İKTİDAR NİYE TAKSİMİ TESLİM ETMEK İSTEMİYOR?..
Semboller bir toplum düzenini meşrulaştırmada ve dizayn etmede çok çok önemli bir mekanizmadır.
Bir çok insan politikayı gruplar ve fikirler arasında bir mücadele olarak görür ve bazen bu mücadelede sembollerin öneminin farkında olmayabilir.
Halbuki semboller bir kez kabullenildiğinde bu iktidarların fonksiyonunu kolaylaştırabilir.
Böyle bir algılama ise bir iktidara amaçlarını gerçekleştirmede önemli bir harekat alanı sağlar.
Siyasal iktidarların meşrulaştırılmasında, siyasal kimliklerin oluşturulmasında, semboller bu yüzden çok önemlidir.
Fakat, aynı şekilde bir çok rejime (iktidara) ait sembollerin sorgulanmaya başlandığı ve bundan dolayı bazı rejimlerin meşruluk krizine düştüğü günümüzde yine semboller ön plana çıkmaktadır. Sembollerin sorgulanması meşruiyet krizinin bir işareti sayılabilir. Çünkü, bir iktidarın sembolleri toplumda heyecan oluşturmada yetersiz kalıyorsa, o iktidar artık bir meşruiyet krizine düşmüştür denilebilir.
***
Her ulusun bazen kutsal ve dokunulmaz saydığı sembolleri vardır.
İktidardakiler kendi ideolojilerini yerleştirmek, taraftarlarını konsolide ederek, rakiplerini demoralize ederek etkisizleştirmek için,
bu sembolleri yıkmayı hedef alırlar.
ABD’nin de 2 büyük sembolü vardı.
Biri Hürriyet Heykeli
Diğeri Dünya Ticaret Merkezi.
11 eylül saldırısı bu iki sembolden ABD’nin ekonomik egemenliğini temsil eden Dünya Ticaret Merkezinin ikiz kulelerine yapıldı ve bu bahane edilerek ABD’nin ortadoğu planları halkında desteğini alarak çok kolayca başlatıldı.
***
Mesela ANITKABİR.
Hilafeti ve şer’i düzeni savunanların tüylerini diken diken eden, ama saldırmaya ve yıkmaya hala cesaret edemedikleri bir semboldür.
Mesela ÇANKAYA KÖŞKÜ
1923 yılında cumhuriyet ilanından itibaren cumhurbaşkanlarının ikamet ettiği bir semboldür.
Kuruluşun bir çok kararı Atatürk önderliğinde burada alınmıştır. Yani cumhuriyet rejiminin önemli bir sembolüdur ve 2104 yılına kadar da bu böyle devam etmiştir.
Yıkmaya cesaret edemediklerinden, buraya sığmıyoruz bahanesi ile,
yeni rejimin simgesi olarak Beştepe’deki saray yapılarak, sembol olmaktan alıştıra alıştıra çıkarılmıştır.
***
MESELA TAKSİM MEYDANI…
1 Mayıs’ların en kitlesel şekilde kutlandığı ve toplumsal muhalefetin Taksim’den tüm ülkeye dalga dalga yayılan sesinin sembolüdür.
Taksim DİSK öncülüğünde milyonların toplandığı bir alana dönüşünce,
12 eylül’ün taşlarının döşenmesinde önemli bir engel olan DİSK’in ve sol muhalefetin pasifize edilmesi için ilk adım olan 1977 Taksim katliamı yapılmıştır.
Ama 1978 yılında Kemal Türkler öncülüğünde çok daha büyük kalabalık Taksim’de toplanıp TAKSİM 1 MAYIS ALANI OLARAK ilan edilerek emek dünyasının sembolüne dönüşmüştür.
Daha sonra da 12 eylül darbesinin önündeki en büyük engellerden biri olarak görülen
DİSK’in efsanevi lideri KEMAL TÜRKLER 22 Temmuz 1980 tarihinde sinsice bir suikast ile öldürülerek 2 ay sonra da 12 eylül askeri darbesi yapılmış ve TAKSİM’de kutlamalara kapatılmıştır.
***
DİSK, 1977 olaylarının 30. yıl dönümünü olan 2007’de, Taksim’de 1 Mayıs kutlamalarını yeniden gündeme taşıdı. 2007, 2008 ve 2009’da polisle meydana çıkmak isteyen gruplar karşı karşıya geldi. 2009’da 1 Mayıs resmi bayram ilan edilirken 2010, 2011 ve 2012’de Taksim’de kutlamalara izin çıktı.
***
GEZİ DİRENİŞİ..
2013 yılında gezi parkı olayı başlayınca, hiç kimsenin beklemediği bir direnişe dönüştü.
Gezi parkını korumak için yüzbinlerce insan Taksim’e doğru yürümeye başlayınca , iktidar da yüzbinlerin Taksim’e çıkışını önlemek için, can kaybına varan çok sert önlemler aldı ama TAKSİM’e çıkışı engelleyemedi.
Milyonlarca insan ölümü ve yaralanmayı göze alarak,
” Taksim bizimdir, bizim olacak ” sloganları ile TAKSİM’e çıktı.
Yani KAZANDI.
Bu da Taksim’i çok daha önemli bir direniş sembolüne dönüştürdü.
Bu sonuç tüm iktidar gücüne rağmen iktidar da müthiş bir yenilgi fobisini kalıcı hale getirdi ve Taksim’i savunulacak kaleye dönüştürdü.
Bu yüzden TAKSİM iktidar tarafından çok sıkı korunması gereken KALE,
Muhalefet tarafından da zapt edilmesi gereken bir kale olma özelliğini taşımaktadır.
Eğer kale düşerse muhalefetin,
sembolünü geri almanın büyük moral üstünlüğü ile,
hedefe rejimin sembolü olan sarayı koyacağı korkusu dün yaşanan büyük yasak ve ablukanın asıl sebebidir.

