
Geçen hafta, 16-24 Aralık günlerinde, 8. Uluslararası İzmir Mizah Festivali gerçekleşti. Ben kendi adıma söyleyeyim, birkaçı hariç bütün etkinlikleri ilgiyle izledim.
Çünkü festivalin ana konusu Aziz Nesin, Can Yücel ve Orhan Kemal gibi büyük isimlerin yapıtlarındaki mizahtı.
Türk Dil Kurumu mizahı, “beklenmedik bir anda güldürmek amacıyla yapılan espri ya da gülmece” olarak tarif ediyor.
Tabii iş bu kadarla kalmıyor; mizahın içine alay, taşlama, yabancı kökenli humor, ironi gibi kavramları da katmak gerekiyor.
Tolga Örnek’in Aziz Nesin’in öykülerinden oluşturduğu “Mucize Aynalar” filminde yukarıda sayılan ögeleri karşılayan her şey vardı örneğin.
Ve bu film de festival programında idi.
Filmde Aziz ustanın altı öyküsü seçilmişti.

Aziz Nesin
Hepsini anlatmak uzun, ikisini anlatacak olursak; birinin konusu, vatandaşın bir imza için bürokratik engellere karşı verdiği mücadeleydi. Her çaldığı odada memurların vurdumduymaz tavırları dile getiriliyor, sanki günümüzün de fotoğrafı ortaya konuluyordu.
Başka bir öykü, “Kapının Kolu”nda ise dolmuşun kapısını açmakta zorlanan bir yolcuyu şoförün sürekli azarlaması, sonra bu azarlamaya diğer yolcuların da katılması işleniyordu.
Basit bir kapı kolunun açılması işinden İstanbul’a göçle gelmiş birine gösterilen ırkçı ve aşağılayıcı tavır, öykünün ana konusuydu ve günümüze de ışık tutacak ilginç bir kesitti.
Filmi izlerken Aziz Nesin ustanın keskin gözlem gücüne bir kez daha şaşıp kalıyor insan.
***

Orhan Kemal
Peki Orhan Kemal?
“Bereketli Topraklar Üzerinde” ve “Hanımın Çiftliği” gibi onlarca önemli romana imza atmış bir yazar, Orhan Kemal.
İlk bakışta biz onun romanlarında Çukurova’daki dramı, oraya ırgat olarak gelmiş insanların trajik hayatlarının anlatımını okuyoruz.
Sonra buna büyük şehrin yoksul insanları da katılıyor.
Ancak Orhan Kemal anlattığı yaşamlara yeni bir toplumsal tip daha katıyor; o da Murtaza.
Murtaza, baştan sona mizahi bir tiptir ve edebiyat dünyasının başka bir Oblomov’udur aynı zamanda.
1940’lı yıllar Adana’sındaki bir fabrika bekçisinin hal ve tavırlarından yaratılan bir toplumsal tip; kendisine verilen talimatı harfiyen yerine getiren, otoriteye sorgusuz sualsiz boyun eğen bir kişilik…
Dolayısıyla içinde mizahı da trajediyi de barındırıyor.

Can Yücel
Ya Can Yücel!
Onun pek çok şiirinde gündelik hayatın içinde görülen alay, şaka, ironi, argo okuyanlarca fark edilir.
Aşağıdaki şiiri buna örnek olabilir.
“Bir sen eksiktin ayışığı
“Bileklerimizi morartmış yeni Alman kelepçeleri,/ Otobüsün kaloriferi bozuldu Kaman’dan sonra/ Sekiz saat oluyor karbonatlı bir çay bile içmedik/ Başımızda prensip sahibi bir başçavuş/ Niğde üzerinden Adana’ya gidiyoruz/ Bi sen eksiktin ayışığı / Gümüş bir tüy dikmek için manzaraya”
***
Festivalde edebiyat dünyasındaki mizahın ötesinde mizah dergileri, gazetelerin mizah ekleri de vardı elbette…
Onlardan biri olan GÜM’ü (Güldürü Üretim Merkezi) kendisi de bu oluşumun içinde yer alan Cihan Demirci anlattı.
Orada yaşadığı anıları dile getirdi Demirci.
Barış Dinçel, Altan Erbulak, Sadık Şendil, Ümit Yaşar Oğuzcan, Müjdat Gezen, Kandemir Konduk ve Aziz Nesin’den anılar havada uçuştu durdu.
Bunlardan erken yaşlarda kaybettiğimiz, Barış Dinçel ve Altan Erbulak’ın hem iyi bir aktör hem de iyi bir karikatürist olduğu; Ümit Yaşar Oğuzcan’ın oğlunu yitirmesinden sonra dünyasının karardığını ama buna karşın şiirden vazgeçmediğini, Kandemir Konduk’un “Perihan Abla” ve “Mahallenin Muhtarları” dizisinde yarattığı tiplerle hep iyiliği öne çıkardığının altını çizdi Demirci.
Kendisine, “Abi hiç kötü bir şey yok mu?” dediğinde, “Bizim iyi şeylere ihtiyacımız var!” cevabını aldığını da ekledi.
“Yedi Kocalı Hürmüz”ün yazarı Sadık Şendil’in yeteneği, Müjdat Gezen’in varını yoğunu sanat okuluna nasıl hiçbir yarar gözetmeden yatırdığı konusu ise ayrı bir güzellikti.
***
Dokuz günlük programda elbette daha çok şey vardı.
(Hemen bir not ekleyeyim buraya; köşe komşum Bekir Yurdakul’un “Mizah Festivalinden Notlar” başlıklı 20 Aralık’ta yayımlanan yazısı festivalin nerdeyse bütün ayrıntılarını veriyor. O yazıyı okumanızı salık veririm.)
***
Tabii bu tip geniş kapsamlı festivallerin kente kültürel zenginlik kattığını söylemeye bile gerek yok.
Geçen ay içinde yapılan Uluslararası İzmir Film ve Müzik Festivali’ni de hatırlayın!
Bu büyük etkinliklerin düzenleyicisi kim, derseniz? Hemen söyleyeyim: Vecdi Sayar.
Sayar’ın biyografisine baktım, ülkemizdeki uluslararası festivallerin harcında onun emeği ve katkısı var. Bu nedenle kendisine İzmirliler adına teşekkür edelim.
KAYNAK: https://www.gazeteyenigun.com.tr/makale/22917795/salim-cetin/izmir-mizah-festivalinden-notlar














