MERCAN MEMET…. Mehmet NALBANTOĞLU
Bölüm…2
“Ağabeyim Ahmet Nazım NALBANTOĞLU uzun süre benim tersanemde benimle birlikte çalıştı. Ağabeyim gençliğinde İstanbul’da KARA OKTAY olarak bildiğimiz kişinin yanında dalgıçlık yapmıştı. KARA OKTAY’ın Katamaran teknesi vardı o tekneyle İstanbul’da dalgıçlık işleri yapıyorlardı ve ardından Oktay Bodrum’a geldi ve Bodrum’da iş yeri açtı. Ağabeyim de onunla birlikte Bodrum’a döndü birlikte çalışmaya devam ettiler. KARA OKTAY Bodrum’da deniz malzemeleri satan bir dükkan açtı ve Bodrum-Torba’da tersane kurdu. Torba’daki tersanelerinde önceleri iç dekorasyon mobilya imalatı, ahşap tekne imalatı yapıyorlardı. Ardından beton tekne imalatına başladılar. Ağabeyim becerikli adamdı kaynak işlerinden de iyi anladığından tekne imalatını birlikte yapıyorlardı. İşleri bozulup tersane kapandıktan sonra Ağabeyim de gelip benimle çalışmaya başladı. Son yıllarına doğru kendine bir tekne yapıp mavi yolculuğa da heveslenmişti.”


KARA OKTAY (Oktay ERCAN), Kanada’da kurulmuş “SAMSON MARİNE” beton tekne imalat firmasından distribütörlüğünü alarak. Beton tekne işine girişmişti. Türkiye’de bir ilk olan beton tekne imalat tersanesini kurdular. En büyüğü 16 metre (HEYA MOLA) olan muhtelif boyutlarda 11 tekne imal ettiler. Tekne planları SAMSON firmasından geliyormuş.

Türkiye’de ilk kez denenen Bodrum’da betonarme tekne yapımı tersanesi TORBA da kurulmuş oldu. Tekne iskeleti telden örülüyor üzerine bordalar ve güverte, su emmeyen özel karışımlarla yapılan beton ile sıva yapılarak oluşturuluyor, iç kısım kamaralar ahşaptan yapılıyordu. Birkaç tekne imalatından sonra Dinç otelinin sahibi Demir DİNÇ’e 9,5 metrelik bir beton tekne yaptılar. Demir DİNÇ tekneyi biriyle ortak yaptırmıştı. Ancak talihsiz bir olay sonucu bu yapılan beton tekneyi sığlığa çarptılar ve delinen tekne battı. Batan tekneyi de bir daha yüzdüremedikleri için beton tekneye olan güven bir bakıma sekteye uğradı. Ahşap teknenin daha ucuza üretilebilmesi ve daha albenili olması da etken olunca beton tekne imalatı mecburen durdu. Oktay beyin hesapsız tutumu da devreye girince bir süre sonra da tersane kapandı.


“Bizim zamanımızda gemi mühendisimiz yoktu ve ihtiyacımız da yoktu istenilen boya göre tekne iskeletini kurar şeklini, formasını oluştururduk. Usta çırak ilişkisiyle aktarılan kalıplaşmış ölçülerimiz olur onları baz alarak tekneyi kurar ona göre de şekillendirirdik. Tekne içinde yapılacak düzenlemeler isteğe ve ihtiyaçlara göre ölçülendirilirdi. Hatta ben bağımsız yaptığım tüm teknelerimde. Erol AĞAN ustamı çağırır ilk kuruluşunda onun fikrini ve tavsiyesini alırdım. Ben tekne yapım çıraklığı yapmadığımdan mesleğe ustalıkla balıklama daldığım için Erol AĞAN ustamın fikrini alır öyle işe girişirdim. İyi bir usta olduğum zamanlar da bile her tekneme Erol Ustamın tavsiyesini alarak başladım hem onu onurlandırır hem de kendi yaptığım işi doğru yaptığıma inanmış olurdum. Erol AĞAN usta tekne formu kurma konusunda müthiş meziyetli bir ustaydı gözüyle tekne dizaynındaki aksaklıkları tespit edebilirdi.
Bodrum’un ilk gemi mühendislerinden olan Fuat TURAN kurdukları ekiple Ortakent’te tekne imalatı yapmaktaydılar ancak bir süre sonra işler iyi gitmediğinden işleri bozulunca iş yerini kapattılar. Ben de Fuat’a birlikte çalışmayı teklif ettim kabul edip geldi. Zaten eskiden gelen bir dostluğumuz vardı. Tersanemde ofisini açtık birlikte çalışmaya başladık. Hem bize yardımcı oluyor hem de kendini geliştiriyordu. 1990 lı yıllarda yapılacak teknelere proje çizme zorunluluğu getirilince mühendislerin de önemi artmış oldu. Bizim atadan gelme tekne yapım teknikleri artık rafa kaldırılmış yapılacak teknelere proje isteniyor ve çizilecek projeler İzmir Liman Başkanlığında tasdik ediliyor ve tekne yapımına öyle başlanıyordu. Bu nedenle de Fuat ile çalışmalarımız sıkılaşmıştı. Fuat TURAN daha sonra da kendi ofisini açıp bağımsız çalışmaya başladı. Ve ardından da gemi mühendisleri çoğaldı.”
1 Temmuz Kabotaj Bayramlarında ki biz ona DENİZ BAYRAMI derdik. Biz gençler o kutlamalardaki yarışmalarda hırslanır rekabetçi olurduk. Ben MERCAN MEMET’i birkaç kez kürekli sandal yarışlarında seyretmiştim. Hatırlattığımda gülümseyerek.
“Evet o konuda MATİZ ÜSEN (Hüseyin BİLEN) çok iyi idi, her yıl birinci gelirdi. Ben de kendimi kürek çekmede iyi hissediyordum ve rakip olmuştum. İlk katıldığım yıl yarışmalar Bardakçı koyunda yapılmıştı. Bitiş çizgisine MATİZ ile birlikte kafa kafaya girmiştik. Birkaç yıl rakip olduk ben o zamanlar 25 yaşlarında yıldırım delikanlı idim.
Figen ile 1976 da evlendik 1977 de oğlumuz Koral doğdu.

