sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa POLİTİKA

SİYASET GÜNLERİ-11

Engin Önen Ekleyen Engin Önen
Ağustos 3, 2023
in POLİTİKA, YAZARLAR
0
SİYASET GÜNLERİ-11
0
Paylaş
0
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

Bundan sonraki bölümler, siyasetin pratiğine ilişkin daha sert ve acımasız örnekleri içerecek. Çünkü adaylık denemelerine ilişkin tanıklık ve gözlemlerimi anlatacağım. Bazı olaylarda bazı isimlere de yer vereceğim, bunlar bazen olayın aktörleri olduğu için bazen de olaya tanık oldukları için bunu tercih edeceğim.

2009 Mart yerel seçimlerinde Bornova’dan aday adayı olmaya karar verdim. Ancak kamu görevlilerinin istifa etme tarihine kadar başvurumu beklettim. Maaşım tek geçim kaynağımdı çünkü.

Bornova Belediye Başkanı Sırrı Aydoğan’ın değişeceği genel kanaat olduğu için çok sayıda adaylık başvurusu yapılmıştı. Yanılmıyorsam benimle birlikte 12 veya 13 kişiydik. Kamil Hoca bazı öğretim üyelerinden destek imzası toplamıştı. Aynı zamanda İzmir Ziraat Mühendisleri Oda başkanıydı. Bunun üzerine rahmetli hocamız Nuri Bilgin de beni desteklemek için bir imza kampanyası başlattı. Çok sayıda öğretim üyesi, dekanlar, rektör ve rektör yardımcıları, müdürlerin bir kısmı da benim için bu kampanyaya katılmıştı.

Hocam, bu pek işe yaramaz, karar vericiler buna bakmaz bile, dedim ama “olsun, seni yalnız sanmasınlar” demişti.

Adettir diye ilçe örgütünden randevu istedim. Verdikleri saatte gittim. Beni kapıda ilçe yöneticilerinden ve daha önce tanıştığımız Selma Nalbantoğlu karşılamıştı. Salona girdiğimde bazıları tanıdık bazılarını da ilk defa gördüğüm yönetim kurulu üyeleri ile karşılaştım. Sohbete başlamadan bazılarındaki soğukluğu net olarak hissetmiştim. Çünkü İlçe Başkanı Nevzat Kavalar’ın adaylığı için angaje olmuşlardı. Bizlerin adaylık yarışına girmemiz hoşlarına gitmemişti doğal olarak.

Kendimi tanıttım, siyaset, yerel yönetim ve Bornova hakkında düşündüklerimi anlattım. Sorular da gelmeye başladı. Salonda hava değişmeye başladı zaman geçtikçe. Kalkmaya hevesleniyordum ama devam etmemden yana telkinler yapılıyordu. Epeyce zaman geçmişti, İzin isteyip ayrıldım ama giderken bu defa aşağıya kadar inen çok sayıda parti yöneticisi olmuştu. İstemedim ama bundan çok memnun oldum.

Ertesi günü Selma Nalbantoğlu, eşi ile birlikte üniversiteye geldiler. İkisiyle de hukukumuz daha öncesine dayanıyordu. O dönemde PM üyesi olan Rıfat Nalbantoğlu’nun yengesiydi Selma Hanım. “Hocam, dün siz ayrıldıktan sonra değerlendirmeye devam ettik. Sizi tanıyan ve ilk kez tanıyanların çoğu, en uygun aday Engin hoca dediler. Eşim ve ben de öyle düşünüyoruz. Aday olursanız bundan hiç mi hiç rahatsızlık duymayız. Ama biz yıllardır Nevzat ile ekip olduk, onu destekleme kararı aldık.” Diye açıklamalarda bulundu samimi bir şekilde. Ben de hak verdim ama sizden bir şey rica ediyorum dedim. Genel merkez düzeyinde aleyhime bir çaba olmasın. “Yok hocam öyle şey mi olur” diye karşılık geldi.

Son istifa tarihinde dilekçemi verip üniversiteden ayrıldım. Bazı dernek, sendika ve vakıfları gezdim birkaç arkadaşımla birlikte. Aziz Bey ile de geçmişe dayalı bir hukukumuz vardı. Onu arayıp, kendisiyle de konuşmak istedim. Balçova Termal Tesislerinde toplantıdaymış, şu saatte geçerken seni alayım, birlikte yemeğe çıkalım dedi. Ardından Mehmet Ali Çalkaya da gelsin mi sakıncası var mı diye ekleyince, gelsin hiç sorun yok dedim.

Akşamüzeri beni Narlıdere’deki evimin oradan aldılar. Üçkuyular İskelesindeki restorana gittik. Salona girdiğimizde İzmir Valisi de bir masada arkadaşları ile oturuyordu. Cahit Kıraç’tı sanırım adı. Sonradan FETÖ’den görevden alınan vali. Adam rakı masasında. Ben şaşırdım. Aziz Bey, şaşırmadı, o biliyormuş. Hal hatırdan sonra biz de ayrı bir masaya geçtik.

