İzmir’in Seferihisar ilçesine bağlı Orhanlı mahallesi sakinleri, yaşam alanlarına yapılmak istenen jeotermal enerji santrali (JES) projelerine karşı mücadelelerini sürdürüyor. Orhanlı mahallesi sınırlarında yapılmak istenen JES projelerine karşı 4 yıl içerisinde çevreciler 5 hukuksal mücadele kazandı.
Son olarak mahkemenin daha önce ÇED sürecini iptal ettiği Küçük Menderes Enerji Petrol Jeotermal Maden Elektrik Üretim Şirketi’nin küçük değişiklikler yaparak revize ettiği JES-GES-RES projesi için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın vermiş olduğu ‘ÇED olumlu’ kararını İzmir Büyükşehir Belediyesi, 98 kişi ve 5 kurum ile birlikte altıncı kez davayı açtı.
İzmir 5. İdare Mahkemesi proje için verilen ÇED kararını hukuka uygun bulmayarak iptal etti.
Günümüz dünyasında çevre mücadelesi, yalnızca doğayı koruma çabası değil, aynı zamanda insan sağlığı, tarım, su kaynakları ve yaşam alanları için verilen büyük bir hak mücadelesi haline gelmiştir. Türkiye’nin dört bir yanında çevreci grupların, Akademik odaların, çevreci Avukatların, köylülerin ve sivil toplum örgütlerinin yürüttüğü mücadeleler, zaman zaman hukuki zaferlerle taçlanıyor.
Orhanlı’da doğa kazandı!
Orhanlı’da, tarımsal üretimi ve doğal güzellikleriyle bilinen bir yer. Ancak bölgeye yapılması planlanan JES projesi, köylülerin ve çevrecilerin büyük tepkisine neden oldu. Jeotermal santrallerin bilinçsizce kurulması, su kaynaklarının kirlenmesine, toprağın verimsizleşmesine ve hava kirliliğine yol açabiliyor.
Köylüler ve çevreci gruplar, JES projesinin ekosistem üzerinde yaratacağı olumsuz etkileri dile getirerek hukuk mücadelesi başlattı. Bakanlığın verdiği ÇED olumlu raporuna karşı açılan davada, mahkeme projeyi çevre açısından sakıncalı buldu ve iptal etti. Bu karar, sadece Orhanlı için değil, Türkiye genelinde benzer çevre mücadeleleri yürüten pek çok grup için emsal niteliğinde.
Çevreci mücadelesi neden önemli?
Türkiye’de ve dünyada ekolojik dengenin korunması adına yürütülen çevre mücadeleleri, büyük şirketlerin ve yatırımların karşısında halkın sesini duyurmasını sağlıyor. Orhanlı’da olduğu gibi, birçok bölgede halkın mücadelesi sayesinde doğa tahribatının önüne geçiliyor.
JES projeleri gibi enerji yatırımları, yenilenebilir enerji kaynağı olarak görülse de, yanlış planlandığında ciddi ekolojik zararlar verebiliyor. Tarım alanlarının yok olması, içme suyu kaynaklarının zehirlenmesi ve biyolojik çeşitliliğin zarar görmesi gibi riskler taşıyor.
Orhanlı’daki başarı, doğa savunucularının ve halkın örgütlü mücadelesinin gücünü bir kez daha kanıtladı. Çevre davalarında verilen bu tür kararlar, şirketlere ve yetkililere, projelerin planlanırken çevre ve insan sağlığına daha fazla önem verilmesi gerektiği mesajını veriyor.
Çevre direnişlerinin geleceği
Son yıllarda Türkiye’de ve dünyada çevre bilinci giderek artıyor. Kazdağları’ndan Artvin Cerattepe’ye, İkizdere’den Muğla Akbelen’e kadar pek çok bölgede halk, doğasını korumak için büyük direnişler sergiliyor. Orhanlı’da kazanılan hukuk zaferi, diğer bölgelerde devam eden mücadeleler için de umut verici bir gelişme oldu.
Çevre hareketlerinin güçlenmesi, hukuki zaferlerin artması ve doğanın korunması için kamuoyunun duyarlılığı büyük önem taşıyor. Orhanlı’da olduğu gibi, doğaya sahip çıkan halkın mücadelesi ve dayanışması, gelecek nesillere yaşanabilir bir çevre bırakma mücadelesidir.
Orhanlı halkı ve doğaseverlerin direnişi, çevre hareketlerinin gücünü bir kez daha gösterdi. Doğa ve yaşam alanları için verilen mücadeleler, yalnızca bugünü değil, geleceği de korumayı hedeflemektedir.
Hadi hayırlısı…
https://www.haberekspres.com.tr/orhanlida-dogaseverlerin-zaferi