***
YENİ SLOGAN ;
HER YER RADAR, HER YER EDS…
Tamam trafik kurallarına uymak can ve mal güvenliği için mutlaka önemlidir. Buna itirazım yok.
Ama bu iş artık trafik güvenliğinden öteye geçip,
tuzak kurarak ceza yazmaya dönüştü.
Geçen hafta Bodrum’a balık avlamaya gittik.
İzmir’den itibaren her yer radar.
Kuşadası çevre yolu EDS radar.
90 km ile gidiyorsunuz.
bir anda 70 km, 50 km, 30 km levhası çıkıyor karşına.
Frene dokunana kadar zaten EDS yakışıklı bir fotoğrafınızı çekiyor.
Yokuş aşağı yol 30 km levhası var.
Ayağını frenden kaldırdığın an da zaten hiç gaza dokunmasanız da 30 km’nin üzerine kendiliğinden çıkıyor araba.
Sonra tepede ışıklı uyarıyı görüyorsunuz.
” Lütfen yavaş gidiniz hızınız 41 km ”
Yani hız sınırını değil %10 , %30 geçtiniz.
Yani gelecek ceza katlamalı.
Bence tepedeki o müjdeyi verdikleri ışıklı uyarıya.
” Hızınız 41km Haşıırtt ” yazmaları lazım ki acıyı dibine kadar hissedelim.
Milas çevre yolundan Bodrum’a kadar da durum aynı.
Her yer radar, her yer EDS.
Arabadaki hız sabitleyiciyi kullanmanız da fayda etmiyor.
Çünkü 90 km’ye sabitlediğiniz hız sabitleyici,
arka arkaya gelen 70 km. 50 km levhasını gördüğünde sana yavaşlayacak zamanı bırakmıyor ki.
Bir de,
Her yerde uyarı levhası olmasına rağmen,
Kıçına yanaşıp, sellektör yapanlar, korna çalanlar yok mu ?
Onlar da işin tuzun biberi.
Ulan yapraam . Yol boyu koca koca EDS levhası var.
Kör müsün, salak mısın da artistlik yapıyorsun ?
Camı açıp ” ceza yazıyor ” işareti yapıyorsun anlamıyor kazma
yanından geçerken de hareket çekmiyor mu ?
öper misin sabaha mı bırakırsın? diyor insan ister istemez.
BU İŞ ARTIK ZULÜME DÖNÜŞTÜ.
Ölmeden yapılacak işler listem de,
henüz yapmadığım 2 şey kalmıştı.
Biri kırmızı bir Ferrari almak,
Diğeri de Karayip adalarına Black Merlin avı yapmak.
Karayip adalarında Black Merlin avı hala listemde duruyor.
Ama, kırmızı Ferrari almaktan vazgeçtim.
Çıkardım listemden.
”Madem 50 – 70 km hızla gidecektin, o arabayı niye aldın yapraam”
dedirtmem ben kendime.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur….

***
Bi şey sorabilir miyim ?
Sazlı dere barajını ve su havzasıni yok etmek pahasına yapılmaya başlanan 24 bin adet konutun,
sosyal konut olduğunu ,
yoksul ve evi olmayanlar için yapıldığını söyleyen iktidardakiler ve onların kalemşörleri,
bu konutların tanıtımını
niye Katar ve arap televizyonlarında yapıyorlar ?
Bizim ihtiyaç sahibi vatandaşlarımız Arap ülkelerinde mi yaşıyor ?

***
BU DELİK YAMA TUTAR MI ?
Mehmet şimşek ABD’de yabancı yatırımcılardan
4 yıl içinde 40 milyar dolar yatırım yapabiliriz sözü almış.
İmzalanan bir şey de yok .
Sadece söz almış.
Oysaki ;
İmamoğlu’nu cezaevinde tutabilmek için
son 1 ayda merkez bankası rezervlerinden yakılan para 52 milyar dolar.
Sizce, bu delik yama tutar mı ?
Lütfen fikrinizi yazın….

***
Tutuklamalar bu hızda devam ederse,
Küçük ortağın başından,
“Tutuklanacak adam kalmadı, İstanbul Belediyesi kapatılsın”
Açıklaması gelir mi ?















