Tanıyorum bu ıssız sokakları,
bu kara toprağı,
toprağı savuran,
bu sert rüzgârı.
Dostuyum yabancının
bir kez daha,
rüzgara karşı esen,
suyun güneşe dokunduğu yerde,
sürgüne gönderilen
Bu soğuk yalnızlığı tanıyorum.
Yolsuz
ıslık çalan rüzgâr
unutulmuş yabancının
hayasız bolluğuna yenik düşmüş
kızların kına boyalı elleriyle,
yıldızlı gökyüzünün ağıtı altında
ıssızlığın soluğuna maruz kalan
Yürümek bir ceza değildir
ayaklarına değen taş
tırnaklarına sızan korku
bacaklarını yırtan yabani otlar
etine batan dikenler
yüzünü okşayan zehirli koku
parmaklarını kesen buzlu hava
binlerce yıldır değişmeden
kısır toprak hareketsiz
yalnızlığın gölgesinde sınanmış
kanadı yine dilin
kırılgan yüreğin acı çeker
kırılgan düzenin biçare iskelesi üzerinde
Özgür Metin Demirel














