sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa KONUK YAZAR

Çıkın Sokaklara, Kaybolan Değerlerin Peşine Düşün…

Salim Çetin Ekleyen Salim Çetin
Eylül 6, 2025
in KONUK YAZAR
0
Çıkın Sokaklara, Kaybolan Değerlerin Peşine Düşün…
0
Paylaş
5
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

Kentin labirentlerine dalar, haydi Tarık Dursun usta gibi söyleyelim, “…sokakların eski sokaklıklarını aranır mısınız? Bir meydana gelirsiniz: Issız, sessiz. Eski pazar artık burada kurulmuyor. (…) Karşı fırından niçin açmaların, poğaçaların, boyozların, susamlı gevreklerin taze kokuları size kadar gelmiyor?” diye hayıflanır mısınız?

Her gün içinden geçtiğiniz park, yürüyerek durağa vardığınız sokak, meydanın hemen öbür ucunda bulunan berber ve manav dükkânı, az biraz ileride sabah ekmeğini aldığınız; gevreğin, poğaçanın kokusuyla sarmalanmış emektar kara fırın…

Yolun az berisinde kocaman çınar ağacı, yol kenarına sıra sıra dizilmiş turunçlar…

Yahya Kemal ustamızın, “Bir aşk oluverdi aşinalık…” dediği sizi çevreleyen dostlar kısaca…

Durumları nedir, keyifsizlikleri var mı, meydandaki çınarın dalları yola taşmış mı, fırında çalışan Mahmut bugün nasıldır? Yıkılması an meselesi olan tarihi ev restore edildi mi?

Gönül gözünüzde bunlara yer varsa, bu yazıyı okuyun değilse, burada kesin ve çekin gidin!

***

BİR CADDE: ANAFARTALAR…

Birkaç gün öceydi, niyetim Kemeraltı’ya inmekti (İzmirliler, kenardan şehrin merkezine gitmeyi inmek olarak adlandırıyor, Tarık Dursun ustam böyle demişti bir sohbette.).

Aklımda Siren Bora’nın, Avram Ventura’nın güzel yazıları, Havra Sokağı; oradan Nebioğlu İş Merkezi’nde yeni yeni çoğalmaya başlayan sahaf dükkânları vardı.

Sahafların çoğalması için Konak Mahalle muhtarı Tamer Yıldırım’ın epey çabası olduğunu biliyordum. Bence de sahafların Kemaraltı’ya yakışacağı tartışma götürmeyecek bir konuydu.

Derken, kendimi tam aksi istikamette, Anafartalar Caddesi’nde buldum.

Öyle ağustos sıcağı falan da umurumda olmadan caddeyi ta Altınpark’a kadar yürüdüm.

Sonra fark ettim ki bu caddede de çok anım var, nerdeyse oturduğum semt kadar tanıdık bana.

***

İlkiyle başlayalım:

Çankaya Otoparkını geçince sokağın içinde Manisa Akhisar Oteli’nde (eski bir Kortejo/ aile evi) Lütfü Dağtaş’ın açtığı sergi, film şeridi gibi akmaya başladı zihnimde.

O dönem, Konak Belediyesi Kültür Müdürlüğü olarak açılışa destek olmuştuk.

Pek çok sanatsever itiraz etmiş, “Böyle kırık dökük yerde sergi olur mu?” diyerek karşı çıkmıştı.

Aksine, çok da güzel olmuştu.

Anafartalar Caddesi malum İzmir’in en kadim caddesi. 1922’nin 10 Eylül’ünde Gazi ve arkadaşları bu caddeden yürüyerek Konak’a varmışlar.

Bu nedenle 9 Eylül Korteji her yıl burada yapılıyor.

Esasında büyük markaların ve lüks mağazaların yer almadığı büyükçe bir kasaba havasındadır bu cadde.

Gene de bu havayı seviyorum, pejmürde ama sevimli bir yan var.

Yürüyüşe devam.

