“CHP de sular durulmuyor”, “tartışmalar büyüyor” gibi yazıları basında okuyor, TV de her gün izliyoruz. Aslında bu bize halktaki umutların henüz kaybolmadığını, Cumhuriyet’in, ülkenin tutunacak güçlü bir dalı olduğunu da göstermiyor mu? Evet genel seçimleri net bir şekilde kaybettik, Cumhurbaşkanlığı’nı kaybettik. Yerel seçimler şimdi bir kat daha fazla önem kazandı. Chp’li başkanların yapacağı sosyal belediyecilik beklentisi ile halk yerel seçimleri önemsiyor. Genel seçimi kaybettik yerelin ne önemi kaldı diyemeyiz. Bir umut, insan olma özelliği işte, bir umut yine de.
CHP kongreleri olanca hızıyla sürüyor. Bugüne kadar 15 ilçe kongresi tamamlandı. İl genelinde tek listeye zorlanan bir uygulama gördük. Aslında seçim demek için en az iki liste olmalıydı. Çünkü seçim bir yarıştır, tek başına yarış olamayacağından seçim diyemiyorum. Atletizm sporcu seçmelerinde bile tek başına bir sporcuya derece tutulmaz. Mutlak şekilde en az iki sporcu koşar ki adı yarış olsun, atletler tüm çabasını göstersin.
Konak, Urla, Bayraklı, Seferihisar, Menderes kongrelerine katıldım. Karşıyaka Kongresini izledim. Salon hepsinde yarı yarıya doluydu. Delegelerin epey bir kısmı kongreye katılmadığından delege kartları dağıtım masalarında kalmıştı. Parti üyeleri, delegeleri kongrelere ilgi göstermiyor. Sebepleri sorulmalı, araştırılmalı. Bu bir inançsızlık mı? Protesto mu? Boşvermişlik mi? Kırgınlık mı? Hiç merak edip soran da olmadı şimdiye kadar bildiğim kadarıyla.
Kongrelerde konuşan İl başkanımızın bir cümlesi anlamlıydı. “Arkadaşlar, lütfen sözü olan herkes konuşsun, paylaşımınızı sosyal medyadan değil, burada, kürsüde paylaşın “dedi. Evet doğru ,ama üyelerin, kongre yapılan ilçe dışından gelen delegelerin tüzüğe göre söz hakkı yoktu. Delegeler de söz alarak leyhte, alayhte hiç konuşmak istemediler. Bilinmez ki neden çekindiler. Sözleri mi yok, sesleri mi?Yalnızca geçmiş dönem Mv’lerimiz konuştu. Salonlarda geçmiş yıllarda yaşadığımız görkemli kongrelerin heyecanı, iddiası yoktu. Sanki görev gereği, zorunluluktan doğan bir işi “yasak savar” gibi,” yaptım oldu”, şeklinde, “ yapıldı mı yapıldı” diyeceğimiz tarzda gördük ve yaşadık.
16 eylül de İzmir İl Kongresi yapılacak. Yine adına “uzlaşı” diyerek tek aday olması muhtemel, belki pazarlık bitmez iki aday olur ama kazanacak aday şimdiden belli. Baştan beri değişim mi, dönüşüm mü tartışmaları sürüyor. E seçeneği “hiçbiri”. Kongrelerin gidişatı bunu gösteriyor. “Seç beni seçeyim seni” sistemi işliyor yine. PM, MYK, GBY, her şey aynı şekilde yürüyecek gibi duruyor. Genel Başkan zaten tartışılamaz şu anda.
Öncelikle tüzük kurultayı yapmalıydık. Tüzüğü ve parti programını belirlemeliydik. Kongrelerde partililerimizi konuşturmalı, fikirleri tartışmalıydık. Hani “beyin fırtınası” deniyor ya bunun adına, bizde İzmirli ’yi yaz aylarında serinleten “meltem” bile esmedi. Meclis kürsüsünde hiç görmediğimiz Vekillerimizin sesini duymuş olduk. Seferihisar Kongresinde arkamda oturan bir delege yanındaki arkadaşına “ bu kim “diye sordu? Yanındaki de “bilmiyorum” dedi. Bilmiyor, tanımıyor işte. Hata partilimizin mi?
Bir de adamlara kızıyoruz, güreşçiyi banka yönetim kuruluna atadın diye, Devlet Tiyatrolarına nasıl olurda TK , genel müdür oluyor diye. Üniversitelere yapılan atamalar neden bu kadar liyakat esasından uzak diye. Hiç baktık mı kimleri seçtik? İlçe Başkanlarımızın Cv si kimde var? Yönetim kurulu üyelerimiz kimler? İl delegelerimiz kimlerden oluşuyor? Emekli valiler, kürsü başkanı prof.lar, adalet, eğitim, sanayi, sağlık temsilcileri neredeler? Bunlar yeni adıyla “pasif üyemi”. Hani Liyakat nerede? “Dönerci yardımcısı alınacak” olan ilan İngilizce verilmiş olan ülkedeyiz. Bin tane hüner istenmiş dönerci adayından bile.
Geçen zaman, azalan ama henüz diri olan umutlar. Bunlar son 10-15 günlük gözlemlerim. Geçen zamanı geri alamayız ama, hala bir şans varken geçmiş hataları yeniden yapmazsak iyi bir geri dönüş yapabiliriz.
Üç dönem, beş dönem koltuğa yapışanlar kalkmıyorsa yerinden, “Sağol arkadaş emeklerine” deyip yenilerini seçmeliyiz. Önseçimle, tüm üyelerimizin katılımıyla seçmeliyiz. Bakın o zaman partililer salonlara sığıyor mu? Sandıkları patlatıyor mu? Seçim nasıl kazanılırmış ? Görün, asıl değişim nasıl oluyormuş.
“ Makamlar kişilere değer katmaz, kişiler makamlara değer katar” Siyaset bir meslek olmadığına göre, bunu da böyle beletmek gerek. Anlayana elbette. Yoksa “Game Over”.
Büyük Usta Yaşar Kemal’e kulak veriyorum. Son bir umut var içimde, son. Konya’dan, Kayseri’den çoktan vazgeçtim de!