Bizim denizcilik yaşamımızda kalıplaşmış bir kanı vardır. “KIÇIN BİR KERE DENİZE DEĞDİ Mİ DÖNÜŞÜN OLMAZ” derlerdi. Her ne yaparsak yapalım denizcilik genlerimize işlemiş bir kere. Kaptanlık yapmasam da eninde sonunda tekne gezilerine bulaşmaktan kaçamadım. Yaptığım teknelerde ve davet edildiğim teknelerde Bodrum CUP yelken yarışlarına çok katılmışlığım vardır. Misal birçok yarışlarda birinciliği alan “GRANDİ” teknesini ben yapmıştım ve o tekne ile yarışmak da nasip olmuştu.

Mesleğimin son yıllarında kışları da içinde yaşayabileceğimiz kamaralı bir Tirhandil yaptım ismi İMECE idi. Piyasada kapalı kamaralı yani kış günlerinde de içinde yaşanacak güverte üzerine inşa edilmiş kamarası olan ilk tirhandildir. Zaten bu tipte büyük kamarası olan başkaca bir tirhandil tekne de yapılmadı. Biz o tekneyle epeyce geziler yaptık. Denizin tadını çıkarmıştık. Zaman zaman da Bodrum Cup yarışlarına da katılmışlığımız vardır. BODRUM STS okul gemisinin oluşturulmasında da katkım olmasından gurur duyarım.


Usta çırak aktarımıyla ilerleyen ve Bodrum’a devasa iş imkânı ve istihdam sağlayan tekne yapım ve bakım işleri günümüzde durma noktasına gelmek üzeredir ki ilgi ve alakaya muhtaç olmaktadır. Tekne yapım ustaları yetiştirmenin okulu açılmış olması yeterli değildir. O okulda okuyan öğrencilerin ileride tekne yapım ustası olma hayalleri olması gerekir ki başarılı olsunlar. Bizler çıraklığa başladığımız andan itibaren nihayetinde iyi bir usta ve iş yeri açabilecek mertebeye ulaşmak için çalışırdık para kazanmak ilk amacımız değildi. Ve bu mesleğe karar kılıp çırak olanların neredeyse hepsi iyi bir usta olup ahşap yat tekneciliğini Türkiye’nin bir numarası yaptık. Bunu kaybetmemek gerek. Bayrağı teslim alacaklar çıkarsa çok sevinirim. Herkese selamlar saygılar.”
Ağaçları büke büke yaptıkları gayıklar ile iftihar ettiğimiz teknecilerimizden biriyle daha beraber olduk daha niceleriyle buluşmak umuduyla görüşmek üzere.
Beton tekne yapımını gerçekleştiren Oktay ERCAN hakkında ve beton tekneler bilgilerime yaptığı katkılardan dolayı Oktay ERCAN’ın eski eşi Ayşe TEMİZ’e ve arşiv fotoğrafları için MERCAN MEMET ve Ali ŞENGÜN’e teşekkür ederim.
Saygılarımla. Ali DİZDAR