***

Bu kez karşımda Hatuniye Camisi.

Bu cami Hacı Hüseyin Ağa tarafından eşi Tayyibe Hatun adına 1700’lü yıllarda yaptırılmış.

Her geçişimde caminin duvarına asılı bu çiftin vefa dolu öyküsünü okurum. Önerim, siz de okuyun, sevginin insana ne güzel şeyler yaptırabileceğini bir de burada görmüş olursunuz!

Caminin hemen çaprazındaki Dönertaş Sebili’ni bilmeyen İzmirli herhalde yoktur/ olamaz!

Eskiden yazları soğuk su dağıtılırdı buradan.

Yıllardır bu durumu gördüğümü söyleyemem.

Sebili geçin, Kale’ye doğru otuz metre çıkın, 945. Sokak gelecek karşınıza. İşte, o sokağın içinde Tarık Dursun’un çocukluğunun geçtiği evi görürsünüz.

Usta yazar, ben ve Lütfü Dağtaş o eve gitmiştik; yıllar yıllar önceydi…

Girişten üç basamak merdivenle sahanlığa çıkılan, sokağında dutların olduğu bir İzmir eviydi burası.

O tarihte depo olarak kullanılıyordu.

Daha sonra bütün eski binaların başına gelen bu evin de başına geldi ve yangın o evi harabe haline getirdi.

***

O gittiğimiz günü anımsıyorum, ne hüzünlü bir gündü. Onca yapıtında babasını, annesini, komşuları Kifayet’i, Şuayip’i ve Kakosi Memet’i, Coya’yı bu evi odak noktası alarak anlatmıştı usta.

Şimdi ise bu anıların geçtiği ev, sokak hatta semt nerdeyse tarumar olmuş, tanınmaz hale gelmişti.

Tarık Dursun, evin sahanlığına çıkmış, girişteki duvarları elleriyle okşaya ovuştura beş on dakika öylece kalmıştı orada.

Herhalde veda ediyordu, son kez…

Hepimiz içimizde büyük bir hüzün bulutu ile oradan ayrılmıştık.

Üzerinden nerdeyse on beş yıl geçmiş olmalı bu yaşananların.

Yürürken o anları anımsadığımda gözlerim doldu, cadde üzerinde Tarık Dursun’a çay ikram ettiğimiz çay ocağını, ona ilaç aldığımız eczane yerli yerinde duruyordu.

Sanki on beş yıl geçmemiş gibi!

Tarık abi diyordu ya, ey bellek beni yanıltma, diye…

Yürümeye devam…

***

Cihan Palas’a döndüm.

Caddenin üç beş metre içerisinde kalan iki katlı eski bir taş bina.

Görkemli bir mimariye sahip. Alt katı nargile kahvesi…

Binanın tavanında hoş süslemelerin olduğunu Lütfü Dağtaş ustam anlatmıştı.

Şimdi hâlâ otel olarak kullanılıyor mu? Doğrusu bilmiyorum.

Alt kat nargile müptelalarıyla doluydu.

Burası kentteki fotoğraf kursuna katılan öğrencilerin uğrak yerlerinden biridir, benim bildiğim.

Çünkü her daim ilginç kareleri yakalamak mümkün.

Hatırlıyorum, o kahvede çekilen, nargile içen pala bıyıklı birinin yer aldığı fotoğraf, bir yarışmada birinci olmuştu.

***

HER ŞEY ESKİDİĞİ GİBİ CADDE DE ESKİMİŞ

Şimdilerde irice bir kasaba havasında olsa da Anafartalar Caddesi umur görmüş bir cadde.

1920’ler ve öncesi İzmir zenginlerinin konakları, cumbalı evleri bu caddeye çıkardı.

Elbet şimdi bunlardan eser yok elbette.

Ama gene de aristokrat bir yan, bir eda size el sallamıyor değil.

Hani derler ya, cami yıkılmış mihrap yerinde, diye.

