Onlar cehennem ateşinde
Ve ölümden korkarlar
Bense
Bir elinde tespih
Diğerinde kutsal kitap taşıyanlardan
Korkarım
Halkımın anlamadığı dildeki
Duadan ve yalandan korkarım
Korkarım
Sık sık Tanrıyı ananlardan
Ve Kutsal olan her şeyi
Adaletsizliklerine şemsiye edenden korkarım
1988
Dikkat edilirse 38 yıl önce yaşadığım korkuyu dile getiren bir kısa şiirimle başladım. Hemen hemen herkes hayatının bir döneminde bir durumdan ya da bir şeyden korkmuştur. Bu, utanılacak bir durum değildir. Korku aptalca değildir. Aksine, çoğu zaman hayatta kalmanın ön koşuludur. Tarlada çalışan için, bir yılan, bir akrepten korunmak için korku yaşamsal bir öneme sahiptir. Ayrıca trafikte, korku bizi koruyan bir uyarı sistemidir.
Korku duygusunu bilmeyenler, çoğu zaman riskleri fark edemedikleri için elenirler. Korku hissetme yeteneğinin insan bedeninde fizyolojik bir temeli vardır. Beynimiz, tehlikeyi algıladığında bizi uyaran bir sistemle çalışır.
Ancak bazen belirli bir nedene dayanmayan, somut bir nesneye bağlı olmayan genel bir korku ve kaygı duygusu da ortaya çıkar. Bu tür korku, Kierkegaard ve Heidegger gibi bazı filozofların felsefesinde merkezi bir yer tutar. Varoluşçu felsefede de kaygı, insanın temel sorunlarından biri olarak görülür.
Beyin araştırmaları, yoğun korku ve kaygı yaşayan kişilerin beyinlerinde, diğer insanlara göre bazı farklılıklar olduğunu göstermektedir. Kaygı; belirli bir durumdan değil, hayata dair genel ve tanımlanamayan bir endişeden kaynaklanır. Bu nedenle bilimsel ve tıbbi açıdan bir hastalık olarak kabul edilir ve ilaçla ya da psikolojik destekle tedavi edilebilir.
Hastalık utanılacak bir şey değildir. Her insan hastalanabilir. Önemli olan, bu durumu bir yaşam felsefesi hâline getirmek yerine, sağlıklı olmaya ve iyileşmeye çalışmaktır.
İlginç bir şekilde, özellikle maceracı ve risk almaya yatkın kişilerde bazı genetik özellikler gözlemlenmiştir. Duygularımız ve davranışlarımız, çoğu sosyal bilimci ve filozofun düşündüğünden daha fazla, bedensel ve biyolojik yapımıza bağlıdır.
Ancak bu durum, insanın tamamen kaderine bağlı olduğu anlamına gelmez. İnsan doğası gereği bazı davranışlara yatkındır. Fakat kişi bu eğilimlerin farkına vardığında, aklını kullanarak onları yönetmeyi öğrenebilir.
Örneğin Goethe, yükseklik korkusunu yenmek için yüksek kulelere çıkarak kendini alıştırmıştır. Ayrıca özgür irade üzerine yazdığı metinler, bu konuda önemli düşünceler içerir ve okunması tavsiye edilir.
Korku Üzerine Düşünceler ve Alıntılar
Korku üzerine birçok düşünür ve sanatçı önemli sözler söylemiştir.
Ingmar Bergman şöyle der:
“İnsan yaşamında ne düşünceler ne de duygular için bir sınır vardır. Sınırı koyan her zaman korkudur.”
Wilhelm Busch ise şunları söyler:
“Başkalarına çok az güvenen her fırsatta korkar. Başkalarına çok fazla güvenen ise dehşet içinde uyanır.”
Max Frisch’e göre:
“Korkmayan cesur, korkandan daha kördür.”
Jeremias Gotthelf ise şöyle ifade eder:
“Sevinç ve korku birer büyüteçtir.”
Bu sözler, korkunun insan üzerindeki etkisini açıkça göstermektedir. Korku bazen insanı kör eder, bazen de dikkati artırır ve çevresini daha iyi fark etmesini sağlar.
Peki, korkunun ikiz kardeşi olan cesaret bu duyguyu engelleyebilir mi? Korkuyu yenmek mümkün müdür? Cesaretin korku karşısındaki rolü nedir? Korku ve cesaret arasında nasıl bir ilişki vardır?
Bu sorular, özellikle gençler için çok önemlidir.
Lavin Can’ın Görüşleri (16 Yaşında)
Alman babaya ve Türkiyeli anneye sahip olan 16 yaşındaki lise öğrencisi Lavin Can, okulda cesaret hakkında şunları yazmıştır:
“Benim için okulda cesaret, korktuğunuz ya da yapmaya çekindiğiniz şeyleri yapmaya çalışmaktır. Örneğin, çok iyi olmadığınız bir konuda sunum yapmak ya da sınav yazmak.
Bu adımı atmak, kendi sınırlarınızı aşmak ve düşündüğünüz sınırların ötesine geçmek anlamına gelir. Okulda cesaret benim için budur.
Okul stresli bir yerdir. Başarılı olmak için cesaret ve özgüven gerekir. Kendinizin en büyük destekçisi olmalısınız. Çünkü her zaman sizi seven insanlar olmayabilir. Bazen sizi küçümsemek isteyenler de çıkar.
Kendinizi savunabilmeli ve kendinizle barışık olmalısınız. Hatalarınız hayatınızı belirlemez. Önemli olan, bu hatalara nasıl tepki verdiğinizdir. Tepkileriniz zihinsel ve ruhsal sağlığınız için çok önemlidir.
Başkalarının görüşleri ve zorbalık sizi etkilememelidir. Hayatınızı ve akademik geleceğinizi geliştirmek için, başkalarının olumsuz düşüncelerinden kurtulmanız gerekir. Ancak bu şekilde okulun getirdiği kaygıların üstesinden gelebilirsiniz.”
Bu noktada şu soru önem kazanır:
Korkmamak mı daha cesurdur, yoksa korkuya rağmen ilerlemek mi?
Maxim Gorky bu konuda şöyle der:
“Korku, ruh için banyo yapmak vücut için ne kadar sağlıklıysa, o kadar sağlıklıdır.”
Erich Kästner ise şunları söyler:
“Bir insanın korkusu yoksa, hayal gücü de yoktur.”
Devam edecek…














