Bahçeli’nin İmralı mesajları neden değişti?
Çok değil, bir on gün önce, ülkedeki gündem bugünkünden bambaşka idi. Pahalılık, mülteci sorunu, Narin Cinayeti, Sinan Ateş suikastı..vs Ama Kürt meselesi yoktu bunlar arasında. Yani gündemde bunlar kadar yer işgal etmiyordu.
Erdoğan’ın, “İsrail’in hedefinde Anadolu da var” açıklaması, Bahçeli’nin DEM yetkililerine el uzatması, ardından Meclis’te gizli oturum yapılması ardından gündem tamamen değişti.
https://www.egedesonsoz.com/yazar/Bahceli-nin-Imrali-mesajlari-neden-degisti/20296
***
Beş altı yıl önce, bugün Bahçeli’nin söylediği, “Dünya’da barış deyip içeride dememek olmaz” Sözünü söyleyen binlerce akedemisyen, öğretmen ve memurun hayatı karardı. İşsiz kaldılar, büyük çileler çektiler.
PARDON mu denecek acaba?
***
Bahçeli, Ekrem yerine Özgür demekle kalmadı, şimdi de, Demirtaş yerine Öcalan diyor.
Sanırım pazarlık bitmiş…
Yarın DEM yetkilileri Demirtaş’ı bilgilendirmeye gidiyor sanırım.
***
Bahçeli’nin eli ve yumuşamanın kapsamı
Siyasette yumuşama, uzun yıllar sonrasında AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Özgür Özel ile hem Saray’da hem de CHP Genel Merkezi’nde buluşması ile tartışılmaya başlandı. Erdoğan’ın mesajı, CHP’nin iktidara karşı yumuşaması iken, Özel’in aynı olay için tarifi normalleşme idi.
CHP tabanı tarafından bu olay, Ekrem İmamoğlu’nu dışta bırakıp, Özel ile müzakere gibi algılanınca arzu edilen sonuç alınmadı gibi bir sonuç ortaya çıktı. Zaten iktidar ortağı Devlet Bahçeli de, TBMM’de Özel’e, “Siyaset icabı bunca hakaret ediyoruz ama umarım alınmıyorsunuz” anlamındaki sözler sonrası, koridorda dile getirdiği bir cümle önemliydi. “Sınıf arkadaşım olmayacak ise, Ekrem yerine Özel derim.”
Yumuşama süreci, Özgür Özel’in tarif ettiği veya arzu ettiği gibi siyasette normalleşmeden ziyade, Erdoğan iktidarının devamı için bir çare arayışına döndü. Meclis açılışında Erdoğan’ı ayakta karşılayan Özel, muhalif kamuoyundan ciddi tepki görünce, yumuşamanın kapsamı genişletilmeye başlandı sanki.
Bu defa yine Erdoğan’ın Meclis açılışındaki konuşmasını ölçü aldığını söyleyen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DEM Parti sıralarına giderek, el sıkıştı ve ardından da iç barış mesajları verdi.
Demirel’in kullandığı, “Siyasette dün, dündür, bugün bugündür” sözü ile bunu açıklamak o kadar kolay değil. Çünkü Demirel şartlar değişince siyaset de değişir demeye getiriyordu. Belli ölçüde Bahçeli’nin de dün “DEM kapatılsın, milletvekilleri maaşları kesilsin” sözlerine karşılık, bugün “Dünyada barış derken içeride buna karşı çıkmak doğru olmaz” demesi, biraz daha özel bir durum gibi.
Bahçeli ve partisi MHP, Cumhur İttifakı sayesinde devlet kadroları ve kaynaklar konusunda ciddi olanaklar kullanıyor. Emniyetten üniversitelere, mahkemelerden Milli Eğitim’e kadar iktidarı paylaşıyor. Bunu sürdürmenin yolunun Erdoğan’ın iktidarı ile olacağı açık.
Erdoğan’ın yumuşama olarak tarif ettiği projenin 31 Mart seçimlerinin sonuçları ile ilgili olduğu gözden kaçırılmamalı. Dolayısıyla arayış, bu sonuçlar ekseninde başka bir modelle de olsa iktidarı sürdürmenin arayışı.
Yine dikkat edilecek olursa buradaki yumuşama arayışı, partiler düzeyinde CHP ile başlasa da, DEM’e kadar uzandı. Bir süredir DEM’in temsil ettiği duyarlılıklar ve siyasallaşma açısından çok öne çıkan bir gündem olmamasına rağmen, Bahçeli’nin DEM’e uzattığı el ile kapsam ve gündem bir anda genişledi.
Yumuşama karşılığı CHP ve Özel’e önerilebilecek teklif, Parlamenter Sistem olabilirdi belki ama DEM için Anayasa değişikliğinde ve siyasal kararlarda bu yeterli olmayacaktır. Nitekim Ortadoğu’da süren savaş ve ABD’nin Kürt örgütlerle ittifakı da hesaba katılarak, Kürt Meselesi ve çözüm önerisi boyut değiştirdi bile.
Abdullah Öcalan’ı uzun süredir tecritte tutan ve AHİM kararlarına rağmen Selahattin Demirtaş’ı da adeta siyasi tutsak olarak hapiste tutan iktidar, DEM’i muhatap alınca, muhatap alma gerekçesine göre, siyasi pazarlığı biraz daha farklı düzlemde tutmak zorunda kalacaktır.
Dikkat edilecek olursa daha önce “Demokratik Cumhuriyet” hedefini öne çıkaran Kürt Siyasi Hareketleri/Örgütleri, yeni gelişmeler ışığında artık “Büyük Kürdistan” tanımını öne çıkarmaktadırlar.
Yani Erdoğan’ın işaretiyle DEM’e el uzatan Bahçeli’nin ortağı ile birlikte iktidarı sürdürmek için şartlar artık eskisinden çok daha ağır olacaktır.
***
Ülkede o kadar önemli ekonomist varken, bu “Nobel Ekonomi Ödülü” nasıl olur da “afedersiniz” Daron Acemoğlu’na verirler.
Anlamak zor.
***
Sanırım 9-10 yıl önceydi. Bu rengi ve kompozisyonu görünce durdum. Turkuaz rengi eski bir minibüs, Roma köprüsü ve deniz. Roma’dan bugüne yeryüzü ne kadar değişmiş. Bu köprü karada ve bir dere üstüne inşa edilmiş olmalı. Şimdi denizin içinde ve ortada dere falan da yok.

***
Eğri oturup doğru konuşalım. Muhalefette, ideolojik olarak benim benimsemediğim DP’li Cemal Enginyurt ve İYİ PARTİLİ Turan Çömez kadar on tane milletvekili olsaydı keşke.
Gündeme ilişkin takipçi ve aktif.














