GÜNÜMÜZ ARASINDA FARK VAR MIDIR?
Biraz da güncele bakalım istiyorum. Çünkü şu sıralar akıl almaz şeyler yaşıyoruz. Sosyal medyadaki haberlerin kaçının doğru kaçının yanlış olduğunu maalesef saptama becerimizi, kıvraklığımızı çoktan kaybettik. “Yoksa biz artık ahir zamanlarda mı yaşıyoruz?” diye sormadan edemiyor insan kendisine. İşte ben de buradan çıkarak hemen google’ye, yapay zekâya ve wikipedia’ya başvurarak şu ‘ahir zaman’ ın ne olduğunu soruşturarak günümüzü sorgulamaya başladım. Çünkü yazdıklarımın şansı olup da yarına kalırsa, hiç olmazsa çocuklarımız ve torunlarımız için bizlerin yaşadığı süreci anlamada kolaylık olur diye düşündüm.
Bulduğum bilgileri atlamadan sırasıyla aşağıda veriyorum:
“Geniş anlamda ahir zaman, dünya hayatının ve evrenin kıyamet kopmadan önceki son dönemi anlamına gelen dini ve felsefi bir kavramdır. Çeşitli inanışlarda zamanın son devrini, ahlaki yozlaşmayı, büyük değişimleri ve kozmik alametleri ifade eder.” Tabi hepsi bu kadar değil.
Geniş çerçevede farklı yönleriyle şöyle özetlenebilir:
Genel Anlamı: İnsanlık tarihinin ve evrenin ömrünün son demlerini, kıyamete yaklaşan zaman dilimini ifade eder.
İslam İnancında: Hazreti Muhammed’in peygamber olarak gönderilişinden kıyametin kopuşuna kadar geçen zamanı kapsar. Bu dönemde ahlaki bozulmaların artacağı, dini değerlerin unutulabileceği ve büyük fitnelerin (Deccal vb.) ortaya çıkacağı rivayetlere konu edilmiştir.
Döngüsel Dinlerde (Örn: Yahudilik/Hinduizm): Zamanın doğrusal değil devirli olduğunu kabul eden inançlarda, yaşanılan çağın en kötü, yozlaşmış ve tükenmeye yüz tutmuş son evresi olarak kabul edilir… Fakat biz şimdi dünyayı bırakıp kendimize, yani bizim ülkemizde olanlara bakalım.
Devamla:
Sosyolojik/Kültürel Algı: İçinde bulunulan dönemin manevi olarak zorlu olduğunu, dünyevi hırsların arttığını, teknolojinin ilerleyip insani değerlerin geride kaldığını düşünenler tarafından geniş anlamda bir “kriz ve dönüşüm çağı” olarak da nitelendirilir… Bakın, bu söylenilenlerin hepsi bizde vardır.
Peki, Ahir zaman alametleri nelerdir?
Ahir zaman alametleri, İslam inancına göre kıyamete yakın dönemde dünyada yaşanacak sosyal, ahlaki, dini ve kozmik bozulmaları veya değişimleri ifade eder. Bu işaretler İslam kaynaklarında genellikle küçük alametler (sosyal ve ahlaki yozlaşmalar) ve büyük alametler, olarak bahsedilir. Ama biz bunları (fiziki ve kozmik büyük olaylar) olmak üzere iki ana grupta ele alalım.
1. Küçük Alametler (Sosyal ve Ahlaki İşaretler)
Bu alametler günlük yaşamda, insan ilişkilerinde ve toplumsal yapıda meydana gelen değişimleri kapsar. Büyük bir çoğunluğunun zaman içinde gerçekleştiği veya artarak devam ettiği kabul edilir.
Aşağıda yazılanları okuyunca, inanın bana, şaşarak “Yahu eyvah, biz ahir zamanı yaşıyoruz.” diyeceksiniz.
Örneğin:
Ahlaki çöküş: Zina, fuhuş ve alkol tüketiminin açıkça ve yaygın şekilde yapılması. Ülkedeki pahalılık nedeniyle kaçak rakı yapımından dolayı, bu durumun neredeyse bir katliama dönüşüyor olması. Çünkü her yılbaşılarda yüzlerce insan içkiden zehirlenerek ölüyor.
