir fotoğraf. Herkeste birçok anıyı canlandırdı. Fotoğraf Hasan amcanın Bodrum Kumbahçe Mahallesi, herkesin dilinde Giritli Mahallesi’nin en meşhur sokağı “TARLA SOKAK” içindeki evinde çekilmiş. Hasan amca; daha önce anlatımlarıma dahil olmuş köşemde yayınladığım “SÜNGERE DALMAK” yazımdaki baş karakter Hasan DİKAN (https://www.sozbizde.com/yazarlar/sungere-dalmak/) Hasan amcanın birlikte fotoğraf çektirdiği bu sakallıyı merak ettim mecburen de deştim. Meraklı olmanın ceremesiyle de mecburen yazmam gerekti.
Fotoğrafta arkada gördüğünüz kişi İran’lı Ressam Akbar BEHKALAM, yanındaki doktor eşi. En sağındaki beyaz saçlı bizim Hasan amcamız, “Hasan DİKAN”, süngerci, balıkçı, gemici, aşçı, kaptan vesselam çok iyi bir denizciydi. Fotoğrafın en solundaki Hasan amcanın kızı Meral DİKAN onun yanındaki Hasan amcanın eşi mahallenin Zeynep Teyzesi “Zeynep DİKAN”. Fotoğraftaki çocuklar da Akbar’ın kızı ve oğlu.

Gelelim hikâyeye: Bodrumlu 60 lı yılların başlarında turizme balıklama daldığında mecbur kalıp ev pansiyonculuğuna başlamıştı. Evini uygun hale getiren neredeyse herkes evinde turist ağırlamıştı. Hem Bodrum’un yatak ihtiyacını karşılamış hem de ailemize gelir katkısı sağlamıştık. Ancak Bodrumlu evinde konaklayan turiste bir müşteri gözüyle bakmamış bir misafir, bir konuk gözüyle baktığından konaklayan turistlerin gönlünü çalmış idik. İşte turizmin altın devrini yaşadığımız o günlerde evimize gelen bu konuklarla dostluklar kurduğumuzdan bu dostluklar uzun yıllar sürebilmişti. Haramiler otel müşterilerine el koyup ev pansiyonculuğu bitirildiğinde. Bu dostluklar baki kalmıştı.
Akbar BEHKALAM da bu müşteri/konuklarımızdan biriydi. Ve bizdeki gördüğü sıcaklık dostluğa dönüşmüştü. Her yıl 1 aylığına Hasan amcaya yaz tatiline gelirlermiş. Ev pansiyonculuğu bitirilse de Akbar’ın bu alışkanlığı uzun yıllar devam etmiş. Bu dostluklar sadece konuk olduğu ev ahalisi ile kurulmamış tüm mahalleli ile kaynaşılmıştı. Evimize, mahallemize konuk olan kişinin şöhretli olması zenginliği ya da fakirliği bir kriter olmamış insanca anlaşmıştık.
Sadece Akbar değil daha niceleri ile yıllarca dostluklarımız devam etti. Bodrum’da bunun gibi yüzlerce hikâye bulabilirsiniz. Kültür alışverişlerinin havada uçuştuğu bu altın yılları unutmamız mümkün değil unutturmamak için de elimden geleni yapıyorum.
Gelelim konuğumuz İran’lı Akbar BEHKALAM’a; İRAN’ın Tebriz kentindeki sanat okulunu bitirip, alanında lisans eğitimini tamamlayıp, askerliğini İran’ın Kürdistan Eyaleti’nde yaptıktan sonra, 1967-1972 yılları arasında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde sanat eğitimi almış; Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun öğrencisi olmuş bir sanatçı. O dönemde, genç bir asistan olan Devrim Erbil’in de öğrencisi olmuş. Bugünkü çağdaş resmimizin en öncü sanatçılarıyla aynı dönemde öğrenci olmuş. İlk yapıtları, İran’da yaşayarak tanık olduğu Şah ve Humeyni dönemlerinin anlatımlarıyla şekillenmiş. İran’daki baskıcı yönetimlerin devlet şiddetini eleştiren resimler yaparak tanımlamış kendini.

Paris, Frankfurt, Roma ve Berlin gibi birçok Avrupa şehrinde birkaç dönem kaldıktan sonra, 1974’te İran’a geri dönerek orada sanat öğretmek istiyormuş. Tebriz’deki sanat okulunda öğretmenlik yapmış. Ancak rejimi eleştiren sanatçının memleketine tekrar yerleşme girişimi başarısız olmuş. Siyasi zulmün kurbanı olmamış, ancak İran’daki entelektüel ve sanatsal kısıtlamaları derinden hissetmiş ve bu nedenle 1976’da Almanya’ya geri dönmüş. Orada, İran’daki politik sorunları konu alan yapıtlar üretmeye devam etmiş. 1984’te yeğeninin öldürülmesinden etkilenerek “Allah Adına Adalet” adlı bir dizi resim yapmış.
Ancak onun sanatı aynı zamanda Almanya’daki yaşamın sancılı süreçleriyle de ilgili. 1981’de, Berlin’in Kreuzberg semtindeki işgal evini konu alan resimler çizmiş.
Brezilya, ABD ve dünyanın pek çok ülkesinde çok başarılı sergiler açmış. Önemli dünya sanatçılarıyla grup sergilerine katılmış. Toplumcu ve enternasyonalist bir sanatçı.

Bu bilgileri sanat yazarı İbrahim KARAOĞLU’nun Birgün gazetesinde yayınladığı makalesinden aldım isteyen tamamını okuyabilir.
https://www.birgun.net/makale/bir-bulusmadir-sanat-556138
Başkaca hikayelerde buluşmak üzere.
Saygılarımla Ali DİZDAR