Aziz Kocaoğlu, Mehmet Ali Çalkaya ve ben. Sohbetin konusu belli. Bornova için başvuracağım dedim. “Hayırlı olsun hocam” gibi nötr bir karşılık verdi. Sonra ilerlettik tabi. Sırrı Beyi destekliyordu. Diğer hiçbirini kabul etmiyordu. Nevzat da arkadaşıydı ama o Sırrı Bey’de ısrarlıydı. Ben arkadaşlık başka, bu iş başka, deyip, sokağın tepkisini, halkla ilişkilerdeki soğukluğu vb dile getirdikçe, kabul ediyor ama vaz geçmiyordu.

Sonunda şunu ifade edince durum netleşti ve ben de ısrardan vaz geçtim. Hocam ben diğerlerine karşıyım, sana karşı değilim. Benim adayım Sırrı Aydoğan ama genel merkez seni atarsa itiraz etmeyeceğim. Doğrudur yalandır. İfade tamı tamına buydu. Senin aday olman için görüş bildirmem ama aday olursan da itiraz etmem. Aziz Beyin makam arabası ile geldiğim restorandan geç vakit Çalkaya’nın makam arabası ile ayrıldım. Yolda onunla da sohbetimiz devam etti. Ne kadar cesur konuştun falan demişti bana. Onlar arasında bir hiyerarşi olduğu için olsa gerek şaşırmıştı. Cesur dediği ifadelere burada yer vermedim tabi.

Genel Merkeze gitmeden olmaz. MYK üyelerinden randevular alınıyor, sırayla içeri girip kendimizi anlatıyorduk. Baykal döneminde CHP’deki bazı MYK üyeleri daha bir önemliydi. Onlar “Politbüro üyeleri” olarak anılıyordu. Genel sekreter ve ikinci adam Önder Sav, Mustafa Özyürek, Yılmaz Ateş ve Mehmet Sevigen’den oluşuyordu Politbüro.

Koridorda, Bornova İlçe Örgütünden üç arkadaşla karşılaştım tesadüfen. Nevzat Kavalar yoktu ama onlar, onun için gelmişlerdi. Hatta biraz da benim için gelmiş olduklarını sonradan anladım. Benim için derken lehime değil, aleyhime görüş bildirmek için. Çünkü onlardan sonra Önder sav ile görüşmeye girdiğimde anladım bunu. “Örgüt olarak Nevzat’ı istiyoruz ve Engin Hoca’nın evi Narlıdere’de.” Özet buydu. Bornova, öğrenciliğimin, nikahımın ve meslek yaşamının kentiydi ama onlar bu gerekçeyi değerlendirmek istemişlerdi. Yani ikamet adresini.

Önder Sav, çok kibar davrandı. Ardından ilçe örgütü ne der, seni destekler mi vb deyince, görüşlerimi anlattım. Böylece Önder Sav’ın niyeti ve tercihini hissetmiştim.

İl Başkanı Kemal Karataş idi. Konak adaylığını düşünüyordu. Kemeraltını Şanzelize yapacağım, Hükümet Binası ve Saat Kulesini taşıyacağım gibi açıklamalar yapınca, onu esprili bir şekilde eleştiren köşe yazısı yazmıştım. Ve onun akabinde Narlıdere’de Ege-Koop’un gerçekleştirdiği bir çevre paneli sonrası sahilde yemeğe inmiştik hep beraber. Karataş’ın bana karşı ilk sözü, “Engin bana amma … mişsin ha” oldu. Yok, Kemal Abi öyle şey mi olur. Tarihi binaları taşıyacağım deyince dayanamayıp, eleştiri hakkımı kullandım dedim.

Karataş, o akşam Kamil Okyay Sındır ile tanıştı. Kamil Hoca kulislere başlamıştı ve ben henüz o zaman adaylık çalışması falan yapmıyordum.

Kısa bir süre önce yaşanan bu olaydan sonra, İl Başkanını ziyaret etme gündeme gelince, Türkan Miçoğlulları, olsun sen yine de git dedi. İl Başkanına gitmesen uygun olmaz.

İl binasında ziyaretine gidip aday adaylığımdan söz ettim ve desteğini istedim. Neden olmasın, Bornova üniversite kenti eğitimli arkadaşlar oraya daha uygun dedi. Ama o da Aziz Bey gibi seni desteklerimden ziyade, sana karşı olmam havasındaydı. Sanırım Kamil hocayı öneriyordu. Aziz Bey ile bu konuda anlaşmaları imkansızdı.

Buraya kadar yaptığım gözlemlerden şunu anlamıştım. Aziz Bey, Sırrı Aydoğan’ı, İl Başkanı Kamil Sındır’ı ve İlçe Örgütü de Nevzat Kavalar’ı istiyordu.

İzmir’de son bir kapı daha kalmıştı. PM üyesi Rıfat Nalbantoğlu. Bir süre önce İsmail Cem ve YTP, CHP’ye katılmıştı. Kurultay’da Rıfat Serdaroğlu da sanırım YTP kontenjanından PM’ye girdi. Ayrıca Politbüro üyelerinden Mustafa Özyürek ile de yakındı. Meslek Örgütü yönetiminden sanırım.