Ekonomik adaletsizlik: Faiz yemenin, haram kazancın normalleşmesi ve hatta haram yiyenin baş tacı edilmesi gibi.
Güven kaybı: Yalancıların alkışlanması, güvenilir insanların ise hain sayılması.
Ehliyetsiz, diplomasız yönetim: Cahil ve liyakatsiz kişilerin idari makamlara getirilmesi, başımıza bela edilmesidir.
Onur, erdem ve gururun, haysiyetsizlikle yer değiştirmesi,
Zamanın hızlanması: Günlerin, ayların ve yılların çok hızlı geçiyormuş gibi hissedilmesi.
Cenaze artışları: Ani ölümlerin ve cinayetlerin (katliamların) çoğalması, (buraya biraz da ben ekleyeyim) -kadın ölümlerinin, çocuk tecavüzlerinin aşırı derecede artması-
Aile bağlarının zayıflaması: Evlatların anne-babaya isyan edip, eşlerine veya arkadaşlarına itaat etmemesi; çünkü artık kimse kimseye güvenmiyor, itaat etmiyor.
2. Büyük Alametler (Fiziki ve Kozmik İşaretler)
Kıyametin hemen öncesinde gerçekleşecek olan, dünyanın düzenini tamamen değiştirecek büyük hadiselerdir.
Deccal’in çıkması: İnsanları kötülüğe ve inkâra sürüklemesi. Oysa o Deccal’ den bizde istediğiniz kadar var. Saray bunlarla dolu; tüm topluma, ülkeye korku salan Deccal sürüsü yirmi beş yıldır bizim sokaklarımızda geziniyor. Örneğin kırmızı bültenle aranan bütün oligarklar, esrar, eroin satıcıları, sokak çeteleri, anlaşılacağı gibi bütün büyük şehirlerimizi mekân tutmuşlar. Avrupa’da gizlenemeyen mafya liderleri hemen dört yüz bin dolar vererek, hem ev, hem de vatandaşlık alarak ülkeye yerleşiyor. Bunlardan daha başka Deccal aramaya ne gerek var.
Kıyametin hemen öncesinde gerçekleşecek olan, dünyanın düzenini tamamen değiştirecek büyük hadiselerdir.
Hz. İsa’nın yeryüzüne inmesi: Hz. İsa’nın dünyaya dönerek Deccal’i yok etmesi ve adaleti sağlaması. İşte bu nokta tam umutsuzluk, yani şimdi bizim işimiz İsa’ya mı kaldı!
Duhan (Duman): Dünyayı kaplayacak ve insanları derinden etkileyecek büyük bir duman tabakası… Herhalde burada yanar dağlardan bahsediyor.
Güneşin batıdan doğması: Tövbe kapısının tamamen kapanacağını gösteren en büyük kozmik olay, güneşin doğudan değil de batıdan doğması… Çok şükür henüz o noktaya gelmedik. Ama yakındır.
Üç büyük yer batması: Biri doğuda, biri batıda, diğeri ise Arap Yarımadası’nda yaşanacak devasa çöküşler. Batıyı bilmem ama doğu ABD’ İsrail ile birlikte o işi hallediyor zaten. Bu gidişle yakında ne Lübnan, ne Filistin, Gazze kalacak. Suriye ve Irak zaten çoktan kontrol altına alındı.
Büyük ateş: Yemen veya Hicaz taraflarından çıkarak insanları mahşer yerine doğru sürükleyecek büyük bir ateşin belirmesi… Hiç şaşmamak lâzım; çünkü orası her gün İran tarafından ABD üsleri hedef alınarak bombalanıyor…
Aslında yukarıdaki bütün bu veriler bize ahir zaman’ ın tam da göbeğinde olduğumuzu gösteriyor. Açıkçası Lut Kavmi’nde yaşananlar bizim yaşadıklarımızın yanında hiç kalır.