Önerim, eğer yolunuzu bu caddeye düşürürseniz bence bir de iç kısımlara girin.

O terk edilmiş konakları, cumbaları yıkılmaya yüz tutmuş o şirin evlerin halini görün.

Çoğu bakımsız, boyasız, sıvaları dökülmüş; eski köşkler içleri görülmesin diye tahta perdelerle çevrilmiş, bahçelerini ot bürümüş…

Bence orada bir durun, nefes alın, eski bir dostunuzun yaşlanmış halini gözünüzün önüne getirin.

Etrafı onu terk etmiş, bakımsız bırakmış, savurup atmış bu dostlara hüzünle bakın!..

Ve işte o an bu yapıların, bu dostların, size nasıl da kırgın gözle baktıklarını hissedeceksiniz.

İçiniz yanacak, boğazınız düğümlenecek…

Artık gerisini anlatmayayım, siz tahmin edin, niye biz bunlara gereken ihtimamı göstermedik, niye hor davrandık…

***

Sonra…

Tekrar benim caddeme dönün…

Buradaki sosyal yaşama bakın:

Bir yanda Suriye ağırlıklı küçük büfeler, lokantalar ucuz yemekler… Diğer yanda sokağın yerlileri…

Çok kimlikli, farklı ülke yurttaşlarının günlük yaşam içinde harman olduğu yer.

Siyah tenli Afrikalı da var, Afganistanlı da Urfalı da…

Ne dedik, cadde bu haliyle kırık dökük.

Ancak hâlâ giydiği elbisenin sıradan olmadığını görebiliyorsunuz.

Örneğin caddeyi süsleyen bir ressamın elinden çıkmış tablo tadındaki manav dükkânları, önce odun deposu şimdilerde belediyenin sahip çıkmasıyla başka bir kimliğe bürünen Kıllıoğlu Hamamı, köşede yılların tatlıcısı, hemen onun karşısında bir hayli eski geçmişe sahip fırın… Altınpark kazısının yapıldığı tarihi alan… Hatta buna polis karakol binasını, Sadık Bey Konağı’nı, Çorakkapı Camisi’ni, benin sevgili terzim Reşat Bey’i, Ayavukla Kilisesi’ni de ekleyebilirsiniz.

Daha sayılacak onca şey. Gördünüz mü zenginliği…

Bütün bunlar bir yandan da caddenin yorgun, yoksul halini gizlemiyor.

Fırınlarda, lokantalarda, çay ocaklarında ucuzluğun dibini görmek mümkün.

Seyyarlar ucuz meyve ve giysi satıyor.

Caddenin beş on metre paralelinde hosteller var.

Cadde bitip çay içmeye oturduğumda, güneş tepemde ortalığı adeta kavuruyordu.

Sonra durdum, sevgiyle baktım; 1970’lerin Yeşilyurt’unu andırıyordu buradaki görünüm.

Orada insanlar yoksuldu ama mutlu görünüyordu.

Bir de umutları vardı…

Aklımda bin bir anı, Çankaya’ya doğru geldiğim yola geri döndüm.

Tarık Dursun ustanın, “…sokakların eski sokaklıklarını arar mısınız?” cümlesi çınlayıp duruyordu, beynimde.

Evet ustam, ben arıyorum!

Yitip giden her şeyi, aşina dostları…

Çünkü bunlar hayatımızın zenginliğidir.

https://www.gazeteyenigun.com.tr/makale/26196999/salim-cetin/cikin-sokaklara-kaybolan-degerlerin-pesine-dusun

Post Views: 150
Önceki yazı

ŞEYTANI GÜLDÜRMEK

Sonraki Gönderi

Sen ihanetin resmini yapabilir misin Abidin?

Salim Çetin

Salim Çetin

Sonraki Gönderi
Sen ihanetin resmini yapabilir misin Abidin?

Sen ihanetin resmini yapabilir misin Abidin?

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Güncel Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.