Fikret Doğan hoca, Rıfat’a birlikte gidelim dedi. Onlar YTP’de birlikteydiler. İkisi de vekil adayı olmuşlardı. Randevu aldı ve Alsancak’taki ofisine gittik. Duvardaki bir fotoğrafı gösterdi. İsmail Cem kendisine hediye etmiş. Fikret Hoca daha doğrudan ifadelerle Engin’e destek ol, merkezde durum nedir gibi sözlerle başladı. Nalbantoğlu durumu şöyle özetledi. “Bornova tabelasında iki isim var. Engin Önen ve Nevzat Kavalar. Başka kimse yok dedi.” Peki, bizim şansımız ne diye sorunca da “tamı tamına yüzde elli, yüzde elli. Senin referansların güçlü, Baykal buna ikna olmuş durumda, Nevzat’ı ilçe örgütü istiyor.” Özeti bu daha detay konuştuk tabi.

Fikret Hoca, Mustafa Özyürek üzerinden biraz katkı yap dedi ama buna istekli gözükmedi.

Sonradan öğrendim, sanırım Prof. Dr. Emin Alıcı hocamız da Baykal’ı arayıp Bornova için beni önermiş. Gerekçesini sormuş, o da kendince ifade etmiş. Bunu sonradan öğrendim. Ardından Baykal, bizim rektöre de, “bizimkilerden kimler tanır Engin’i” diye telefonda sormuş. Candeğer Hoca siyasete uzak olduğu için çok da isabetli isimler verememiş. Bana bunu o zaman söylemişti. Hocam arayın, şu isimleri verin dememiştim ben de.

Bir süre sonra çalışmalar bitti, adaylara karar verme zamanı geldi. Birçok aday adayı Ankara’da konaklıyordu. Ben buradan izliyordum. Birçok ilçenin adayları belli olmuştu. Sadece beş ilçede anlaşmazlık var deniyordu Politbüro arasında. Bornova, Buca, Çiğli, Konak ve Karabağlar.

İl Başkanı Karataş da o geceyi Genel Merkezde geçirmişti. Gecenin bir saatinde Baykal onu da çağırmış odaya. Söylenen o ki, Politbüro adaylarına tartışmayı bitirin demiş ve Karataş’a dönmüş, bu ilçeler için adaylarını sormuş. O da Konak’a kendini, Bornova’ya Kamil hocayı söyleyerek liste tamamlanmış. Kendisi okursa belki düzeltme ihtiyacı duyar biz de öğreniriz.

Daha sonra Cevat Durak bana, hocam saat gece yarısı ikiye kadar senin adın vardı demişti. O da geceyi genel merkezde geçirenlerdendi. Ben gördüklerimi ve duyduklarımı tanıklarla söylüyorum.

Bunlar geçmişte kaldı ama mekanizma nasıl işliyor konusunda fikir verici olaylar. Neyse daha süreç bitmedi. Kamil Hocanın adı açıklanınca Aziz Bey cephesinde büyük tepki oluştu. Ben ise geri dönüş dilekçemi vermiştim bile.

Aziz Bey, ekibi toplayıp, Genel Merkezin yolunu tutmuştu. Kamil olmaz, Sırrı olacak diye. Epey bir baskı oluşturmuşlar bu konuda. Fikret Hoca beni aradı. “Rıfat, Ankara’dan aradı. Aziz Bey ile birliktelermiş. Kamil Sındır’ın adaylığını iptal ettirmek için uğraşıyorlarmış. Biz mesafe aldık, Rektöre söyleyin, Baykal’ı arayıp Kamil olmaz derse, bu iş tamam dedi.”

Fikret hocam öyle şey mi olur diye karşılık verdim. O da peki Kamil hoca olmazsa kim olacak diye sordum diye kendince karşılık vermiş. “Olmaz öyle şey” dedim ve kestirdim.

Yarım saat sonra da Rektör aradı beni. Aziz Bey onu aramış. Uzun yıllar alt üst aynı apartmanda komşuluk yapmışlar. Belli bir hukukları da var. Rektör hoca da Aziz Beyin bu yönde istekte bulunduğunu bana iletti. Ben de kendisine “hocam öyle şey mi olur, siz rektörsünüz, görüşünüz sorulursa bir şeyler söylersiniz ama bir parti genel başkanını arayarak, üniversitenizdeki bir akademisyen için olmaz demeniz hoş olmaz.” Dedim. “Beni rahatlattın” dedi. Çünkü böyle bir işe o da razı değildi ama bana vefa borcu için soruyordu.

Onlar da Ankara’dan eli boş döndüler. Liste değişmedi ve seçime böyle gidildi.

Ben üniversiteye geri döndüm ve yine sivil toplum düzeyinde faaliyetlerimi sürdürdüm.

Post Views: 166
Önceki yazı

Haliletos’tan…

Sonraki Gönderi

Güldeste…

Engin Önen

Engin Önen

Sonraki Gönderi
Güldeste…

Güldeste...

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Güncel Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.