Şimdi biraz daha özele inelim, yani bireye:
Onur ve Haysiyet Üzerine
Nereden okuduğumu hatırlamıyorum, ama bu konuya ilişkin güzel bir Çerkez atasözü söz var aklımda, şöyle diyor: “onur candan önce gelir” Müthiş bir sözdür bu, daha da ötesi insanı üstün insan yapan bir gerçekliği içinde barındırır. Açıkçası şunu diyor: eğer onursuzsan öl kardeşim, yaşama; bir insan olarak üyesi olduğun toplumda onursuz yaşanmaz. Geçenlerde sosyal medyada Cem Seymen’in bir videosunu izledim. Mutlak Butlan (Kesin hükümsüzlük) kararı ile CHP’ nin başına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu için şu mealde bir şeyler söylüyordu: “Eğer bir insan ruhunu satmışsa, onun için artık onur, haysiyet önemsizdir. Ola ki ruhunu bir yerlere satmaya gör! Çünkü ondan sonrası için siz o yukarıda pazarlık ettiklerinize tabisinizdir.” Gerçekten de öyle; başka ülkeler için bir şey söyleyemem ama bizim Anadolu insanı için onur ve haysiyet candan önce gelir. O onur için tarih içinde ülkemizde nice canlar gitmiştir. Örneğin bu halk, başı dik, onurlu yaşamak için o koca Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı vermiştir. Yüz binlerce insan, can gitmiştir bu onuru, özgürlüğü uğruna. Tabi bunu, 1922’de İzmit’ te halk tarafından linç edilen Ali Kemal[1] ve “keşke Yunanlılar kazansaydı” diyen Fesli Kadir hayranları için söylemiyorum.
Ülke olarak milyonlarcası gazete, televizyon ve sosyal medyadan gelişen olayı an be an izliyoruz. Kemal Kılıçdaroğlu için söylenenler, onun güçten yana, sarayın gölgesine sığınıp bu ülkemin, Atatürk’ün kurduğu kurucu partisi CHP’yi arkadan bıçaklamasını şaşkınlıkla izliyoruz. Ama o, sanki bütün bu tepkiler kendisine değilmiş gibi hiç üzerine alınmadan hâlâ ihanetine devam ediyor. Gerçekten insanın ve insanlığın bu kadar çürüyüp tükenebileceğini asla düşünemezdim. İşte burada onur, ahlak, haysiyet sıfırlanıyor, düşünme yetisi olmayan sıradan bir yaratığa dönüşüyorsunuz. Ne korkunç bir olay; o yanındakilerin ise adlarını bile anmaya gerek görmüyorum. Onlar kuşkusuz yarın tarihe işte bu sıfatlarla geçecekler.
İlginç olan, ahlak yapısı bozulunca böylesi tipler de ardı ardına, sahneye çıkıyor. Örneğin Kılıçdaroğlu ve ekibi: Gürsel Tekin, Barış Yarkadaş, Berhan Şimşek ve sonra Ahbab Derneği kurucusu Haluk Levent gibi… Bana göre Haluk Levent’in de Kılıçdaroğlu’ undan hiçbir farkı yok! Başka bir varyantı diyebiliriz ona. Yani, al birini vur ötekine. Ben ikisi tarafından yapılan bu onursuzluğun hiçbir karşılığı olamaz diyorum. Tabi, değerli gazeteci Cem Seymen’in o söylediği onurlarını bir yerlere ipotek etmediler, satmadılarsa. Tarihte bunların kaç tane örneği vardır bilemem. Galiba diğer ülkelere göre bizde daha çoktur bu karaktersizlerden. Gerçekten böylesi tipler yarın gözünü kırpmadan anasını kızını, tüm sevdiklerini sattığı gibi, yurdunu da satar. Çünkü bunlar her kötülüğü her rezilliği yapacak -donanıma- sahipler maşallah.
Şimdi sorarım size, bunları, o yukarıda adlarını andığım: “keşke Yunan yenseydi” diyen güruhla aralarında ne fark vardır ki, sorarım sizi? Ama Murathan Mungan’ a ait olduğu söylenen şu sözü duyduğumda artık ben de şaşırmamayı öğrendim.
İşte o müthiş söz:
“Bu ülkede her şey olursunuz ama rezil olamazsınız.”
Artık bunu herkes istediği gibi yorumlasın














