Düşünün, bir sabah gözlerinizi açıyorsunuz ve vatanınız, eviniz, nefesiniz bir savaşın gölgesinde solmuş bir çiçek gibi. 1947’de İngilizler, Hindistan ve Pakistan’ı dikenli tellerle ayırırken, Keşmir’in göğsüne bir yara açtı. Din, sınıf, hırsla bilenmiş bu yara, elitlerin, din simsarlarının, sömürge artığının elinde derinleşti. Hindistan, 1,4 milyarlık bir kale, teknoloji ve uzayla dünyayı büyülüyor. Pakistan, 252 milyonluk bir halk, tarımın narin dallarında hayata tutunuyor. Ama sonra Kovid geldi, dünyayı altüst etti; enerji maliyetleri fırladı, ekmek kuyrukları uzadı. Trump gibi popülistler, milliyetçilik rüzgârını körükledi, öfkeli kalabalıkları peşine taktı. Keşmir’de değişen ne mi oldu? Hiçbir şey. Yara hâlâ taze, hâlâ sızlıyor.
1960’ta bir umut filizlenmişti: İndus Suları Anlaşması. Nehirler, iki ülkeye can taşıyacaktı. Ama 2025’te Hindistan bu bağı kesti. Neden? Çünkü 22 Nisan sabahı, Keşmir’in Pahalgam vadisinde, 25 Hindu ve bir Nepalli turistin kanı toprağa damladı. Hindistan, “Pakistan’ın işi!” diye gürledi, Chenab Nehri’ni zincirledi, Pakistan’ın tarımını susuz bir çöle mahkûm etti. İslamabad, “Bu bir kumpas!” diye haykırdı, su kesintisini “soykırım” diye lanetledi, hava sahasını mühürledi, ticareti durdurdu. Tarlalar kavruluyor, çocuklar aç. Bu kaos kimin eseri? Modi’nin mi, ordu gölgesindeki Pakistan’ın mı, yoksa asırlık nefretin mi? Keşmir’in dar sokaklarına birlikte dalalım, ne dersiniz?
Modi’nin Hindistan’ı, Bangalore’da 200 bin yazılımcıyla 50 milyar dolarlık teknoloji masalı yazıyor, ama 600 milyon yoksul, günde 2 dolarla hayata tutunuyor. Hindu milliyetçiliği, 2019’da Keşmir’in özerkliğini ezdi, Müslümanları kendi yurtlarında göçebe kıldı. Bin yaşındaki camileri yıktı. 700 bin asker, Keşmir’de Azrail gibi geziniyor; sokaklar dikenli tellerle, yürekler korkuyla çevrili. Ama bir kıpırtı var. Genç Keşmirliler, dijital dünyada isyan bayrağı çekiyor, sosyal medyada özgürlük talepleri gür sesle dillendiriliyor. Londra’dan Muzzammil Ayyub Thakur: “Hindistan, Müslümanları ‘tehdit’ diye damgalıyor, bu nefret bölgeyi yangına sürüklüyor!” diyor. Haklı mı sizce? Keşmir’in çocukları kendi topraklarında neden bir yabancı gibi yaşıyor?
Pakistan’da ordu ve mollalar, İslam’ı devletin omurgası yaptı. Kovid, ekonomiyi çökertti; 2023’te Çin’le 68 milyar dolarlık koridor düşü, seçkinleri zengin etti, halkı borç dağlarının altında ezdi. Gençler, nüfusun %64’ü, 30 yaş altında; enerji dolu, ama işsiz, umutsuz. Enflasyon %28’e tırmandı, sokaklar öfkeyle doldu. Ordu, siyaseti vesayetle yönetiyor, Keşmir’i BM’de bir koz gibi oynuyor. Asfandyar Mir, “Pakistan’ın cebi boş, ama popülist öfke bir volkana dönüşebilir,” diyor. Bu gençler kaosa mı gömülecek, yoksa bir devrim mi yazacak, göreceğiz.
Pahalgam’daki o kanlı sabah, her şeyi darmadağın etti. Hindistan, Direniş Cephesi’ni suçladı; TRF, önce “Biz yaptık,” dedi, sonra sustu. Pakistan, “Bu bir tuzak!” diye bağırdı. Hindistan, öfke seliyle İndus’u kesti, diplomatları kovdu, sınırları mühürledi. Pakistan, Şimla Anlaşması’nı rafa kaldırdı, jetlerini havalandırdı. 7 Mayıs’ta Hindistan, “Operasyon Sindoor” ile Pakistan’daki dokuz noktayı vurdu; İslamabad, “Siviller öldü!” diye feryat etti, 5 Hint uçağını düşürdüğünü savundu. Kontrol Hattı’nda top sesleri, 31 Pakistanlı, 12 Hintli sivilin çığlıklarına karıştı. Nükleer bulutlar, gökyüzünü karartıyor.
Dünya, bu trajediyi seyrediyor. Trump, 2025’te koltuğuna geri dönünce Hindistan’ı Çin’e karşı kalkan yaptı, 2,5 milyar dolarlık silahla sırtını sıvazladı. “Asırlık bir kavga,” dedi, geçiştirdi. Çin, Pakistan’a 15 milyar dolarlık altyapı çeki sundu, ama kendi hesaplarını kolluyor. Rusya kenarda bekliyor, İran’ın barış önerisi Suudi’nin 120 milyar dolarlık petrol anlaşmasıyla sönük kaldı. BM, 5 Mayıs’ta “Durun!” dedi, ama veto kavgaları her şeyi kilitledi.
Ajay Bisaria, “Hindistan, sert ama sınırlı vuracak,” diyor. Manjari Miller, “Bu sldırılar Keşmir halkını daha da uzaklaştırır,” diye uyarıyor. Hasan Bilgili, “ABD, Çin’e karşı kaos istiyor,” diye fısıldıyor. Yuval Harari, ürpertiyor: “Yapay zeka, bu krizi bir distopyaya çevirebilir.” diye uyarıyor.
Keşmir’in çocukları, bu ateşin tam ortasında. Pahalgam sonrası linçler, baskılar çoğaldı. Tarlalar susuz, yürekler kırık. Ama bu hikâye burada bitmiyor. 2030’a dek, Keşmir’in gençleri, blockchain tabanlı küresel ağlarla seslerini dünyaya haykıracak. Merkezi otoriteleri bypass ederek, kendi kaderlerini ellerine alacak. Dağlarda bir genç, bir telefonla dünyayı sarsacak; bu, bir hayal değil, bir gerçeklik. Barış, elitlerin soğuk masalarında değil, bu gençlerin ateşli, kararlı adımlarında doğacak. Keşmir’in yarını, onların ellerinde şekillenecek; çünkü tarih, cesaretin ve dayanışmanın yazdığı bir destandır.
Seyfi Elçiboğa














