Vejdin Çiçek
Alsancak’ta Yakın Kitabevi’ndeyiz. Etkinlik sonrası sohbete dalmışız. Kaçıncı çaydayız, bilmiyorum. Evli evine köylü köyüne saati gelmişken, dostlarım Kenar Sahaf’ta Kamuran Kaya’nın “100 İz/mir” adlı kitabının söyleşi ve imzası olduğunu söylüyor. Kamuran Kaya’nın az önce biten etkinlikte çok derin ve kaliteli sorular soran kişi olduğunu biliyorum. Kenar Sahaf’a gitmişliğim yok. Ancak merak ediyorum. Diğer yandan Kaya’nın kitabının adı da cezbediyor. Dostlarımın peşine takılıyorum.
Alsancak’ta Talat Paşa Bulvarı’nda az yürüdükten sonra sağa döndüğünüzde Kenar Sahaf’ı görürsünüz. Giriş katı ve üst katıyla tam bir kitap mabedi. Eski kitabın eskiliğine yakışan bir yer.
Yazar dostumuzun etkinliği yukarı katta olacak. Yanına çıktığımızda müthiş bir sıcaklıkla karşılıyor bizi. Söyleşi başlayacak diye beklerken, bunun aslında bir buluşma olduğunu anlıyorum. Aslında böylesi çok daha iyi. Herkes söyleşinin parçası. Soru sorma sırası yok. Fikri katılım daha özgür.
Kamuran Kaya bir hukuk insanı. Daha çok meslek çevresi onu tebrike geliyor. Sohbet hukuk deneyimleri etrafında dönüyor. Bu arada ben yazar Kaya’ya neler yaptığını soruyorum. Tanıdıkça tam bir sanat tutkunuyla karşı karşıya olduğumu anlıyorum. Üstelik “100 İz/mir” ilk kitabı da değil. Daha önce felsefe ve sinema üzerine çalışmaları raflarda yerini almış. Sanatsal etkinlikleri sıkı takip eden, festival ve fuar ortamlarında olmayı hayatının bir parçası yapmış bir sanat insanı. Ayrıca iyi bir gezgin olduğunu da anlıyorum.
Son kitabını da büyük bir merakla karıştırıyorum. Evet, İzmir’de çokça şair, yazar dostum var. Epeyce araştırmacı da var. Kaya’yı farklı kılan İzmir’in kent kimliğinin parçası olan isimleri bir araya getirmesi değil. Bu kadar isimden haberdar olup onların izini kentin sokaklarında olduğu kadar kütüphanelerde, sokaklarda, istasyonlarda ve dost meclislerinde araması. Bir yönüyle vefa kitabı. Son dönemde üç satırı bulan ve teorik düzeyi yüksek kitaplarla karşımıza çıkıp bir şeyler söyleme iddiasında olan kalem erbabı gibi yüksekten konuşmuyor. Okuduklarının ve tanıdıklarının kent kimliği için ne ifade ettiğini anlatıyor. Sadeliğiyle akıcı ama bir o kadar da derin.
Kitaba konuk olanlarla bir yere kadar yürüdükten sonra yürüyüş çemberine öncekinin bıraktığı izden devam ediyor. Kimi zaman bir kitap atfıyla kimi zaman bir mekanla. İlk gözüme çarpan isimlerden biri Metin Altıok. 1993 yılı temmuzunda Sivas’ta gericiliğe kurban giden şairimiz. Hüzünlü dizelerden hüzünlü ezgilere uzanıp Hüsnü Arkan’a bakıyorum. Kaya, kimleri yan yana getireceğini iyi biliyor.
Sonra Metin Oktay olmadan bu kitap eksik kalırdı tabii. Damlacık’ın işçi tulumlu sokaklarından bu değerli spor insanına saygı duymayan var mı? Kaya, hiç üşenmeden Damlacık’tan Karataş’a iniyor. Ayhan Işık’ın evi önünde buluyoruz kendimizi. Gerçek soyadı gibi “Işıyan” bir aktörü anlatıyor bize.
Neredeyse yarım asırdır duygularımızın tınısını yaşamına saçan Sezen Aksu’nun İzmir’ine bakmak da gerek elbette. Sanatımızın dipnotu sayılabilecek bu efsaneyi Kadifekale eteklerinden selamlamış olursunuz.

Kitaptaki isimlerin hepsi İzmirli değil. Ancak İzmir’le anılan ve İzmir’e kattıklarıyla bilinen simalara da yer vermiş. Yazar Kaya’nın kendisi de İzmirli değil. Ancak, İzmir’in kendi hayatındaki hacminin büyüklüğünü sohbetinden anlıyoruz. Bu yönüyle bir izleğin devamcısı olarak da görebiliriz Kamuran Kaya’yı.
Sinema tarihimizde özel bir yeri olan Halit Refiğ, hem gazeteci hem aktör Hüseyin Baradan, Yeşilçam’ın bir dönemine kadar adından söz ettiren Pervin Par da sinemaya dair ilk gözüme çarpanlardan.
Alsancak’ta heykelinin önünden geçip gittiğim İsmail Sivri de kitabın konuklarından. Hem gazeteci hem çocuk edebiyatının ustalarından. Aynı toprağın insanı Yorgo Seferis ve Necati Cumalı’yı da yan yana görüyoruz.
Kaya’nın anlattığı kişilerin hepsi şüphesiz onun idolü değil. Ancak, farklı yönleriyle İzmir’de ve Türkiye’nin hafızasında yeri olan isimler. Bu yönüyle de Kaya’nın eserine soğukkanlılıkla yaklaştığını da söyleyebiliriz.
Kaya’nın kitabı vefaya dair arayışlarımıza kandil ve baraj elektriğinin yetmediği zamanda ortaya çıkan takdire şayan bir çalışma. Diğer yandan bir panorama özelliği taşıdığı için de araştırmacıların yanı başında olması gereken bir kitap.














