ALOHA MHASELA!
Haydoların, Şemun Turan d’be Haydo’nun ve Süryani kardeşlerimin başı sağ olsun! Haydoların acılarını paylaşıyor, kendi acılarım olarak kabul ediyorum.
Cenaze töreni 4 Ekim 2025, Cumartesi günü, saat 12.00’de, “Glanerbrugstraat 33, 7585 PK Glane, Hollanda” adresindeki Mor Ephrem Manastırı’nda yapılacaktır. Ben de cenaze törenine katılacağım. Muksiye Sare Turan’ın ruhu şad, mekanı cennet olsun!
Muksiye Sare Turan ile 2016 yılında, “Süryani Halk Kahramanı ŞEMUN HANNE HAYDO” adlı kitabımın hazırlığı sırasında, Gronau’da uzun bir söyleşi yapmıştım. Bu söyleşiyi kitabımda yayınlamıştım. Şimdi vefatı vesilesiyle aynen tekrar yayınlıyorum.
Bochum, 3 Ekim 2025, Kemal Yalçın

Süryani Halk Kahramanı ŞEMUN HANN E HAYDO, s. 479-481
Foto: Kemal Yalçın, 2025, Gronau
BEN MUKSİYESARE TURAN
Ben Muksiye Sare Turan, 1932 yılında Basibrin Köyü’nde doğdum. Annem Hindé Ayaz, Babam Denho Ayaz idi. Biz dört kardeştik. En küçükleri bendim. Yusuf adında bir ağabeyim, Hasna ve Hatuni adlarında iki ablam vardı. Ben Yusuf Turan ile evlendim. Hanıme, Şabo, Samo, Şemun, Cebrail, Nursan ve Aziz adlarında yedi çocuğumuz oldu.
Sare Köyü’nde herkes Şemun Hanne Haydo’ya “Baba” diye hitap ederdi.
Ben Seyfoyu yaşamadım. Annemden, babamdan ve Şemun Baba’dan dinledim ve öğrendim. Annem başına gelenleri bizlere anlatmak istemezdi. Büyüyüp evlendikten sonra yaşadıklarını tek tek, isim isim anlatmıştı. Şimdi aynen aklımda. Annemin anlattığına göre olaylar şöyle olmuş:
1917 yılında Salihiler Aşireti’nin adamları Melke’yi öldürmüşler. Yakaladıkları adamları Piyoki’nin evine toplayıp katletmişler. Ölüleri Basibrin meydanına yığmışlar. Yakaladıkları kızları, kadınları toplamışlar, yaşlı kadınları öldürmüşler.
Kaçırılan kadınlardan biri de Annem Hindé imiş. Annem dört yıllık evliymiş. Üç yaşında Yusuf adında bir oğlu varmış.
Salihiler kaçırdıkları kadınları, kızları kendi aralarında paylaşmışlar. Salihiler’in köyü üç ayrı mezradan oluşuyormuş. Annemi “Ferho” adında Sohran Mezrası’ndan bir Kürt almış. Annemi Müslüman yapmak istemiş. Annem “Ölürüm, Müslüman olmam!” demiş, evlenmemek için kendini su kuyusuna atmış! Ölmemiş! Kuyudan çıkarmışlar, geri zekalı, pis kokan Hamo adlı bir Kürt ile zorla evlendirmişler. Annemin oğlu Yusuf’u başka birine vermişler. Üç yaşındaki çocuğa çok kötülük yapmışlar. Annem hiç istemeden bir oğlan doğurmuş. Ona Aziz adını vermişler. Evdeki Kürt kadınları ve gelinleri anneme hiç yardım etmemişler. Annemi köle gibi kullanmışlar.
Şemun Hanne Haydo’nun kızı Azze Köre de kaçırılmış. Azze’ye annemin kaldığı Sohran Köyü’nde Nıhmetto adlı Kürt ailesi el koymuş.
Kaçırılan kadınlar kendi aralarında gizli gizli haberleşirlermiş. Şemun’un hapisten kurtulduğunu öğrenmişler. Kendilerine cesaret gelmiş. Annem iki oğlunu bırakarak kaçmış, Şemun’a sığınmış. Şemun daha sonra haber göndermiş. “Sizin çocuğunuz sizde kalsın, bizim çocuğumuzu geri verin!” demiş. “Sizin çocuğunuza baktık! Ekmek verdik. Masrafımızı ödeyin!” demişler. Şemun Baba on altın lira vererek ağabeyim Yusuf’u kurtarmış.
Ben de zorluklar yaşadım. Fakat annemin yaşadıkları yanında benimkiler anlatmaya değmez! İnsan insana bu kadar kötülükleri nasıl yapıyor? Anlamadım, anlayamıyorum!














